Cuma namazına kuyumcular da dâhil tüm esnaf kapılarına kilit vurmadan giderlerdi.
12:37, 11/02/2019, PazartesiG: Güncelleme: 13:02, 11/02/2019, Pazartesi

Osmanlı'nın ince düşünülmüş gelenekleri: Kuyumcular kapılarını kilitlemeden giderdi

Gelişen teknoloji, yüksek binalar, site kültürü, plaza hayatı… Saymakla bitmeyecek birçok değişim sosyal hayatı etkiliyor. Önceleri sosyal hayatta daha samimi ilişkiler kurulduğunu büyüklerimizden duyuyoruz. Haksız da değiller. Özellikle Osmanlı döneminde sosyal hayatta uygulanan birçok incelik gelenek haline geldiği için uzun yıllar Türk toplumunda sosyal hayat incelik, anlayış üzerine kuruluydu. Fakat son yıllarda ne yazık ki bu gelenekler yok oldu. İşte o geleneklerden bazıları:

Günümüzde korna seslerinden, seyyar satıcıların bağrışlarından rahatsız olmamak mümkün değil. Bunu eskiler usulüne göre engellenmenin yolunu bulmuş. Evlerinin önüne sarı çiçek koyarak “Bu evde hasta var. Pencerenin önünde hatta bu sokakta gürültü yapmayın mesajı verilirmiş. Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa da Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var. Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etmeyin anlamına gelirmiş.
Günümüzde korna seslerinden, seyyar satıcıların bağrışlarından rahatsız olmamak mümkün değil. Bunu eskiler usulüne göre engellenmenin yolunu bulmuş. Evlerinin önüne sarı çiçek koyarak “Bu evde hasta var. Pencerenin önünde hatta bu sokakta gürültü yapmayın mesajı verilirmiş. Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa da Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var. Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etmeyin anlamına gelirmiş.
Eskilerin en kadar ince düşünceli olduğunu gösterecek bir başka örnek ise kahve ikramı yanında getirilen su. Misafir ikram edilen kahvenin yanında gelen suyu içerse aç olduğu anlaşılır ve onun için yemek hazırlanırdı. Eğer kahveyi içerse tok olduğu anlaşılırdı.
Eskilerin en kadar ince düşünceli olduğunu gösterecek bir başka örnek ise kahve ikramı yanında getirilen su. Misafir ikram edilen kahvenin yanında gelen suyu içerse aç olduğu anlaşılır ve onun için yemek hazırlanırdı. Eğer kahveyi içerse tok olduğu anlaşılırdı.
Sadaka taşları, Osmanlı döneminde uygulanan geleneklerden belki de en ince düşünülmüşü. Sadaka taşları taş bloklardan oluşan, genellikle cami veya türbe köşelerinde bulunan, ortası çukur, bir buçuk iki santimete yüksekliğinde taşlardı. Bu taşlar Osmanlı’da sosyal dayanışmanın bir parçasıydı ve fakirlerin umut kapısıydı. Fakirler dilenmekten, zengin riya ve gösterişten çekindiği için sadakalarını bu taşlara koyar, fakir de gece vakti gelip ihtiyacı kadarını buradan alıp, geriye kalanını kendisi gibi bir başka fakire bırakırdı.
Sadaka taşları, Osmanlı döneminde uygulanan geleneklerden belki de en ince düşünülmüşü.  Sadaka taşları taş bloklardan oluşan, genellikle cami veya türbe köşelerinde bulunan, ortası çukur, bir buçuk iki santimete yüksekliğinde taşlardı. Bu taşlar Osmanlı’da sosyal dayanışmanın bir parçasıydı ve fakirlerin umut kapısıydı. Fakirler dilenmekten, zengin riya ve gösterişten çekindiği için sadakalarını bu taşlara koyar, fakir de gece vakti gelip ihtiyacı kadarını buradan alıp, geriye kalanını kendisi gibi bir başka fakire bırakırdı.
Ramazan ayına özel uygulanan örnek geleneklerde yok değil. Mesela zimem defteri yani veresiye defterleri zenginler tarafından ödenirdi. Zenginler, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav gibi dükkanlara girerek onlardan zimem defterini ister ve ya tamamını ya da baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfalar kopararak “Silin borçlarını. Allah kabul etsin” derlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren de kimin borcunu ödediğini bilmezdi.
Ramazan ayına özel uygulanan örnek geleneklerde yok değil. Mesela zimem defteri yani veresiye defterleri zenginler tarafından ödenirdi. Zenginler, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav gibi dükkanlara girerek onlardan zimem defterini ister ve ya tamamını ya da baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfalar kopararak “Silin borçlarını. Allah kabul etsin” derlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren de kimin borcunu ödediğini bilmezdi.
Mahalle kahvesi olarak bilinen, her mahallenin imam, muhtar ve ileri gelenlerine mahsus o zamana göre adeta bir kulüp niteliğinde olan bir kahvesi vardı. Mahalle kahveleri, günümüz kahvelerinden farklı olarak, ilmi, edebi konuşmaların, tarih sohbetlerinin yapıldığı ve hatta şiir ve manzumelerin okunduğu, hikâyelerin anlatıldığı, bilmeyenlerin, bilenlerden istifade ettiği yerlerdi.
Mahalle kahvesi olarak bilinen, her mahallenin imam, muhtar ve ileri gelenlerine mahsus o zamana göre adeta bir kulüp niteliğinde olan bir kahvesi vardı. Mahalle kahveleri, günümüz kahvelerinden farklı olarak, ilmi, edebi konuşmaların, tarih sohbetlerinin yapıldığı ve hatta şiir ve manzumelerin okunduğu, hikâyelerin anlatıldığı, bilmeyenlerin, bilenlerden istifade ettiği yerlerdi.
Osmanlıda evlerin kapısında ay yıldız var ise evden birinin hacca gittiği anlamına geliyordu. Ayrıca kapılarda iki tokmak olurdu. Biri kalın biri ince. Gelen kişi kadın ise ince tokmakla vururdu ve evin hanımı kapıyı açardı. Eğer gelen ise erkek ise kalın tokmakla kapıyı vurur ve evin hanımı kapıyı ya örtünüp açar ya da evde bulunan bir erkek kapıyı açardı.
Osmanlıda evlerin kapısında ay yıldız var ise evden birinin hacca gittiği anlamına geliyordu. Ayrıca kapılarda iki tokmak olurdu. Biri kalın biri ince. Gelen kişi kadın ise ince tokmakla vururdu ve evin hanımı kapıyı açardı. Eğer gelen ise erkek ise kalın tokmakla kapıyı vurur ve evin hanımı kapıyı ya örtünüp açar ya da evde bulunan bir erkek kapıyı açardı.
Eve gelen misafirin giderken tekrar geri gelmesi için ayakkabılarının ucu evi gösteriyor şekilde konurdu. Böylece misafir geri geri çıkar ve ‘gidin ama tekrar gelin’ manası verilirdi.
Eve gelen misafirin giderken tekrar geri gelmesi için ayakkabılarının ucu evi gösteriyor şekilde konurdu. Böylece misafir geri geri çıkar ve ‘gidin ama tekrar gelin’ manası verilirdi.
Aynı mahallede birisi öldüğünde cenaze evine komşular sırayla yemek yapar, eğlenmezdi.
Aynı mahallede birisi öldüğünde cenaze evine komşular sırayla yemek yapar, eğlenmezdi.
Peygamber Efendimiz 63 yaşında vefat ettiğinden dolayı 63 yaşını geçmiş büyüklere yaşları sorulduğunda, ‘haddi aştık’ derlerdi.
Peygamber Efendimiz 63 yaşında vefat ettiğinden dolayı 63 yaşını geçmiş büyüklere yaşları sorulduğunda, ‘haddi aştık’ derlerdi.
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026