Son günlerde iç karışıklıklarla gündeme gelen Yemen’de gerçekte neler olup bittiğine dair yeterince siyasî analiz yapıldığını söyleyebiliriz. Konunun dinî/itikãdî boyutuna gelince, orada bir miktar boşluk bulunduğu görülüyor. Bu yazıda söz konusu boşluğun kısmen de olsa doldurulması istikametinde bir özetleme yapmaya çalışacağım.
1. “Yemen” deyince akla gelen “Hûsîler”le Yemen Şiası›nı aynîleştirmek doğru değil. Bütün Hûsîler şiidir, ama bütün şiiler Hûsî değildir. Hûsîlik, adını Hüseyn Bedruddîn el-Hûsî’den (ö. 2004) alan bir örgüttür.i
2. Yemen şiiliği, İran/Irak şiiliği gibi “imâmî” değilii “Zeydî”dir. İmâmiyye, tıpkı peygamberler gibi, hatta Hz. Peygamber (s.a.v) dışındaki peygamberlerin tamamından üstün ve “masum” kabul ettiği 12 imam inancını merkeze alırken, adını, İmam Muhammed el-Bâkır’ın baba-bir kardeşi İmam Zeyd’den alan Zeydîlikte “masum imam” inancı yoktur.
3. İmâmî kaynaklar İmam Zeyd’in, ağabeyi İmam Muhammed el-Bâkır’ın imametini desteklemek için ayaklandığını ileri sürerken Zeydî kaynaklar bunu temelden reddeder. Zeydîliğe göre «nassla tayin edilmiş imam” olmadığı gibi, “masum imam” da yoktur. Ehl-i Beyt’ten her kim fiilî bir ayaklanmayla iktidarı ele geçirirse “hak imam” odur. Dolayısıyla Zeydîlere göre, İmâmiyye›nin, sürekli “takıyye” yaparak yaşamış imamları hak imam olamaz. Bu noktada Zaydiyye’nin İmâmiyye›ye dönük çok sert eleştirileri vardır. Bilhassa «Şâh Serîcân” olarak bilinen Ebu’l-Hasen Ali b. el-Hüseyn ed-Deylemî’nin (v. V/XI. Yüzyıl) el-Muhît bi’l (bi Usûli’l)-İmâme isimli iki ciltlik eseri –ki elimizde üç ayrı yazma nüshası bulunmaktadır– konunun en detaylı şekilde işlendiği kitap olarak öne çıkmaktadır.iii
4. Özellikle ilk dönem Zeydîlik fıkhî tercihleri bakımından Hanefî mezhebine, itikad olarak da Ehl-i Sünnet’e oldukça yakındır. Hatta İmam el-Kevserî gibi alimler, ilk Zeydîleri ehl-i bid’at olark zikretmenin doğru olmadığını söyler. Ancak daha sonra Zeydîlik içinde oluşan alt dallar, Ehl-i Sünnet’le ihtilaf noktasında oldukça keskin bir çizgi benimsemiştir. Aşağı yukarı el-Kãsım er-Ressî’ye (246/860) kadar Ehl-i Sünnet’e ve Hanefîliğe yakın bir seyir izlemiş olan Zeydîlik, bu zatla birlikte Mu’tezile’ye doğru kaymaya başlamış, özellikle torunu el-Hâdî İle›l-Hak Yahyâ b. el-Hüseyn (298/911) döneminden itibaren hemen tamamen Mu’tezilî bir karakter almıştır.
5. Zeydîliğin ilk Yemen hakimiyeti el-Hâdî İle›l-Hak ile birlikte vücut bulmuştur. Bugüne, eserleri dışında hatırı sayılır bir etki bıraktıklarını söyleyemeyeceğimiz küçük bir grubu bundan istisna edebiliriz. “İbnu›l-Vezîr” diye bilinen Muhammed b. İbrâhîm el-Yemânî (840/1436), “el-Emîr es-San’ânî” diye maruf Muhammed b. İsmâ›îl es-San’ânî (1182/1768) ve Muhammed b. Ali eş-Şevkânî (1250/1834) bunlar arasında sayılabilir. Ancak bu zatların, özellikle son ikisinin son derece sinsi tavırlarla bir kısım Ehl-i Sünnet çevrelerde itibar elde ettiğine özellikle dikkat çekilmelidir. Konunun bu yönünü belki daha sonra müstakil yazılar halinde ele alabıiliriz.
6. Yemen’in 945/1538 yılında Osmanlı devleti hakimiyetine geçtiği dönemden itibaren bu coğrafyada görülen Zeydî isyanları mevcut çizgisiyle Zeydîliğin Ehl-i Sünnet karşıtlığı noktasındaki tutumunun en çarpıcı örneklerinden birini oluşturur.
7. Geldiğimiz noktada Hûsîler İran’ın da açık desteğiyle, terihten tevarüs ettikleri Ehl-i Sünnet karşıtı reflekslerle hareket etmekte, hatta diyebiliriz ki itikadî noktada bütün gruplarıyla büyük ölçüde İmâmiyye›nin etkisi altına girmiş bulunmaktadır.
Hayırlı cumalar…
* Kendilerine "Ensârullah"
(Allah'ın Dininin Yardımcıları) diyorlar.
** "12 İmamcılar" ya da "İsnâ aşeriyye" olarak da ifade edilen "İmâmiyye"ye göre "imâmet", peygamberlik gibi vahye dayalı bir müessesedir. Allah Teala her peygambere bir "vasî" tayin etmiştir. Hz. Ali (r.a) de Hz. Peygamber (s.a.v)'in vasisi olarak tayin edilmiştir. Ondan sonra da imamet Hz. Hüseyin (r.a) üzerinden devam ederek –halen gaybette bulunduğuna ve kıyamet öncesi geri geleceğine inanılan– Muhammed el-Mehdî'ye kadar gelir.
*** Bu eserden hareketle, bilhassa İmâmiyye'nin "imâmet" anlayışına reddiye olarak öne çıkan bölümler el-Müntezâ' mine'l-Muhît bi'l-İmâme adıyla (Şâmile formatında) hazırlanmış bir seçki internette mevcuttur.

