Acılar unutulur gülüş kalır

Yeni Şafak, Betül Özdemir
04:00, 13/05/2018, Pazar
Yeni Şafak
Acılar unutulur gülüş kalır
Afganistan’ın Penşir Vadisi’nde bu güleç çocuklarla karşılaştığını söyleyen Reza Deghati, çocukların bir anda etrafına dolandığını ve tıpkı bir fotoğrafçıymış gibi, ellerini gözlerine götürerek kendisini taklit ettiklerini anlatıyor: “Çocukların kahkahaları ve hissettiğim dostlukları o an bana bütün yorgunluğumu unutturmuştu.”

Yalnızca 13 yaşında gördüklerini dünyaya anlatabilmek için fotoğraf çekmeye başlayan İran asıllı 65 yaşındaki Reza Deghati, şimdilerde dünyanın en önemli fotoğrafçılarından. National Geographic için çalışan ve kendisini fotoğrafçıdan çok ‘kaşif’ olarak adlandıran Deghati, “Çocukların gülüşünün dünyayı düzelteceğine inanan bir kaşifim” diyor.

Yıllardır National Geograpic için unutulmaz işlere imza atan İran asıllı Reza Deghati, gittiği her ülkede üzerinden uzun süre geçse de baktığınızda o anı yaşatan fotoğraflar çekiyor. 13 yaşında ülkesindeki fakirliği dünyaya anlatabilmek için fotoğraf makinesine sarılan Deghati, İran devrimine de şahitlik etmiş, dünyanın bir diğer ucundaki soykırıma da. Şahitliklerini ise 20’den fazla kitapta toplamış. Fotoğraflarının National Geographic dergisine sayısız kez kapak olmasının yanında Reza, Agence France-Presse, Time ve Newsweek gibi önemli kuruluşlar için de ‘an’ı kovalamış. Güzelliği ve savaşı bir arada yakaladığını söyleyen Deghati, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve National Geographic işbirliğiyle gerçekleştirilen “National Geographic on Campus!” etkinlik dizisinin konuğuydu. Dünyanın en önemli fotoğrafçılarından birisi olarak bilinen Reza, etkinliğin ikinci dizisi için Boğaziçi Üniversitesi’nde şahit olduğu acı, umut, savaş ve barıştan bahsetti. Fotoğrafın insanlığa nasıl yardım edebileceğini bulmak için yola çıkan Reza, “Yaşadığım onca şeyden sonra gecenin bir yarısında kabusla uyandığım oluyor. Ama arkama yaslanıp baktığımda hatırladığım tek şey, bir çocuğun gülüşü. Bu gülüşün dünyayı düzelteceğine inanıyorum” diyor.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/05/resized_fd772-a0417736rezadeghati3.jpg
* 13 yaşında fotoğrafçı olmaya karar verdiğinizi biliyoruz. Bu küçük yaşta böyle bir kararı neden ve nasıl aldığınızı anlatabilir misiniz?

İlk sebep, şahit olduğum fakirlik ve İran sokaklarındaki fakir insanlardı. 13 yaşındayken kendi kendime neden diğerlerinin bu insanlara yardım etmediğini düşünürdüm. Belki dünya onları bu şekilde görseydi, bir değişim yaşanırdı. Bir diğer sebep ise, çocuklar için olan bir bilim dergisiydi. Derginin bir sayısında, kapakta fotoğrafın 21. yüzyılın dili olacağı yazıyordu. Bundan sonra bu dili öğrenmeye karar verdim. İlk başladığımda bana fotoğrafın nasıl çekileceğini öğretecek bir öğretmenim yoktu. Makineyi anlamak çok zamanımı aldı. Çözdüğüm ilk kameraysa babamın ailecek dışarı çıktığımızda bizi çekmek için aldığı fotoğraf makinesiydi. Daha sonra para biriktirip kendi makinemi almak tam 3 yılımı aldı.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/04/resized_21026-c9cd769arezadeghati7.jpg
KALBİME DOKUNAN KARE
* Öyleyse fotoğraf ile geçirdiğiniz 52 yılın ardından, iyi bir fotoğraf yakaladığınızı anlamak kolay olsa gerek.

Fotoğrafı çekerken hiçbir zaman iyi bir fotoğraf çekip çekmediğimi anlayamadım. Çünkü çektiğim esnada gözlerim ve makine arasında bir çok engel bulunuyor. Kamera asla bizim gördüğümüz şeyi tam olarak görmez. Hiçbir zaman gördüğün şeyi vizörün yakalayıp yakalayamadığını bilemezsin. Ancak benim için, sonrasında çektiğim karelere baktığımda hangisi kalbime dokunuyorsa o iyi bir karedir.

YALNIZCA AHMAKLAR DEĞİŞMEZ
* Her insan olaylara farklı gözle bakar ve farklı tepkiler verir. Peki siz ‘bakmayı’ nasıl öğrendiniz ve bu ‘bakma’ eylemi sizin için zaman içinde değişti mi?

Yalnızca ahmaklar fikirlerini değiştirmez. Dünyada farklı şeyleri gördükçe düşüncelerimiz evrilir. Örneğin, bir kitap okursun ve doğrunun o kitapta olduğuna inanırsın. Ancak zamanla başka kitaplar tecrübe ettiğinde, daha başka ve farklı gerçekler olduğunu görürsün. Ve gördükçe daha sabırlı bir hale gelirsiniz. Yıllar süren tecrübelerimin bana kazandırdığı en önemli şey herkesin başka hikayelere inandığı ve kendi inandığımız şeyin en doğrusu olduğuna inanmanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlamak oldu. Gözlem benim için her zaman olayları anlamamın en iyi yolu olmuştur. Yalnızca bir değil, sürekli başka açılardan bakmak... Bilgiyi asla bir kaynaktan almadım. Farklı kaynaklarla konuşup öğrendiğim bilgileri kıyasladım.

* Yarım asırdan fazladır çok fazla şeye şahit olmuşsunuzdur. Yaşadığınız bunca acıyla nasıl baş ediyorsunuz? Unutamadığınız anlarınız neler?

Empati benim için şuan üzerinde çalıştığım en önemli şeylerden. Eğer insanlığı anlamak ve anlatmak istiyorsam bazı şeyleri onların gözünden görebilmem gerek. Özellikle şahit olduğun kötü zamanlar anlamında, şiirin, felsefenin ve Mevlana’nın benim üzerimde büyük etkisi vardır. Geçen günlerde bir arkadaş bana gördüğüm en kötü anın ne olduğunu sordu. Biraz düşündükten sonra cevap bulamadım ve sadece yaşadığım iyi anları hatırladığımı fark ettim. Tabi ki yaşadığım onca şeyden sonra gecenin bir yarısında kabusla uyandığım oluyor. Ama arkama yaslanıp baktığımda hatırladığım tek şey, bir çocuğun gülüşü oluyor. Bu gülüş, belki bir gün dünyayı düzeltecek.

* Fotoğrafçılığın yanında üzerinde çalıştığınız pek çok projeniz var. Afgan halkının kendisini daha iyi anlatması için AINA (Ayna) adında bir insani yardım projesini yürütüyorsunuz. Onun dışında Suriyeli mülteci çocuklar için düzenlediğiniz bir fotoğraf yarışması var. Tüm bu projelerin ortak bir sebebi olmalı.

Ben mağdur insanların kendi hikayelerini anlatması gerektiğine inanıyorum. Örneğin, depremi yaşamış birisine neler yaşadığını sormaktansa, bunu fotoğraflaması her zaman daha etkili olur. Bu işe başlamamın sebebi ve fotoğrafı başkalarına öğretmemin temel sebebi de bu. Özellikle kadınların bu konuda önemli bir görevi olduğuna inanıyorum. Kadınlar değişimin gerçek kahramanları olabilir ve insanlık için köklü bir değişiklik yapabilir. Bu yüzden kadınlara fotoğrafı, gazeteci olmayı ya da radyo kanalında çalışmayı öğretiyorum.Onlara böyle yardım ettiğimi düşünüyorum.

TÜRKİYE’DE TAMAMLANMIŞ HİSSEDİYORUM
* Sunumunuz esnasında Türkiye’ye her geldiğinizde tamamlanmış hissettiğinizden bahsettiniz.

Evet. Bu ülke, Asya ve Avrupa arasında köprü olma sorumluluğuna ve kapasitesine sahip. Eğer dünyaya bu yönden bakılırsa, bu ülke dünya liderlerinden birisine de dönüşebilir. Haritaya baktığınızda da Türkiye’nin gerçekten bir köprüye benzediğini görürsünüz. Bana gelecek olursak, ben iki tarafın da kültürünü hakimim. Bu yüzden köprü vazifesi gören bu ülkeye geldiğimde kendimi tamamlanmış hissediyorum.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/03/resized_7ed57-92507c224.jpg
Zamanın aynası

* Afganistanlı küçük bir kız çocuğu. Yaşadığı küçük köy bombalanmış ve tamamen yok olmuştu. Köye girdiğimde sadece birbirleriyle oynayan bir kaç çocuk gördüm. Köyü dolaşarak yıkıntıları çekmeme gerek yoktu. Küçük kızın gözlerinde, tüm yıkımı görebiliyordum. Bu, baktığınızda çevrede olan biteni anlayabileceğiniz bir kare. Bu kareden sonra çocuklar üzerinde yoğunlaşmaya başladım. Onlar zamanın aynaları gibi.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/02/resized_226a2-c71eddf42.jpg
İran sınırında gördüğüm tek şey

* 1981’de İran’dan ayrıldıktan sonra bir daha ülkeme hiç dönemedim. Bu fotoğrafı ise ülkemden ayrılışımdan 12 yıl sonra National Geographic için çalışırken Doğu Beyazıt’a gittiğimde çektim. Uçaktan indiğimde ilk işim taksiciye İran sınırına gitmek istediğimi söylemek oldu. Oraya ulaştığımızda taksici dağları işaret ederek, ‘İşte sınırı görebilirsiniz’ dediğinde benim tek gördüğüm şey bu boş ekranı taşıyan iki çocuktu.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/01/resized_c831d-49f50b031.jpg
2 milyonun sebebi bu dehşet

Ruhullah Humeyni, 14 yıllık sınır dışının ardından Fransız havayolunun bir uçağıyla ülkesi İran’a dönüyordu. Uçakta yanından çok sayıda yabancı gazeteci ve önemli insanlar vardı. Pilot, İran hava sahasına girdiğimizi söylediğinde yabancı gazetecilerden birisi, “Sayın Humeyni şuan 14 yıldır gelemediğiniz ülkenize dönüyorsununuz. Bir devrim başlattınız ve devrim sınırları aştı. Ne hissediyorsunuz” diye sorduğunda, Humeyni’nin cevabı yalnızca “Hiçbir şey” oldu. Bu cevap beni çok etkiledi. Bu adamda yanlış bir şeyler olduğunu düşünmeye başladım. Bir insan o dakikada hiçbir şey hissetmeden duramazdı. Bu cevabından sonra onun olabildiğince yakınına ulaşıp gözlerinin içine bakmak istedim. İran’da gazeteci olarak çalıştığım dönemde yakınında olmak için her anı değerlendirdim ve bu kareyi yakaladım. Gözlerindeki dehşeti görüyor musunuz? İşte bu gözlerindeki dehşet yüzünden 2 milyondan fazla insan öldürüldü ve bunun sebebi onun emirleriydi.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/01/resized_824a8-2f769e423.jpg
Torununu koruyan gözler

Ruanda ve Burundi Katliamı’nda 800 binden fazla insan ölmüştü. Birçok kadın ise tecavüze uğramış ve hamile kalmıştı. Hamile kadınlar çocuklarını tutmak isterken, köylüler kadınları ve çocuklarını istemediklerini, onların düşman çocuğu olduğunu söylüyordu. Bu yaşlı adam ise, hamile kalan kızlardan birisinin dedesiydi. Küçük evlerinin önünde oturmuş, içerdeki torununu koruyordu.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2018/05/12/08/00/resized_c9f6f-592ffc46rezadeghati1920x1000hero.jpg
Araftaki yaşlı adam

Afganistan’da 1979 ile 1989 arasında yaşanan Rus istilası devam ederken Afganistan-Pakistan sınırında Kuran okuyan bu yaşlı adamla karşılaşmıştım. Savaştan kaçan yaşlı adam, köyünü ve tüm geçmişini geride bırakmıştı. Yakınlarıyla yerleşecek bir yer ararken bir anda elini burada kaldırdığını ve buraya yerleşme kararı aldığını anlattı bana. Kendisi ailenin büyüğü olduğu için akrabaları da onun sözünü dinlemişti. Sınırın ortasındaki bu sedire oturmuş günlerini Kuran ya da şiir okuyarak geçiriyordu. Bana dedi ki: “Eğer bir kere girmelerine izin verirsen, evini, ülkeni ve tarihini kalbinde taşımaya başlarsın.” Daha sonra ise, gözlerini Afgan dağlarının eteklerine sabitleyerek, topraklarını bir gün görmeden yaşayamayacağını söyledi ve Allah’a bunu kendisine yaşattığı için şükretti.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026