Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı

04:0018/02/2019, Pazartesi
G: 18/02/2019, Pazartesi
Zekeriya Kurşun

13-14 Şubat’taPolonya’nın başkentiVarşova’da toplanan Ortadoğu’daBarış ve Güvenlik Konferansı ABD’ye yeni bir hayal kırıklığı yarattı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu konferans ile kısa bir süre önce Ortadoğu’da yaptığı görüşmelerde aldığı sonuçları dünyaya ilan; daha doğrusu, aldığını zannettiği bağlılıkları teyit etmeyi planlamıştı. Ancak bunun olamayacağı toplantıdan birkaç gün önce ortaya çıkınca gündem değişikline giderek, toplantı Ortadoğu Konferansı’ndan, Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik

13-14 Şubat’ta
Polonya
’nın başkenti
Varşova
’da toplanan Ortadoğu’da
Barış ve Güvenlik Konferansı ABD’ye yeni bir hayal kırıklığı yarattı
. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu konferans ile kısa bir süre önce Ortadoğu’da yaptığı görüşmelerde aldığı sonuçları dünyaya ilan; daha doğrusu, aldığını zannettiği bağlılıkları teyit etmeyi planlamıştı. Ancak bunun olamayacağı toplantıdan birkaç gün önce ortaya çıkınca gündem değişikline giderek, toplantı Ortadoğu Konferansı’ndan, Ortadoğu’da Barış ve Güvenlik Konferansı’na dönüştü.


MONOLOG MU DİYALOG MU
Altmıştan fazla ülkenin katıldığı toplantının değiştirilen gündemi “balistik füzelerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, siber tehditlere karşı alınacak önlemler, güvenlik ve enerji politikaları ile insani yardım” olarak ilan edildi. Ancak herkes bu toplantının
İran’a ambargosunun takibi
ve Pompeo’nun İran karşısında kurmaya çalıştığı
İsrail ile müttefik Sünnî blok
u güçlendirmeyi amaçladığının farkındaydı.
Rusya
ve
Çin
’in aldırmaması;
Almanya
ve
Fransa
gibi ambargoya güçlü destek veren ülkelerin toplantıya düşük düzeyde katılımları;
AB
’nin ilgisizliği
toplantıyı hedeflerinden uzaklaştırmış ve bir monoloğa dönüştürmüştür.
Kısaca ABD bu toplantıdan beklediğini alamamıştır. Ne P
ompeo’nun biat teyitleri ne de İran karşısında güçlü bir blok görüntüsü verilememiş
tir. Dolayısıyla toplantının siyasi sonuçlarından çok magazin boyutu gündeme taşınmıştır.
İsrail Başbakanı Netanyahu
’nun kulisleri,
Uman Dışişleri Bakanı
’nın Netanyahu ile gizli görüşme yapmak için geçtiği otopark manzaraları,
İsrail’in İran’a karşı kendisini müdafaa hakkı olduğunu beyan eden bazı Arap ülkeleri dışişleri bakanları
nın İsrail tarafından servis edilen ve sonra kaldırılan görüntüleri gündeme girmiştir.
Ortadoğu’da asla barışı istemeyen İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, toplantıdan mutlu ayrılıp,
Arap ülkeleri ile bugüne kadar sağlanan en önemli diyaloğu
sağladığını ilan etmesi; tamamen ülkesindeki iç siyasetin ve Şii baskısının altında
Bahreyn Dışişleri Bakanı
’nın, İran’ın İsrail’den daha zehirli olduğu yolundaki beyanatlarına rağmen bu toplantı bir fiyaskodur.
Barış’ı hedefleyen bir toplantının gerçek taraflarından, mağdurlarından ve bu konuda bağımsız fikir üreten düşünürlerden yoksun bir şekilde yapılması elbette böyle bir sonuç doğuracaktı. Toplantı için
Varşova’nın seçilmesi bile sorunlu veya maksatlı bir tercih
idi. İsrail’in kuruluşuna giden
Filistin topraklarına göçün buralardan başladığı
nı unutmamak gerekiyor. Polonya’da 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren
Yahudilere uygulanan soykırım
da iyi bir sınav vermeyen ve II. Dünya Savaşı yıllarında Almanya ile yapılan işbirliği hatıralarının yaşadığı bir coğrafyada,
Ortadoğu barışını aramak beyhude
dir. Zaten toplantının sona ermesinden bir kaç saat sonra bu konuda
İsrail ile Polonya arasında bir polemiğin yaşanması
da bunu göstermiştir. Yahudi meselesinin başladığı noktada meseleyi sonlandırarak, dünyaya mesaj verme hevesi ABD’nin kursağında kalmıştır. ABD başkanının danışmanı Jared Kushner’in toplantıda açıklaması beklenen Trump’ın “asrın projesinden” söz edilmemesini de Polonya’nın istediği anlaşılmaktadır.

Peki bu meseleyi toplantının mimarlarının bilmemesi veya düşünmemesi mümkün müdür?

Elbette değildir. Ancak ABD, 2003’ten beri Ortadoğu konusunda akıl tutulması yaşamaktadır. Sahip olduğu üstün askeri güç ile bölgede her şeyi yapabileceğini zanneden ABD, Irak’ta başarısız olmuş, Suriye meselesini içinden çıkılmaz hale getirmiş ve uyguladığı siyaset ile bugün karşı olduğu İran’ı bölgeye yerleştirmiştir.

EVANJELİK, BEDEVî VE MEDENî
Trump’ın ABD başkanı seçilmesinden sonra ticaret dışındaki ABD siyaseti rasyonalitesini yitirmiştir. Ticarette, “ticareti dini bir ritüel sayan Hind menşeli Banyanlar” gibi davranan ABD;
siyasette evanjelik aklı
hakim kılmıştır.
Selçuk’ta medfun Aziz Yuhanna
’nın yorumuna istinaden; her fırsatta önce İsrail’i güçlendirip
Kudüs merkezli bir Yahudi devleti yaratarak
ardından
İsa Mesih
eliyle bir
yeryüzü krallığı kurma zihniyeti,
bugünkü Ortadoğu politikalarına egemen olmuştur.
Peki,
ABD’nin dümen suyuna giden bölge ülkeleri
bunun farkında değil midir? Evet, onlar da farkındadır. Ancak toplantıda öne çıkan bazı
Körfez ülkelerinin, bedevi hayatın normlarına göre geliştirdikleri siyasetleri,
böyle davranmalarını gerektirmektedir. Asırlardır varlıklarını ve kendi sınırları içindeki güç ve nüfuzlarını kabilevî kimliklerinden alan bu güçler, tarih boyunca hep günlük siyaset takip etmişlerdir. Bu yüzden
itaatkar görünüp, isyan etmişler, müttefik görünüp, şartlara göre taraf değiştirmişler, hatta sadakat yemini edip ihanet etmişlerdir.
Bu ifadeler,
tahkir değil, tespit
tir. Bunları bilmeyenler veya anlamayanlar, bölge siyasetini çözme imkanından mahrumdur. Yarım asır boyunca
ABD siyaseti
, bölgeyi bilen
İngiltere’nin eski uzmanlarından beslenir
ken, aynı kapasitede insan yetiştirememiştir. Hülasa, her zaman söylediğimizi tekrar edelim: Zannedildiğinin aksine
ABD, bölgeyi tanımamakta
dır.
Peki
İran meselesi
muallakta mı kalacaktır? İran’ın siyaseti ve ürettiği karmaşa ayrı bir yazı konusudur. Ancak bir başlangıç olarak bu soruya medenî Müslüman bir devletin aklı ile cevap vererek yazıyı sonlandıralım.
İstanbul’da mukim
Batılı büyükelçilerin Osmanlı diplomatları ile bir araya
her geldiklerinde İran da söz konusu edilmekteydi. Zira İran’ın Rusya ile olan yakınlaşmaları ve tavizleri onları rahatsız ediyordu.
İran’a karşı Osmanlı nüfuzunu bir maşa olarak kullanmak
istiyorlardı. Bir ara, İran ile Osmanlı arasındaki bazı sınır sorunlarını bahane eden
Fransız elçisi III. Selim
’e, bazı bedeller karşılığında, aracılık teklif eder. Nahifliği ile tanınan ve siyasette mahareti göz ardı edilen III. Selim’in, teklife “
usule mugayir acayip şey
” diyerek verdiği cevap, hâlâ geçerlidir: “İki devleti buluşturan İslam birliği sayesinde, tarafların memurları,
sorunlarını aracı olmadan da çözmeye muktedir
dirler. Batılılar, hesaplarını açıktan söylesinler bu işe karışmasınlar.
#Polonyai
#Varşova
#Ortadoğu
#Evanjelik
#ABD