TURANCILIK

Yeni Şafak
00:00, 19/07/2000, ÇarşambaG: Güncelleme: 18:10, 16/05/2017, Salı
Yeni Şafak
TURANCILIK
Arşiv

Önce 4 dilde yayın yapan Turan dergisi çıkartıldı. Bunu Körösi Csomo Archivum dergisi takip etti.




S P O T

Geçtiğimiz asrın başından itibaren Türk düşünce hayatında uzun yıllar önemli bir yer tutan Turancılık düşüncesinin, Osmanlı ve Cumhuriyet aydınlarına Macaristan tarafından getirildiği iddia ediliyor. Araştırmacı-gazeteci Tarık Demirkan'ın kaleme aldığı "Macar Turancıları" isimli kitapta, Macaristan'daki Turan hareketinin Türkiye'ye etkilerine / yansımalarına ilişkin ilginç bilgi ve belgelere yer veriliyor.

Tarık Demirkan, "Bu çalışmanın amaçlarından birisi, bize özgü gibi görünen Turancılık ideolojisinin bir başka ulusun aydınları tarafından yaratılmış olması olgusunun irdelenmesidir" diyor. "Aslında Turan, çok eski bir kavram, bir coğrafi terim. Turan, İran'ın kuzeyinde kalan bozkırlara verilen ad. Turan'ı bir ideoloji olarak geliştirip örgütsel bir formasyona kavuşturanlar ise Macarlar oldu" iddiasını gündeme getiriyor.

Macarlar'ın, "Biz kimiz, nereden gelip, nereye gidiyoruz ?" sorularına cevap bulma arayışla başlayan ve "Asya bozkırlarından gelip, Batı dünyasının eşiğinde duran bir milletiz" cevabının altyapısının hazırlanmasıyla oluşan Macaristan'daki Turancılık, pekçok alanda kendisine destek olabilecek argümanlar bulmuştu. Mesela, "Jebemben şok alma van"ın, Türkçe, "Cebimde çok elma var" anlamına gelmesi kültürel kodların en önemlilerinden birisi olan dil alanındaki ortak noktalardan sadece bir tanesiydi. Yine, bütün Macar boylarını Karpat Ovası'ndan getirip Hıristiyan yapan Gezaya'nın (ö. 997) bir kabartmasında Bizanslılar'ın bulduğu tanımla, "Türkiya'nın kralı Gezaya" yazıyor olması da, Turancılar'ın Orta Asya'da aradıkları köken konusunda kendilerine epeyce katkı sağlıyordu. Malazgirt'ten yaklaşık 100 yıl önce bir Macar için "Türkiya'nın kralı" denmesinin sağlıklılığını tarihçiler araştıracak olsa da, Macarlar için, bu kabartmanın taşıdığı önem tartışılmazdı. Bütün bu veriler çerçevesinde, "yüzünü doğuya çeviren" Macarlar'ın Turan fikriyatının içini doldurmaya gayret göstermeleri için fazla beklemeye gerek kalmayacaktı.

İlk Türkoloji Kürsüsü...

1910 yılında Budapeşte'de kurulan Macar Turan Cemiyeti, 1916'da genişletilecek, adı da Macar Doğu Kültür Merkezi Turan Cemiyeti olacaktı. Amaçlarının ön sırasına, "Macar ırkının önde gelen çıkarlarını korumak, geleneklerini yaşatmak, Macarlılık bilincini koruyup ilerletmeyi" alan cemiyet, 1920 yılında ise Macaristan Turan Federasyonu olarak çok daha kapsamlı çalışmalara yönelecekti. Bu bağlamda dünyadaki ilk Türkoloji Kürsüsü'nü Budapeşte Toplum Bilimleri Üniversitesi'nde kuran da yine Macarlar'dı.

Macar Turancılığı, yayınlarla da sesini çok daha geniş kesimlere ulaştırmayı amaçladı. Bu çerçevede önce Macarca-Türkçe-Almanca-Fransızca dillerinde yayın yapan Turan dergisi çıkartıldı. Bunu Körösi Csomo Archivum dergisi takip etti. Her iki dergi de, Macar Turancıları'nın fikirlerini uluslararası platforma taşıma arzusunun yanısıra Türkçe'yle de Türkiye'deki "hedef kitle" avlanmaya çalışılıyordu. Ziya Gökalpler'in, Adsızlar'ın, Zeki Velidi Toganlar'ın Türk insanına tanıttığı Turan akımının, 1900'lerin ilk çeyreğinde Osmanlı Mülkü'nde filiz verdiği dikkate alındığında, Macaristan'daki Turancılık hareketinin "taymingi" çok daha önem kazanıyor. Çünkü Türkiye'de Macaristan'ı neredeyse nefes nefese takip eden bir Türkçülük / Turancılık ideolojisi süreci yaşanmıştı. Macaristan Turan Cemiyeti 1910'da kurulmuş, Türkiye'de ise ilk Turancı cemiyet olan Turan Neşr-i Maarif 1911'de faaliyete başlamıştı. Bunu, 1911'de kurulan Türk Ocakları izlemişti.

Peşte'deki Türk Kolonisi

Macarlar, Turancılığı soyut bir ideoloji olarak ortaya koymakla yetinmiyorlardı. Sistemli bir şekilde bu ideolojinin örgütsel altyapısını da kurmaya çalışıyorlar, fikirlerinin sadık bendelerini "imal etmeye" çabalıyorlardı. Macar Turancıları'nın gayretli çalışmaları sonucunda, 1900'lü yılların başında Budapeşte'de öğrenim gören yüzlerce Türk öğrenci bulunuyordu. 1921'e gelindiğinde ise 200'ü aşkın Türk genci Macaristan'daki çeşitli üniversitelerden mezun olmuşlardı. Türk öğrencilere, "Turancılık fikriyatı" öylesine sağlam zerkedilmişti ki, Komünistler (Kızıllar) döneminde kurulan Doğu Sosyalist Partisi'ne 300-400 koronalık burs karşılığında üye olanların çoğu "görünüşte" partili olmuşlar ama Macar Turan Cemiyeti'nin müftehir bir ifadeyle belirttiği gibi, "aslında bu oyuna gelmemişlerdi." Öğrenciler Türkiye'ye döndüklerinde de, Cumhuriyet'in ilk yıllarıydı ve Turancılık ideolojisi çerçevesinde yetişmiş bu insanlar rahatlıkla resmi görevlere geliyor, verdikleri eğitimde doğal olarak bu ideolojiyi öğrencilere yansıtabiliyorlardı. Pekçoğu Macar Turan Cemiyeti'nden Macarca literatür talebinde bulunuyor, cemiyet de bu talepleri karşılamaya çalışıyordu. Bu arada özel ilişkiler de gelişmiş, öğrencilerden 10 tanesi Macaristan'da nişanlanmış, bunlardan 4'ü de evlenerek Türkiye'ye yerleşmişti.

'Macar' Türkler'in imamı

"Macar işi Turancılık"ta önemli katkıları olan bir isim de Abdüllatif Efendi'ydi. Kendisini, Macaristan'da yaşayan Türkler'in imamı olarak tanıtan Abdüllatif Efendi, Macar enteliyansiyasıyla Türk muadilleri arasında bir köprü görevi üstlenmişti. Öğrencilerin Türkiye'den getirilmesi, barınma ve iaşesi, uluslararası arenada Türkler aleyhine yeralan bazı yayınlara yönelik "karşı enformasyon"un koordinasyonu gibi konular bu imamın işleri arasındaydı. Mesela, Macarca hazırlanmış ve Budapeşte'de basılmış Ermeni soykırımı tezlerine cevap olarak hazırlanan broşürün baskı yerinde "Abdüllatif Yayınları" yazıyordu. Broşür, tamamen Ankara Hükümeti'nin tezlerinden oluşuyordu. Bu da, Macaristan'daki Turancılar'ın Cumhuriyet idarecileri ile gayet iyi ilişkiler içinde olduklarını gösteren bir delildi.

Bütün bunların yanasıra, yaklaşık 100 yıl öncesinden başlayarak hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde Anadolu'da "haddinden fazla" Macar seyyah da bulunuyordu. Neredeyse tamamını Turan Cemiyeti'nin organize ettiği gezilere katılan bazı seyyahların kaleme aldığı hatıralar, bir kardeş ülkeye duyulan samimi sevgi hislerini de yansıtıyordu.

Ziya Gökalp'in değil Zemplenyi'nin mısraları

Türk edebiyatının Turan şubesine özgün eserler bırakan Ziya Gökalp'in mısralarını andırır pekçok mısra hemen hemen aynı tarihlerde birçok Macar şairin de kaleminden dökülmüş. Mesela Arpad Zemplenyi'nin şu şiiri, buna tipik bir örnek: "Çağlar bizi öğütüyor ve biz iz bırakmadan kayboluyoruz / Turan! Turan! / Sahte bir neşenin şöleninde ama boğucu bir ümitsizlik içindeyiz / Turan! Turan! / Geç veya erken gelen, talihsiz haberlerle kederleniyoruz / Turan! Turan!" Macarlar'ın Turan dergisinde yayınlanan bu şiire eşlik eden bir Türk'ün, Hüseyinzade Ali'nin şiiri ise şöyleydi: "Sizlersiniz ey kavm-i Macar bizlere ihvan / Ecdadımızın müştereken menşei Turan / Birdir yolumuz ermek için nur ile hakka / Mümkün mü ayırsın bizi İncil ile Kur'an" Tarık Demirkan kitapta, Macarlar'la Türkler arasındaki edebi benzerliğin bazen yıllar sonra da kendisini gösterdiğini anlatıyor. Ferenc Herceg'in 1917'de Turan dergisinde yayınlanan Turan Masalı isimli eserine çok benzeyen bir çalışmanın, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. A. Bican Ercilasun imzasıyla Türk Dili dergisinin 1996 Ağustosu'ndaki sayısında yer aldığını belirtiyor.

Cemiyetimizin vazifesi Turancı birliği sağlamak

2. Dünya Savaşı döneminde Macaristan Başbakanlığı görevinde de bulunan ve Hitler'in verdiği sözü tutmaması üzerine intihar eden Pal Teleki, 1900'lü yılların başında çıkardığı Turan isimli dergide, "Hareketimizin adı Turan'dır, amaç, kardeş ülkeleri bir ülkü etrafında birleştirmektir" diyordu. Teleki, Turancılığın kendilerinin öncülüğünde Macaristan'dan Japonya'ya kadar uzanacağı görüşünü de savunuyordu. Macar Turan Cemiyeti de yayınladığı bir bildiride benzer görüşleri dile getiriyordu. Bildiride, "Cemiyetimiz, en önemli ödevlerinden biri olarak kardeş uluslar arasında birliği sağlamayı ve Turancı birlik bilincinin yaygınlaşmasını öngörüyor. Turancılığın, yani Macar olmanın birincil ödevi bu. Turan ülküsünü öğrenen ve bunu yaygınlaştıran herkes, gelecekteki Büyük Macaristan'ın sınırını genişletiyor ve güçlendiriyor demektir. Biz Macarlar'a düşen tarihi görev, Turan uluslarının düşünsel ve ekonomik lideri olmaktır" deniliyordu. Bildirinin bir yerinde, "Muhterem Osmanlı Kardeşlerimiz" hitabıyla, asırlarca bütün Turan ulusları uyurken Macarlar'ın ise uyanık durdukları da iddia ediliyordu. --------------- imza ve tarih ----------------
HAZIRLAYAN: TACEDDİN URAL

  --------------- imza ve tarih ---------------- Geri OKU

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026