Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Arif Verimli, yıllarını hizmet vermeye adadığı hastane için "Burası küçük bir ülke gibi" diyor.
Bir zamanlar burası çocukların bile diline düşen "akıl hastanesi" idi. Neler değişti de "Ruh ve Sinir Hastalıkları" denmeye ve kabul görmeye başladı?
Ruh sağlığı, psikiyatride en büyük alanı kapsar. Evet, yakın zamana kadar kamuoyunda "akıl hastanesi" olarak tanınıyordu. Fakat, 1980'lerden bugüne, hastaya bakışta çok şey değişti. Yaklaşık 10 ay önce kurduğumuz "hayat ünitesi", hastanemizde yatarak tedavi gören şizofrenleri taburcu olduktan sonra telefonla arayıp hatırını soruyor, uyuşturucu madde kullananları bir yıl süreyle arıyoruz. İnsana insan değeri vererek yaklaşıyoruz. Bu bakış sayesinde, bir zamanlar insanı 'akıl hastası', 'deli' gibi kavramlarla etiketleyen yaklaşımı yıkma aşamasına geldik.
Bu, stratejik bir imaj çalışmasını gerektiriyor.
En büyük yardımı medyadan gördük. Medya, küçük bir grubun sözlerini milyonlarca kişiye aktarabiliyor. Biz medyanın önemini kavradık ve işbirliği yaparak çalıştık. Tabii işbirliği için medyanın da bize güveni şarttı. Samimiyet ve içtenliğimizi görmelerine yardımcı olduk. Bu insanların toplum tarafından aşağılanmasına katlanamıyorum.
Sosyolojik olaylardan etkilenerek gelenlerin oranı çok mu?
Beynimiz de karaciğer gibi biyolojik bir varlıksa, bozulmalarından kaynaklanan düşünce, duygu ve davranış bozukluklarını sosyal ve ekonomik sebeplere bağlamak yanlıştır. Her hastalığın kendine göre sebebi var. Mutsuzluk ile hastalığı karıştırmamak lazım.
Sadece çalıştığınız bir kurum olarak bakmıyorsunuz buraya...
Burası küçük bir ülke gibi.
Neler var bu ülkede?
Sıradan bir ülkede olan herşey. Asayiş, sağlık, beslenme, fizik çevre sorunları var. Dış ve iç ilişkiler... Sağlık Bakanlığı'na bağlı olduğumuz için sürekli resmi yazışmalar trafiğimiz. Yardım isteyen, torpil isteyen insanlar... Türkiye'nin küçük bir modeli tıpkı. 800 dönül arazi üzerinde 70 bina, 2 bin hasta, 2 bin personel... Tek fark, bizim ülkemiz yemyeşil. 30 bin civarında ağaç diktik buraya.
Önümüzdeki 20 yıl içinde şu kadar hasta gelir, gibi tahminlerde bulunabilir misiniz?
20 yıla kadar bizim gibi hastane sayısı artacak gibi görünüyor. Hastanemizin 20 yıl içinde bir Psikiyatrik ve Nörolojik Merkezi Enstitüsü, Beyin Araştırma Merkezi gibi bilimsel statüye kavuşacağına inanıyoruz. Çağlar boyunca psikiyatrik hastaların oranında bir değişme olmadı, olmaz da. Bence, 20 yıl içinde artık psikiyatrik hastalıkların beyinsel nedenleri iyiden iyiye ele geçecek; hatta bir takım kimyasal ürünlerle tedavi edilebilecek.
Telefonla ve ayakta tedaviyi tercih ediyorsunuz. Başarı sinyalleri veriyor mu peki?
Halkın tedaviye ihtiyacı var ve bunun için ayakta tedaviye başvuran insanların ilk merkezden tedavi edilmesi yani polikliniklerin kalitesinin iyileştirilmesi gerekiyor. Bilgi toplumu olmak zorundaysak insanları hastane kapısına getirmeden, sosyal bir takım sorunlarına çare bulacak bir takım yardım hatları kurmalıydık. Bunlardan biri intihar önleme merkezi olan 182 Umut Işığı Hattı. Kararsız kalan ve çare arayan insanların intiharını önlemek için 24 saat hizmet veriyoruz. Türkiye'nin her yerinden 182'yi çevirenler, eğitilmiş elemanlarımızla görüşme imkanı buluyor. Kurulduğu günden beri önemli ölçüde hayat kurtarıldı. Bir evlilik danışma merkezi de kurduk, full çalışıyor.
1985'de hastaneye başvuranların sayısı 68 bin ve yatarak tedavi görenlerin sayısı yaklaşık 11 bin civarındaydı. Şimdi, 250 bin başvurudan 11 bini yatarak tedavi görüyor.






