İstanbul Altın Borsası 1995 yılında faaliyete geçtiği günden beri hızlı bir şekilde yükselişini sürdürüyor. Bu hafta İAB Başkanı Osman Saraç ile Altın Borsası'nın farklılığını ve Türk ekonomisine yönelik katkılarını konuştuk.
Haklısınız 80 öncesi özellikle maden alanında büyük bir kayıt dışılık ve kaçakçılık olduğu için borsamızın birincil amacı altının, kıymetli madenlerin Türkiye'de kayıt içine alınması yönünde büyük bir çalışması olmuştur. Bu manada kuyumculuk sektörünün itibarını daha da yükselttiği gibi sektörün ihracatının artmasına da çok büyük katkılarda bulunmuş halen de bulunmaya devam edi-yor. Borsa aynı zamanda SPK'nın yönetim, denetimine giren bir borsa hüviyetine kavuşmuştur. Dünyada İstanbul Altın Borsası benzeri bir borsa yok.
İşlem alanında da tüm dünya bazında ithalat bazında son yıllarda ilk üçe giriyor ama genel olarak ilk beşe giren bir ülke.
Ham elmas ticaretinin düzenlemesine dair bir uygulamayı da sanırım bu yıl sonuna kadar başlatmayı düşünüyoruz. Onunla ilgili bir sertifika süreci var. Sertifika bastırmak para bastırmak kadar önemli bir hadise. Yıl sonuna kadar burada küçük bir ham elmas piyasası oluşturmayı düşünüyoruz.
Hurdada dönen ciddi bir miktar var. Kışın ciddi bir artış olur. Kışın insanlar altın satmaya başlarlar. Yazın alırlar, kışın satarlar. Bu konuda mevcut bir serbest piyasa var zaten. Bu sirkülasyon muazzam boyutlarda değil. Yıllık 5-6 tonu
geçmeyecek bir kapasiteden bahsediyorun. Bizim yıllık ithalatımız 200 ton. Bununla kıyaslandığında çok küçük bir rakam. %5'ine tekabül ediyor. Fakat daha büyük miktarlarda olabilir mi? Saklamayayım, değerlendireyim, gelir getirsin, güvenliğim sağlansın gibi teşvik sağlanırsa yıllık bu dönüşüm yüzde 20'lere gelebilir.






