
Eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, vefatının üzerinden 14 yıl geçen bugün, siyaset ve fikir dünyasında bıraktığı izlerle birlikte rahmetle anılıyor. 'Milli Görüş' anlayışıyla siyasi mücadele yürüten Erbakan, aynı zamanda mühendis, akademisyen, sivil toplum lideri, yazar ve düşünürdü. Siyasi kariyeri boyunca İslam dünyasının birlik ve beraberliği için çalışarak, Müslüman ülkelerin siyasi, teknolojik, kültürel ve ekonomik dayanışmasını savundu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamenter sistemle yönetildiği dönemde 23. Başbakanlık görevini üstlenen Prof. Dr. Necmettin Erbakan, vefatının 14. yılında saygı ve rahmetle anılıyor.

Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926'da Sinop'ta dünyaya geldi. Babasının ağır ceza reisi olarak görev yapması nedeniyle çocukluk yıllarını farklı şehirlerde geçirdi. İlkokula Kayseri Cumhuriyet İlkokulu'nda başladı ve eğitimini Trabzon'da tamamladı.

Erbakan, 1943 yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirdi. Sınavsız geçiş hakkı bulunmasına rağmen İstanbul Teknik Üniversitesi’ne sınavla girerek doğrudan ikinci sınıftan öğrenimine başladı. 1948’de mezun olduktan sonra, aynı üniversitenin Makine Fakültesi motorlar kürsüsünde asistan olarak akademik kariyerine adım attı.

Erbakan, 1943 yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirdi. Sınavsız geçiş hakkı bulunmasına rağmen İstanbul Teknik Üniversitesi’ne sınava girerek kabul edildi. Başarılı sonucu sayesinde doğrudan ikinci sınıftan öğrenimine başlayan Erbakan, 1948’de mezun olduktan sonra aynı üniversitenin Makine Fakültesi motorlar kürsüsünde asistan olarak akademik kariyerine adım attı.

1951 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından bilimsel araştırmalar yapmak üzere Almanya’daki Aachen Teknik Üniversitesi’ne gönderilen Erbakan, bu deneyimiyle hayatında önemli bir dönüm noktasına adım attı.

Almanya'da bulunduğu dönemde, Alman ordusu için araştırmalar yürüten DVL Araştırma Merkezi'nde çalışmalarına devam eden Erbakan, biri doktora olmak üzere üç tez hazırlayarak bilim dünyasında dikkat çekti. Özellikle motorların daha az yakıt tüketmesi üzerine hazırladığı rapor, Alman Ekonomi Bakanlığının ilgisini çekti. Akademik çalışmalarını sürdüren Erbakan, doçentlik tezini ise "dizel motorlarda püskürtülen yakıtın tutuşma sürecinin matematiksel analizi" üzerine tamamladı.

Erbakan, başarılı çalışmaları sayesinde Leopard tanklarının üretildiği Almanya’nın en büyük motor fabrikasına davet edildi. Burada başmühendis olarak görev alarak tank motorları üzerine önemli araştırmalar ve geliştirmeler yaptı.

Ağır sanayi hamlesinin ardından ilk yerli motor üretildi
Almanya'da edindiği tecrübelerle Türkiye’de ağır sanayi hamlesini başlatan Necmettin Erbakan, bunu aynı zamanda Milli Görüş’ün temel hedeflerinden biri olarak belirledi.

1956 yılında düzenlenen bir otomobil kongresinde, "Şeftaliden başka bir şey üretemeyiz" görüşüne karşı çıkan Erbakan, aynı düşüncedeki arkadaşlarıyla birlikte Türkiye'nin ilk yerli motorunu üretmek için Gümüş Motor Fabrikasını kurdu.

Bu fabrikada, Avrupa’daki muadillerine kıyasla daha düşük yakıt tüketen, saatte 5,5 litre motorin harcayan bir ve iki silindirli motorların üretimine başlandı.

Daha sonra fabrika hisselerinin çoğunluğu pancar kooperatifleri ve şeker fabrikalarına devredilince, Gümüş Motor'un adı Pancar Motor olarak değiştirildi ve Mart 1960’ta seri üretime geçildi.

Odalar Birliğinden siyasete
1966 yılında Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanı olarak göreve başlayan Necmettin Erbakan, ardından Genel Sekreterlik görevine getirildi. Kısa sürede Odalar Birliği İdare Heyeti üyeliğine seçilen Erbakan, bir yıl sonra ise Odalar Birliği Başkanı oldu.

Bu dönemde Nermin Saatçioğlu ile hayatını birleştiren Erbakan’ın, bu evlilikten Zeynep, Elif ve Muhammed Fatih adında üç çocuğu dünyaya geldi.
Odalar Birliği’ndeki görev süresince Anadolu sermayesini desteklemek için yoğun çaba harcayan Erbakan, başkanlık seçimlerinin geçersiz sayılması üzerine Danıştay’a başvurdu. Ancak süreç devam ederken, Ankara Valiliği kararıyla görevinden uzaklaştırıldı. Bu gelişme, Erbakan’ın siyasi kariyerinin başlangıcı oldu.

Konya’dan bağımsız milletvekili seçildi
12 Ekim 1969’daki genel seçimler öncesinde, dönemin güçlü partisi Adalet Partisi’nden (AP) milletvekili adaylığı için başvuran Erbakan, parti yönetiminden onay alamadı. Bunun üzerine Konya’dan bağımsız aday olarak seçimlere katıldı ve üç milletvekili çıkaracak kadar oy alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmeyi başardı.

Konya’daki milletvekilliği döneminde, kendisine yöneltilen "Bir çiçekle bahar olmaz" sözlerine karşı, "Evet, bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar" ifadeleriyle yanıt verdi.

Milli Nizam Partisini kurdu
Konya Milletvekili Necmettin Erbakan, 26 Ocak 1970’te 17 arkadaşıyla birlikte Milli Nizam Partisi’ni (MNP) kurarak siyasi mücadelesini kurumsal bir yapıya taşıdı. Genel Başkan olarak, kapitalizme ve Batıcılığa karşı duruş sergileyen bir siyaset izledi.
Erbakan’ın siyasetinde siyonizmle mücadele önemli bir yer tuttu ve özellikle Filistin davasını Türk siyaseti ve kamuoyunun gündemine taşıdı. Milli Görüş hareketinin lideri olarak, “Önce ahlak ve maneviyat” ilkesini benimseyerek gençlere ve partililere bu anlayışı aktarmaya çalıştı.

Ayasofya’da namaz daveti parti kapatma gerekçesi oldu
Erbakan ve arkadaşlarının izlediği siyaset tarzı, farklı çevrelerin dikkatini çekti. 12 Mart 1971 muhtırasının ardından, laikliğe aykırı faaliyetler yürüttüğü iddiasıyla Milli Nizam Partisi kapatıldı. Mahkeme kararında, Erbakan’ın konuşmalarında halkı Ayasofya’da namaz kılmaya davet etmesi de partinin kapatılma gerekçeleri arasında yer aldı.

MNP’nin kapatılmasının ardından Erbakan ve arkadaşları, 11 Ekim 1972’de Milli Selamet Partisi’ni (MSP) kurdu. 1973 genel seçimlerinde 48 milletvekili ve 3 senatör çıkararak toplam 51 parlamenterle Meclis’te temsil hakkı kazandı.
Seçimlerin ardından CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ile yapılan görüşmeler sonucunda CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruldu. Bu hükümette Necmettin Erbakan, başbakan yardımcısı olarak görev aldı.

"Mücahit Erbakan"
1970’lerin başlarında Kıbrıs sorunu Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelirken, siyasiler Ada’daki gelişmelere yönelik stratejiler üretmeye odaklandı.
20 Temmuz 1974’te gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı, dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan tarafından güçlü şekilde savunuldu. Bu süreçte, kararlı tutumu ve destekleyici tavrı nedeniyle kamuoyunda "Mücahit Erbakan" olarak anılmaya başlandı.

Ancak Kıbrıs meselesi, CHP-MSP koalisyonunda derin görüş ayrılıklarına yol açtı. Erbakan ve Bülent Ecevit’in farklı yaklaşımları nedeniyle CHP-MSP hükümeti 17 Eylül 1974’te sona erdi. MSP, ilerleyen yıllarda kurulan farklı hükümetlerde de yer almaya devam etti.
1978 yılına gelindiğinde, siyasette "11’ler hükümeti", "milletvekili pazarlığı" ve "Güneş Motel" gibi siyasi krizler gündemi meşgul etti. Bu çalkantılı dönemin ardından, 12 Eylül 1980 askeri darbesi gerçekleşti ve Erbakan ile birlikte Milli Görüş hareketi de askeri yönetimin hedefi haline geldi.

Cezaevi süreci
6 Eylül 1980’de Milli Selamet Partisi tarafından Konya’da düzenlenen Kudüs Mitingi, partinin kapatılmasının gerekçelerinden biri olarak gösterildi.
Bu süreçte Erbakan, partisinin kapatılmasına ve yaşanan zorluklara karşı büyük bir "dava" mücadelesi verdi. Bu dava, Erbakan’ın politik vizyonunu savunmaya ve yeni Türkiye’nin inşasında temel oluşturan bir anlayışa dönüştü. Erbakan, "dava" için yetiştirdiği nesilleri bu ideallerle donatarak uzun vadede büyük bir etki yarattı.
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında, Erbakan İzmir’de uzun süre gözaltında kaldı. Ardından çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı ve 9 ay boyunca cezaevinde kaldı.
Cezaevinden çıktıktan sonra, yeni bir siyasi parti kurma çalışmalarına hız veren Erbakan, siyasi mücadelesine devam etti.

Refah Partisi kuruldu
Siyasi yasaklı olan Necmettin Erbakan, MSP’nin kapatılmasının ardından Refah Partisi'ni (RP) 19 Temmuz 1983 tarihinde kurdu.
Partinin genel başkanlığına Ahmet Tekdal getirildi. Ancak Erbakan’ın siyasi yasaklarının kaldırılmasının ardından, 11 Ekim 1987 tarihinde yapılan kongrede oy birliğiyle Refah Partisi’nin genel başkanı oldu.
Bu tarihten sonra, yerel seçimlerde Refah Partisi'nin kazandığı belediyeler ve bu belediyelerdeki başarılı hizmetler, Erbakan ve siyasetine olan ilgiyi önemli ölçüde artırdı.

Milli Görüş’ün yeni modeli
Milli Görüş fikri, Türkiye’de yeni bir siyasi model haline geldi. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Milli Görüş, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere birçok kentin yerel yönetiminde güç kazandı ve iş başına geldi.

Refah Partisi birinci parti oldu
20 Ekim 1991 seçimlerinde, Necmettin Erbakan, Konya'dan yeniden milletvekili seçildi ve Refah Partisi siyasetteki gücünü artırmaya devam etti.

1995 yılı genel seçimlerinde, Refah Partisi %21,7 oy oranıyla sandıkta birinci parti olarak çıktı. Erbakan, Konya milletvekili olarak TBMM’ye tekrar girdi. Ancak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Refah Partisi'ne hükümeti kurma yetkisini vermedi. Bunun üzerine, DYP-ANAP koalisyon hükümeti kuruldu, ancak bu hükümet sadece 3 ay sürdü.

54. Hükümet'te başbakanlık yaptı
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Necmettin Erbakan'a verdi ve 28 Haziran 1996'da Erbakan, 54. Hükümet'in Başbakanı olarak göreve başladı. Erbakan, Tansu Çiller'in liderliğindeki Doğru Yol Partisi (DYP) ile koalisyon kurarak hükümeti oluşturdu.

Başbakanlık döneminde, Erbakan dış politikada önemli adımlar attı. En dikkat çekici girişimi, G-7 ülkelerine karşı gelişmekte olan Müslüman ülkeleri bir araya getirmek amacıyla D-8 (Gelişen Sekiz Ülke Grubu)’nu kurmak oldu.

Başbakanlıktan istifa etti
27 Mayıs 1997'de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi'nin temelli kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Bu gelişme, Necmettin Erbakan'ın başbakanlık görevini sonlandırmasına yol açan siyasi krizlerden birini oluşturdu.

Koalisyon ortağı Doğru Yol Partisi'nin protokol gereği başbakanlık koltuğunu alması için Erbakan, 30 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu.

Cumhurbaşkanı Demirel, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller yerine, 55. Hükümet'in kurulması için Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a hükümeti kurma görevini verdi.

Refah Partisi'nin kapatılması ve siyaset yasağı
16 Ocak 1998'de, Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi'nin kapatılmasına karar verdi. Ayrıca, Necmettin Erbakan'ın da aralarında bulunduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

Erbakan, partisinin kapatılmasının ardından yaptığı açıklamada, "Bu alınmış karar, tarihin akışı içerisinde basit bir noktadır." diyerek, kararın halkın büyük bir kısmını temsil eden Refah Partisi ve onun davası üzerinde hiçbir etkisi olmayacağını belirtti. Erbakan, bu kararın yalnızca "Refah inancının tek başına iktidarı" için yol açacağını ve Refah Partisi davasının camiasının çok daha büyüyüp gelişeceğini kesinlikle ifade etti.

Refah Partisi kapanmadan Fazilet Partisi kuruldu
Refah Partisi'nin kapatılması sürecini beklemeyen Refah Partisi üyeleri, 17 Aralık 1997'de Milli Görüş hareketinin dördüncü partisi olarak Fazilet Partisi'ni kurdu. Partinin genel başkanlığına Recai Kutan getirildi.

Fazilet Partisi'nin 14 Mayıs 2000'deki kongresinde, parti içindeki gelenekçi ve yenilikçi kanat arasında bir yarış yaşandı. Abdullah Gül, yenilikçi kanadın, Recai Kutan ise gelenekçi kanadın desteğini aldı.
Bu dönemde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Fazilet Partisi'nin de kapatılması için dava açtı.

Fazilet Partisi'nin kapatılması
Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı görevine başlamasının ardından, Vural Savaş'ın yerine atanan Sabih Kanadoğlu, Fazilet Partisi’nin kapatılması için hazırladığı delillerle 22 Haziran 2001'de partinin kapatılmasına karar verildi.

Saadet Partisi'nin kuruluşu ve Erbakan'ın geri dönüşü
Necmettin Erbakan, Refah ve Fazilet Partisi'nin kapatılmasının ardından, "Atımızı alan yolumuzu da almadı ya." diyerek tepkisini gösterdi. Bir ay sonra, Milli Görüş hareketinin beşinci partisi olarak Saadet Partisi kuruldu.

Ancak, Milli Görüş'ten ayrılan isimler Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AKP) kurdu ve 2002'deki erken seçimde tek başına iktidar oldu. Saadet Partisi, seçim barajını geçemeyerek TBMM dışında kaldı.
Erbakan, 5 yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından, Mayıs 2003'te Saadet Partisi Genel Başkanı olarak siyasete geri döndü.
Kamuoyunda "kayıp trilyon davası" olarak bilinen Refah Partisinin mali hesaplarına ilişkin davada kendisine verilen hapis cezasından dolayı Erbakan, 30 Ocak 2004'te Saadet Partisi Genel Başkanlığı ve üyeliğinden ayrılmak zorunda kaldı.
Erbakan'ın, sağlık sorunları sebebiyle başvurusundan dolayı cezanın infazı ertelendi.
Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Erbakan'ın 2 yıl 4 aylık hapis cezasını, yeniden yargılama sonunda değiştirmedi ancak cezasını konutunda çekmesine karar verdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan'ın "sürekli hastalık" nedeniyle aldığı ev hapsi cezası 19 Ağustos 2008'de kaldırıldı.

2011'de Hakk'a yürüdü
Necmettin Erbakan, 17 Ekim 2010'da Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi'nde yeniden genel başkan olarak seçildi. Ancak, 28 Şubat postmodern darbesinin 14. yılı arifesinde, 27 Şubat 2011'de solunum yetmezliği, kalp ve çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.

Erbakan, vasiyeti üzerine devlet merasimi yerine, İstanbul Fatih Camisi'nde düzenlenen yüz binlerin katıldığı cenaze töreniyle ebediyete uğurlandı.







