
Suriye''de görev yaparken kaçırılan iki gazeteciden biri olan Cüneyt Ünal 90 gün sonra serbest bırakıldı. Başar Kadumi'den ise hala haber yok. Eşi Arzu Kadumi güçlü ve sabırlı, eşiyle ilgili mücadelesine tüm gücüyle devam ediyor.
Savaş muhabirliği, ölümle kol kola gezen bir meslek. Ne zaman nerede başınıza ne geleceği hiç belli olmaz. Tıpkı savaş dönemi Suriye''ye giden ve aylardır bir daha haber alınmayan gazeteci Başar Kadumi''nin başına gelenler gibi. Ağustos ayında Al Hurra Televizyonu muhabiri olarak gittiği Halep''te Suriyeli askerler tarafından gözaltına alınan ve muhalif güçlerle askerler arasında çıkan çatışmanın ortasında kalan üç gazeteciden biriydi Kadumi. Bu çatışmada Japon gazeteci Mika Yamamoto öldü, aylardır gözaltına tutulan Cüneyt Ünal ise geçtiğimiz günlerde Türkiye''ye dönmüştü. Ünal ile birlikte Suriye''ye giden Başar Kadumi''den ise hala ses yok.
Tüm girişimlere rağmen yaşıyor mu öldü mü sorusuna bir türlü cevap alınamıyor. Başar Kadumi''nin eşi Arzu Kadumi ve üç çocuğunun İstanbul Başakşehir'de yaşadığı evlerinde hüzün ve umut içiçe. Kadumi'yi evinde dostları ve akrabaları yalnız bırakmıyor. Arzu Kadumi oldukça güçlü bir kadın. Bütün girişimleri olumsuz sonuç verse de moralini yüksek tutmak ve çocuklarına destek olmak için büyük çaba gösteriyor. Ziyaretine gittiğimizde bizi gülümseyek karşılıyor. Evin içi kalabalık. Başar Kadumi'nin Kudüs'te yaşayan kardeşleri İstanbul'a Arzu Kadumi'ye destek olmak için gelmişler. Zaten Başar Kadumi'nin Suriye'de başına gelenleri ilk Kudüs'teki ailesi öğrenmiş.
Arzu Kadumi de yaşadığı bu sıkıntılı süreci o günden başlayarak anlatıyor: "Bayramın ikinci günü Kudüs'teydik. Gece saat 01.00 sularında uyumuştuk. Başar ile ilgili haber gece gelmiş, eşimin ailesi beni uyandırmamışlar. Gece yarısı ağlama sesine uyandım. O an yakın bir akrabanın ölmüş olabileceğini düşündüm. Sonra içime bir kor düştü, birden Başar aklıma geldi. Abisi yanıma gelip Başar'ın adını söylediğinde benim için film kopmuştu...''
Kudüs''ten aldığı böylesine acılı bir haberle dönen Arzu ile Başar Kadumi İstanbul''da okulda iken tanışmışlar. İkisi de İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nde öğrenciymiş. Arzu Kadumi okula başladığı gün ilk tanıdığı kişiymiş Başar Kadumi. Sonrasında birbirlerini bir an olsun yalnız bırakmamışlar. Tanıştıktan iki yıl sonra evlenme kararı almışlar. Çiftin evliliklerinden Zehra, Enes adında iki çocukları bulunuyor. Başar Kadumi aslen Filistinli, ailesi ise Kudüs''te yaşıyor. Farklı kültürler aralarında hiçbir zaman sorun olmamış.
Başar Kadumi yirmi yıl süren gazeteciliği boyunca diplomasi muhabirliği yapmış. Ta ki Halep'e gidene kadar. Peki, nasıl oluyor da Başar Kadumi birden Halep''e gitmeye karar veriyor? Arzu Kadumi; ''Eşim gitmeden önce altı ay gibi bir süredir Hatay''da bulunuyordu. Fakat o gidip geldiği süreçte o kadar değişti ki… Suriye''deki savaşa gidip orada çekimler yaptıkça ve oradaki insanların yaşayışlarını gördükçe bambaşka bir insan oldu. Sürekli 'Sen Suriye''deki insanların nasıl hangi koşullarda yaşadığını biliyor musun? Orada yiyecek ekmekleri bile yok, doktora muhtaçlar' diyordu. O süreçten sonra hayatında her şey anlamsızlaşmaya başladı. Bu fikri değişimden sonra eşimin Halep''e gitmesi inanın hiç zor olmadı'' diyor. Arzu Kadumi eşinin en son Halep'e gittiğini cep telefonuna attığı mesajla öğrenmiş. Öncesinden eşinin Halep''e gideceğinden haberi yokmuş. Telefonuna gelen mesajı görünce önce çok şaşırmış hatta korkmuş ama "Yapacak hiç bir şey yoktu" diyerek o günkü hislerini anlatıyor. Eşiyle o son mesaj konuşmalarında 'Benim için dua edin' dediğini söyleyen Kadumi, " O sabah son konuşmamız oldu. O günün akşamı saat 6 da bu olay gerçekleşti'' diyor.
Daha gittiği o günün akşamında kaçırılan Kadumi''den bir daha haber alınamamış. Başar Kadumi ile birlikte kaçırıldıktan 90 gün sonra serbest bırakılan kameraman Cüneyt Ünal''ın eşi Nuran ile birlikte omuz omuza verip günlerce mücadeleyi bir an olsun elden bırakmamışlar. İlk başlarda Cüneyt Ünal''ın görüntüleri iki taraf için de umut olmuş. Fakat Başar Kadumi''nin hayatta olduğuna dair en ufak bilgi alamayınca ümitleri tükenmeye başlamış. Suriye yönetimi ''Başar Kadumi bizim elimizde değil'' dese de Arzu Kadumi ''Ben orada olduğunu biliyorum, ölse cesedi gelir'' diyor. Eşiyle ilgili bütün bildikleri Cüneyt Ünal''ın anlattıklarından ibaret. Karnından yaralandığını Cüneyt aracılığı ile öğrenmiş.
Heyetle birlikte Hatay''da dört gün kalan Arzu Kadumi, Suriye''ye gitmek istediğini fakat Suriye yönetiminin sınırdan geçmesine izin vermediğini belirtiyor. Cüneyt Ünal''ı yalnız görünce her şeyi daha iyi anladığını kaydeden Kadumi; ''Şu ana kadar bana gelen en ağır şey Cüneyt''in yanında Başar''ı görememek oldu. Eşimin ölmüş olabileceğini aklıma getiren tek andı'' diyor. Arzu Kadumi eşinin serbest bırakılmamasını Filistinli olması, çalıştığı kanalın Amerikan kongresini desteklemesi, oraya Kilis''ten özgür Suriye ordusunu kontrol altındaki bir noktadan girmesi gibi sebeplerden olabileceğini düşünüyor. Başar Kadumi, Washington''dan yayın yapan El-Horra kanalında çalışıyor. Irak savaşından sonra Ortadoğu''daki Amerikan politikası doğrultusunda kurulan bir kanal olması en önemli etkenlerden biri.
Hatay''dayken çok zor günler geçirdiğini söyleyen Arzu Kadumi, eşinin dönmediğini görünce bunalıma girdiğini ve dört gün boyunca kimseyle konuşmadığını söylüyor. Kadumi; ''Çocukları burada bırakmıştım. Eşimin kesin döneceğine inanarak Hatay''a gittim. Valizini kendi elimle hazırladım; deodorantını, ayakkabısını, kazağını gömleğini her şeyini koydum. Otele öyle gittim. Dönmediğini görünce yıkıldım. O dört gün en kötü dönemimdi. Kimseyle konuşmadım, telefon açmadım. Sadece çocuklarıma nasıl açıklama yapacağımı düşündüm. Onlara da babanız gelecek demiştim. Gece 12'de beni bekliyorlardı. Televizyondan öğrenmişler babalarının dönmediğini. Dört gün boyunca onların yüzüne güçlü bakabilmek için uğraştım. Ölmüşse de çocuklarım var, eğer yaşıyorsa mücadeleye devam edeceğim. Çocuklara babalarının geleceğini ancak zamana ihtiyacımız olduğunu söyledim''. Kadumi 'en büyük pişmanlığınız ne?' sorusuna ise şöyle cevap veriyor; ''Eskiden ketumdum. Sevgimi gösteremezdim. Şimdi olsaydı eşime sevdiğimi söylerdim. Ona değer verdiğimi keşke ona hissettirseydim diyorum. Bunun için çok pişmanım''.
Eşi hakkında iddia edilen tarafgir söylemlere karşı çıkan Arzu Kadumi eşi Başar Kadumi'nin ne özgür Suriye ordusunu ne de Esed yönetiminin tarafında olmadığını, o bölgeye yalnızca savaş muhabiri olarak gittiğini söylüyor. Kaçırıldığı günden itibaren mücadeleyi bir an olsun elden bırakmayan Kadumi, önce Ürdün Dış İşleri Bakanlığı'na mektup yazmış ardından Mahmut Abbas''la tercüman aracılığı ile görüşmüş. Son olarak da geçtiğimiz günlerde Başbakan ile görüşen Kadumi, ''Başbakan Tayyip Erdoğan ile yarım saat görüştüm, bu süreci baştan sona anlattım, dinledi. Suriye konusunda; ''Bizim ilişkilerimiz ve politikamız bellidir ancak ben bu konuda elimden gelen her şeyi yapacağım'' dedi. Bu konuda ancak söyleyeceklerim bu kadar. Bana yardım edeceğine inandım'' diyor. Başarı getirecek gücün sivil irade olmadığını belirten Kadumi, bu sorunun ancak Türkiye, Suriye veya İran''ın araya girerek çözebileceğini söylüyor.
Eşinin başına gelen bu olaydan sonra gazetecilik mesleği hakkında fikirlerinin değiştiğini söylüyor Kadumi. Kendisinin de iletişim mezunu olduğunu dile getiren Kadumi, özellikle savaş bölgelerinde görev yapan gazetecilerin savaş eğitimi almaları gerektiğini söylüyor. Eşinin yaralanmasıyla ilgili olarak da; ''Tedbirsizlik hat safhadaydı. Çelik yelek, kask bunların hiçbiri eşimde yoktu. Bu telafisi olmayan ihmal'' diyor.
Bu zorlu süreç sırasında pek çok soru cevabını bulmuş. Fakat en önemlisi Kadumi, bu süre zarfında yıllardır eşinin bilmediği özellikleri olduğunu fark etmiş. Eşini bu süreçte tanıdığını itiraf eden Kadumi; ''Eşim çok sağduyulu ailesine sahip çıkan prensipli biridir. Onu daha naif olarak biliyordum. Bu olaydan sonra ne kadar mücadeleci olduğunu, ne kadar güçlü olduğunu anladım. Eşimi tanımıyormuşum'' diyor.
Arzu Kadumi, eşiyle ilgili hakkında hiç bir haber alamasa da, yaralı olmasına rağmen onun hiç bir zaman öldüğünü düşünmüyor. Kadumi bunun sebebini şöyle açıklıyor: ''Ben bu ihtimal aklıma geldiği zaman siliyorum. Çünkü onun içine düşersem umudumu yitiriyorum. Çocuklarıma da iyi bir anne olamıyorum o zaman.'' "Çevreme karşı öfkem çok büyük" diyen Kadumi, eşine karşı da sitemli olduğunu söylüyor. Geri dönmesi halinde onu daha tedbirli hareket etmesi konusunda uyaracağını sözlerine ekleyen Kadumi, ''Haber yaparken haber olmasını istemezdim'' diyor.






