Başkentin ibadete açık camilerinden Ahi Elvan Cami, 14. yüzyılda inşa edilmesine rağmen ayakta kalarak yüzyıllara meydan okuyor.
Ahi Elvan Cami, Ahi Elvan Mehmet Bey tarafından 1382 yılında yaptırıldı. Samanpazarı'nda Ankara Kalesi yolu üzerinde bulunan cami, Selçuklu dönemi ahşap direkli cami örnekleri arasında bulunuyor. Ahşap sütunlarının üzerlerine yöredeki Bizans ve Roma yapılarından toplanan sütun başlıkları yerleştirilen caminin, tuğla ve kerpiç duvarlarında ikişer sıra halinde 6 pencere ve mihrap duvarında da yine iki sıra halinde 4 penceresi bulunuyor. Caminin giriş kapısı, taş örgü ve bezemelerle süslü.
Mihrabı ve minberi, Selçuklu süsleme sanatı özellikleri taşıyan caminin minberini, Harputlu Mehmet Bin Beyazıt, kündekari üslubunda yaptı. Minberinin yan yüzeylerinde çokgen ve yıldızlardan oluşan bir bezeme bulunan caminin, aynı şekilde pencere ve dolap kapakları da oyma tekniğiyle Selçuklu bezeme sanatını yansıtıyor. Vaktinden sonra camiye gelenlerin namaza katılmaları için hemen her camide yer alan "son cemaat yeri", Ahi Elvan Cami'sinde bulunmuyor. Caminin, tek şerefeli minaresi kuzeybatı köşesinde bulunuyor. Çelebi Mehmet'in emri ile 1413 yılında büyük onarım gören Ahi Elvan Camisi,
1967 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce tamir edildi. Son olarak 1970-1985 yılları arasında tamir gören caminin 528 kişilik kapasitesi bulunuyor. Caminin pencere kapakları, İstanbul'da Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi'nde sergileniyor.
Cami üzerinde bulunan 2 Arapça kitabeden "Usta Kitabesi"nin Türkçe çevirisi şu şekildedir:
"Bu mübarek cami sultanların yücesi, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, gazi ve mücahitlerin yardımcısı, kafir ve müşrikleri kahreden sultan Murad Han oğlu Bayezid Han oğlu Mehmed Han'ın zamanında -Allah devletini ve memleketini ebedi kılsın- 816 yılında yenilenmiştir. Hayrat sahibi Nizameddin Zehrab oğlu Hacı Mecdü'ddin İsa oğlu Mehmed Bey oğlu Hacı Elvan'ın Allah hasenatını kabul etsin."






