Düşünce Günlüğü CHP sivil bir anayasaya neden destek veremez?

CHP sivil bir anayasaya neden destek veremez?

İdeolojik elitlerin iradesi, halk iradesinin ve onu temsil eden yasamanın üstünde; hatta hukukun da üstünde bir konum kazanmıştır. 1945''li yıllara kadar bütün aygıtları ile resmi ideolojiye göre yapılandırılan rejim, çok partili süreçte, toplumun büyük kitlelerini muhalif kategoride algılamaya başlamıştır. Bu algıya göre rejim güvenliği için halk ve değerleri tehdit oluşturmaktadır.

Abone Ol Google News
Yusuf Çağlayan Yeni Şafak
CHP sivil bir anayasaya neden destek veremez?
CHP sivil bir anayasaya neden destek veremez?
Bireysel ve toplumsal ilişkilerin öznesi kemiyet ve keyfiyetçe çeşitlendikçe, öznelerin birbirinin çıkar ve özgürlük alanlarını tehdit kapasiteleri arttıkça, bunun yol açtığı tazyikler, toplumsal barışı sağlayıcı ahlaki ve normatif bağlamları zorunlu kılar… Ayrıca, toplum hayatının doğurduğu ihtiyaçların tazyiklerinin büyüklüğü oranında toplumsal dayanışmayı sağlayıcı teşkilatlanma ve kurumlaşmalar da gerekli hale gelir. Karşı karşıya olduğumuz toplumsal barış sorunları, ağır semptomlarla tezahür etmektedir ve sivil bir anayasa yapılmasını acil bir ihtiyaç haline getirmiştir.

Anayasa, bütün toplumsal kesimlerin ittifak ettiği temel bir uzlaşı metnidir. Elbette böyle bir uzlaşının gerçekleştirilmesinin büyük zorlukları bulunmaktadır. Ancak, dünyanın birçok ülkesinde bu uzlaşı sağlanmış ve bütün kesimlerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, dolayısıyla da devleti herkesin devleti haline getiren sivil anayasalar yapılabilmiştir.

Ülkemizde bugüne kadar sivil bir anayasa yapılmasının önündeki en büyük zorluk ideolojik zihniyet olmuştur. Tek parti döneminden kalma ideolojik iktidar psikolojisinden, vesayet zihniyetinden kendini kurtaramayanlar, sivil bir anayasa yapılmasına karşı çıkmaktadırlar.

İDEOLOJİK DEVLET Mİ HUKUK DEVLETİ Mİ?

Hukukun üstünlüğü ilkesi, toplumda bireyselleşmeyi ve iş bölümünü arttırır. Buna karşılık, hukuki güvencenin olmadığı toplumlarda, bireyler alt kimlikler etrafında dayanışma içine girmeye başlarlar ve etnik veya dini cemaat kimliği etrafında içe kapanırlar. Çünkü hukuki güvence yokluğu toplumsal kaygı bozukluğuna yol açar ve bireyleri bir telafi arayışı kapsamında alt kimlik dayanışmasına iter. Bu ise, kimliklerin siyasallaşmasına; devlet veya birbirleri arasında çatışmacı bir ilişkiye yol açar.

Normalleşme için devletin bütün kurumları ile böylesine yıkıcı bir ideolojik referanstan kendini kurtarması ve toplumun her kesiminin kimlik değerleri ile barışması şarttır. Çünkü toplumları birarada barış içinde tutabilmenin en etkili vesilesi, o toplumun değişik kesimlerinin sosyo-kültürel kimlik referansı ile barışık bir devlet yapılanması olacaktır. Toplumun kültürel ve manevi kimlik değerlerinden meşruiyet almayan, bilakis bu değerlerle çatışan bir devlet yapılanması, devleti herkesin devleti olmaktan çıkaracaktır. Bu sebeple, ideolojik devletten hukuk devletine geçiş yapılmalıdır ki, bunun yolu da sivil bir anayasa yapılmasından geçer.

CHP VE İDEOLOJİK DEVLET

Vesayet rejiminin en temel iktidar aracını resmi ideoloji oluşturmaktadır. Resmi ideoloji ise, kültürel batılılaşma, dolayısıyla kendi kültürel sisteminden kopuşu (epistemolojik kopuş) temsil etmektedir. Ülkemizde bu ideolojinin temsilcileri oligarşik elitlerdir. Müesses siyasal yapı, halk tabanlı değil, belli bir ideoloji kalıbında şekil kazanmış bürokratik-elit tabanlı bir yapıdır. Bu yapı, elit-bürokratik kesimin toplumu kendi modern toplum tasavvuruna göre biçimlendirmek amacı doğrultusunda örgütlenmesiyle oluşmuştur. Bireyler, toplum, yaşam tarzı, kimlikler, haklar ve özgürlükler, statüler, normlar ve kurumlar bu tasavvura uymak, uymuyorsa zorla uydurulmak durumundadır. Oligarşik elitler, ulusalcıdır, ama ulusun temel değerleri ile savaşan ve ulusu kendi kimlik değerlerinden gelen bir tehlikeye(!) karşı koruma, kollama ve gerektiğinde de kurtarma misyonu üstlenen bir zihniyeti temsil etmektedirler.

Ülkemizde resmi ideolojinin tasarlayıp yürüttüğü bir kimlik siyasetine de dikkatinizi çekmek isterim. Bu kimlik siyaseti, toplumun farklı kesimlerine birbirlerini, üzerlerindeki baskı ve tahakkümün öznesi olarak algılatıyor. Toplum kesimleri hep karşı kesimi sorumlu tutmak suretiyle, o derinlerdeki gücün otoritesine süreklilik kazandıran bir parçalanmışlık ve gerilim halinde bulunuyor. Böylece, Kürtler için Türklerin, Aleviler için Sünnilerin, Sünniler için ateist ve laiklerin kontrolünde bir devlet algısı ortaya çıkıyor. Resmi ideoloji, bu kesimlerin her birisinin tepkisini yekdiğerinin desteği ile bastırıyor. Aslında resmi ideoloji bu kimliklerin hiç birisi ile barışık değildir.

İdeolojik devlet ortamında, kültürel kimlik, siyasi kimlik, dini kimlik, etnik kimlik sürekli bir tezatlaşma işlevi kazanmakta; toplum, adeta farklı kimliklerin çarpıştığı bir arenaya dönüştürülmektedir. Bu çatışmacı yapının korunması ve sürekliliği, toplumun manevi üst kimlik değerlerinin, dayanışma kültürünün devre dışı tutulması ile sağlanmaktadır. Çünkü, dayanışma kültürü devre dışı tutulur ise, toplumun ötekini dışlayıcı alt kimlik bilincinin devreye gireceği bilinmektedir. Toplumsal yapının bu parçalanmışlığının üreteceği iç tehditlere karşı, sistemin muhafazası işlevine kodlanmış darbeci ve derin yapılar büyük bir vatanseverlik anlayışı(!) ile kahramanca(!) vazifeye atılmaktadırlar.

CHP VE SİVİL ANAYASA

CHP''nin temsil ettiği resmi ideoloji, halkı, halkın değerlerini, hak ve özgürlüklerini, halk iradesinin politik yansımalarını (demokrasiyi) rejim açısından bir iç tehdit olarak algılatan bir iç güvenlik kültürü üretmiştir. Bu yüzden devlet-toplum ve toplumun değişik kesimleri arasında yabancılaşma ve ötekileştirme ortaya çıkmıştır. Toplumun iletişim ve uzlaşma kanalları olan ortak değerlerin etkisizleşmesi, toplumun değişik kesimlerini yalnızlığa itmiştir. Bu da alt kimlik dayanışmalarını, hatta çatışmalarını beslemektedir. Düzenin sağlanması için de güç kullanmak…Gücü temsil edenlere mahkum olmak tek seçenek halini almıştır.

Askeri vesayet ve darbeci zihniyet bu iç güvenlik algısı üstünde gelişip varlığını yıllarca sürdürmüştür. CHP ve darbeciler kendilerini halkın ve halka hizmet için var olan bütün kurumların vasisi olarak görmekte, asker ve sivil bürokratik makamları, birer feodal unvan, birer imtiyaz olarak algılamaktadırlar. CHP''nin darbecileri savunmasının nedeni budur. İdeolojik elitlerin iradesi, halk iradesinin ve onu temsil eden yasamanın üstünde; hatta hukukun da üstünde bir konum kazanmıştır. 1945''li yıllara kadar bütün aygıtları ile resmi ideolojiye göre yapılandırılan rejim, çok partili süreçte, toplumun büyük kitlelerini muhalif kategoride algılamaya başlamıştır. Bu algıya göre rejim güvenliği için halk ve değerleri tehdit oluşturmaktadır.

SİVİL ANAYASA KAÇINILMAZ

Temel referansı resmi ideoloji olan CHP, sosyolojik referansları göz ardı etmekte ve kaçınılmaz olarak toplumun ve toplumun değerlerinin örgütlenmesine yol açacak bir sivil anayasaya karşı çıkmaktadır. CHP toplum kimliğini ve çıkarlarını temsil eden bir devleti değil, devleti ele geçirmiş, devlet görüntüsü verilen bir elit azınlık örgütü iktidarını savunmaktadır. Bu ideolojik zihniyetin özgürlük-güvenlik dengesini kuran bir anayasaya açık olması mümkün değildir. Aksine kendini güvenceye alabilmesi, tüm kurumları kendi güvenliğine dönük olarak yapılandırmasına bağlıdır. Günümüze kadar sivil bir anayasa yapılmasını engelleyen bu zihniyet, toplumun sosyolojik bağlamından kopmuş, toplumun hizmetinden çıkmış, topluma tahakküm eden bir bürokratik sınıf iktidarına yol açmıştır. İç güvenlikten kastedilen şey, toplumun ve bireylerin değil, işte bu iktidarın güvenliğidir.

İşte ülkemizin içinden geçtiği bu politik süreç, tek partili devrede CHP tarafından inşa edilmiş ve günümüze kadar da CHP tarafından temsil edilmiştir. Sivil anayasa, CHP''nin ideolojik paradigmaları ile taban tabana zıttır. Bu sebeple günümüzde sivil bir anayasa yapma çalışmalarında, CHP tek parti dönemi ideolojik reflekslerle hareket etmekte ve bu siyasi ve ideolojik psikoloji ile ideolojik iktidarı öngörmeyen, aksine mevcut vesayet normlarını ortadan kaldıran sivil anayasaya karşı çıkmaktadır. CHP''nin bu psikolojiyi aşması ve sivil anayasaya destek vermesi oldukça zor bulunmaktadır. Günümüzde, CHP''nin temsil ettiği siyasi felsefenin toplumsal karşılığı gittikçe tükenmektedir. Öyle görünüyor ki, CHP pazara kadar değil, mezara kadar bu ideolojik zihniyetten kendini kurtaramayacaktır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.