"İsrail Hamas gerçeğini kabul etmeli"
00:00, 06/09/2014, CumartesiG: Güncelleme: 11:20, 06/09/2014, Cumartesi
Yeni Şafak
"İsrail Hamas gerçeğini kabul etmeli"
Derin Tarih dergisi İsrail'in üç gencin ölümünü bahane ederek giriştiği kanlı Gazze operasyonu üzerine ABD'deki anti-siyonist Yahudilerin önemli isimlerinden tarihçi Norton Mezvinsky'nin görüşlerine başvurdu. Kendisine yöneltilen sorular neticesinde Mezvinsky problemin çözümüne yönelik ihtimalleri değerlendirdi.
ABD'deki anti-siyonist Yahudilerin önemli isimlerinden tarihçi Mezvinsky problemin çözümüne yönelik ihtimalleri değerlendirdi.
2014 yazına damgasını vuran vahşet
İsrail ile Hamas arasındaki silahlı mücadele 30 Haziran 2014'de başladı. 18 Temmuz'da İsrail Gazze topraklarını işgale yöneldi. Bu 2007 yılından beri İsrail'in Gazze'yi üçüncü işgaliydi. Çatışmalar sırasında 3'ü sivil 67 İsrail vatandaşı hayatını yitirdi. İsrail'de roket saldırılarından kaynaklanan maddi hasar asgari boyutlardaydı. Oysa Gazze'deki yıkım korkunçtu. 1,417'si sivil, 458'i çocuk toplam 1,965 Filistinli hayatını yitirdi. Aralarında az sayıda Hamas askerinin bulunduğu 10 binden fazla sivil yaralandı. Yarım milyona yakın insan yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kaldı. Tahminî rakamlara göre 16 bin 700 ev yıkıldı ya da ağır hasar gördü. 167 okul hasar aldı. 8 kanalizasyon ve su arıtma tesisi tahrip edildi. 26 hastanenin 10'u hasar gördü ve iş göremez hale geldi. Yaklaşık 3 bin dönüm tarım arazisi kullanılamaz vaziyette. Ve 14 Ağustos itibariyle BM kamplarında 200 bin Filistinli mülteci bulunuyordu.
Çözümün önündeki engeller
Barışçı bir çözüme doğru adım atabilmek için her iki tarafın da görüşme ve müzakereyi kabul etmesi şart. Görüşmelerde Filistin tarafında Hamas da temsil edilmeli. İsrail bu gerçeği kabullenmek zorunda, zira Filistin halkı El Fetih ve Hamas'ın siyasî liderliğini benimsemiş durumda. Müzakereler her iki tarafın da herhangi bir ön şart öne sürmeyeceği şekilde başlamalıdır.
Görüşmelere dışarıdan bir devletin müdahil olması meselesi ise oldukça problemli. 1993'te Oslo Anlaşması'ndan, hatta öncesinden beri ABD sürekli aracı olmaya çalıştı. ABD'nin görüşmelere müdahil olması herhangi bir olumlu sonuç vermedi. Her iki tarafın benimseyeceği başka bir aracı ise ufukta görünmüyor. Tarafların başka hiçbir aracı olmadan görüşmeleri yürütmeleri en uygun seçenek gibi duruyor.
İki devletli çözüm arayışları
Çoğunlukla iki devletli çözümün sorunun barışçı yollarla çözümü için en iyi seçenek olduğuna inanılıyor. Ne var ki bu noktada da, kurulacak devletlerin sınırlarının nasıl olması gerektiği ve önerilen Filistin devletinin tam bağımsız mı, yoksa İsrail'e yarı bağımlı mı olacağı tartışmalı.
İsrail Hükümeti tarafından korunan 500 bin kadar Yahudi yerleşimci ve bunların evleri, muhtemel bağımsız Filistin Devleti'nin kurulmasıyla ilgili çok ciddi bir problem teşkil ediyor. İsrail hükümetinin bu yerleşim yerlerini sürekli genişletmeye ve Batı Şeria'da giderek daha fazla toprağı işgale devam etmesi Filistin tarafındaki öfkeyi büyütüyor. Batı Şeria ile Gazze'nin birbirine nasıl eklemleneceği ise bir muamma.
İki devletli çözüm yaklaşımına ilişkin daha pek çok zor ve çözülmemiş engel mevcut: Örneğin Kudüs'ün statüsü ve Filistinlilerin İsrail tarafından el konulan topraklara geri dönme hakkı. Bütün bunlara ek ve bağlantılı olarak hem İsraillilerin, hem de Filistinlilerin diğer tarafa duyduğu aşırı güvensizlik de bir başka problem. Böylesi bir konjonktürde iki devletli bir çözümün tesis edilme ihtimali epey zayıf görünüyor.
Tek devletli çözüm
Halen azınlıkta olsalar da giderek artan Filistinli ve daha az sayıda İsrailli Yahudi, hem İsrail hem de Filistin için demokratik bir tek devletli çözümü savunuyor ve kurulacak laik demokratik devletin tüm vatandaşlarına eşit haklar vereceğini düşünüyor. İki devletli çözümle ilgili ortaya konulan pek çok problem tek devletli çözüm yaklaşımı için de geçerli. Dahası İsraillilerin kahir ekseriyeti farklı gerekçelerle bu tür laik, demokratik tek devletli çözüme yanaşmıyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri, böylesi bir devletin kurulması halinde Filistinlilerin kısa sürede çoğunluk haline gelerek Yahudilere karşı ayrımcılık yapacağına ve üzerlerinde baskılar uygulayacağına inanmaları.
Dolayısıyla mevcut şartlar dahilinde iki taraf açısından da yapılacak en iyi şey, her iki ülke halkına da fayda sağlayacak ortak ekonomik ve toplumsal projeler geliştirmektir. Bu olumlu adımlar da problemin tamamen ortadan kalkması için daha sağlam bir zemini iyi niyet ve dayanışma ruhu içinde oluşturmaya katkı sağlayabilir.

http://cdn.yenisafak.net/site/alg_norton_mezvinsky985a91cf.jpg
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.