Bana düne kadar, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu''nun kendisinden önceki genel başkan Sayın Deniz Baykal''a yapılan ''kasetli suikast'' olayı ile ilgisi var mıdır diye sorsaydınız, cevabım, "İhtimal vermiyorum" olurdu.
Fakat dün itibariyle artık böyle düşünmüyorum.
Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu, ''siyasi imha aracı'' olarak gerektiğinde kaset kullanılabileceğini bir beyanı ile açık etmiş oldu. Bu konudaki etik (olmayan) duruşunu ortaya koydu.
Dün Radikal''den Murat Yetkin''in yazısı şöyle
başlıyordu
: "CHP lideri Radikal''e açıkladı: Oda TV muhabirinin şantaj teklifiyle geldiği isim AKP yöneticisiydi. Madem banta almış, açıklasın."Demek ki, bir siyasetçinin gizlice kaydedilmiş ayıp görüntülerinin ortaya saçılması konusunda hiçbir mahzur görmüyor Sayın Kılıçdaroğlu. Açıklanmasını istiyor.
Sayın Kılıçdaroğlu''nun bizzat kendisi, "Benim elimde böyle bir kaset var" iddiası ile yanına geldiğini iddia ettiği gazeteci görünümlü bayana, "Bre densiz, sen insanların özel hayatıyla ilgileri görüntüleri el altında tutmaya ve bize bundan söz etmeye utanmıyor musun?" demediğine göre, üstelik, "kendisine buradan çağrıda bulunuyorum, yayınlasın bunu" dediğine göre, bu tür görüntülerin yayınlanması konusunda ilkesel olarak hiçbir sorun görmüyor demektir.
Bir siyasi kişiliğin gizlice kaydedilmiş özel görüntülerinin yayınlanması çağrısında bulunan Sayın Kılıçdaroğlu''nun bu davranışını, ''ahlaksız teklif'' olarak nitelendiriyorum.
Sayın Kılıçdaroğlu eğer, "Sözü edilen kişi siyasi rakibimiz olan AK Partili biri bile olsa, bu tür kirli yollara tevessül edilmesine asla razı olamayız ve bunu ilkesel olarak reddediyoruz" deseydi, Türkiye''nin ihtiyacı olan ilkesel bir duruşun çarpıcı bir örneğini sergilemiş olurdu. Aksine, "kaset açıklansın" şeklindeki beyanlarıyla, bu konudaki duruş zaafiyetini de ortaya koymuş oldu.
Bu durumda Sayın Kılıçdaroğlu''nun, kendi partisi içindeki iktidar mücadeleleri bağlamında da, gerektiğinde böyle bir yola tevessül etmeyeceği yönünde bana güvence verilebilecek, kesinlikle ''o taraklarda bezi olmaz" diyerek beni ikna edebilecek olan var mı? Lütfen, bekliyorum. Bunlar ülkeyi yönetme iddiasındaki insanlar. Bir vatandaş olarak kendilerine güvenmek istiyoruz.
Nerede ise her konuşmasında telefonların dinlendiği ve kişilerin özel hayatına müdahale edildiği yönünde mesajlar veren Kemal Kılıçdaroğlu''nun, söz konusu olan iddia AK Partili olduğu iddia edilen bir siyasi hakkında olunca kırmızı noktalı çağrı yapması aslında süpriz olmamıştır. Siyasi hayatının bütününe hakim olan zikzaklar konusunda yeni bir örnek teşkil etmiştir.
Oda TV Ankara muhabiri Ayfer İklim Kaleli''nin Fatih Altay''lıya konuk olduğu Teke Tek programını izledim. İstanbul Çamlıca''da oturduğum için aynı saatlerde yağan lapa lapa kar yağışını izlemek için ara sıra balkona çıktığım dakikalarda eğer ben farkına varmadan bahsi geçmedi ise, konuşmalar sırasında içinde AK Parti zikredilen bir cümle duymadım.
"Bunu neyi gösterir ki?" diyen okuyucularımız olabilir.
Çok şeyi gösterir.
Sayın Baykal daha önce maruz kaldığı kaset şantajında ısrarla hükümeti adresi göstermişti. Yaşanan olaylardan sonra, kasedin izini gerçekte nerelerde sürmesi gerektiği konusunda sanırım kendisine yeni sorular soracaktır. Hangi ''karanlık odaların'' CHP içindeki iktidarı ele geçirmek için oyun peşinde olduğunu daha rahat görecektir.
CHP''nin içinde düştüğü hal, hakikaten içler acısı..
CHP İstanbul İl Başkanı''nın neden 53 gün ancak sabredebildiğini ve istifa etmek zorunda kaldığını daha iyi anlıyorum.
Mübarek sanki parti değil, Dallas dizisi...
Başlıklar :

