En güzel pazarlar çocukluğumun

Merve Akbaş
04:00, 21/07/2024, PazarG: Güncelleme: 12:50, 21/07/2024, Pazar
Yeni Şafak
En güzel pazarlar çocukluğumun
Figen Yaman Coşar

Yazar Figen Yaman Coşar, en güzel pazarlarını çocukluğunda geçirdiğini söylüyor. Coşar, “En güzel pazarlar çocukluğumda ailemin bir arada olduğu, TV’de İstiklal Marşı ile hazır ola durarak başlanan, pazar konseri, pazar sineması izlenen, babamın ellerimizden tutup bizi pikniğe götürdüğü pazarlardı kuşkusuz” diyor.

Behiç Ak, Çatıdaki Gezegen isimli kitabına nasıl başlıyor biliyor musunuz? İşte şu cümlelerle: “Pazar günlerini hiç sevmem. Çünkü haftanın bittiğini ilan eder bu günler… Ayrıca annemle babam evin her köşesini pırıl pırıl yapmak iddiasındadır. Kısacası, pazar günleri evin hiçbir yeri güvenli değildir. Kendimi eşya gibi hissederim. Ev hayatına sonradan katılmış, gereksiz bir eşya… Nerede dursam durayım, fazlalık olduğumu hatırlatır bana.” Elbette Ak burada, bir karakterinin düşüncelerini aktarıyor. Ancak şu bir gerçek ki herkesin pazar gününden anladığı başka! Bu gün kimi için çok eğlenceli kimi için de oldukça sıkıcı. Bu hafta Figen Yaman Coşar’ın kapısını çalıyor ve pazar günü üzerine düşündüklerini sormaya başlıyoruz. İlk olarak klasik bir pazar gününü anlatıyor bize Coşar: “Pazar, ofiste çalışanların, okulda okuyanların biraz daha geç uyandığı, birlikte yapılan kahvaltının daha özenle hazırlandığı ve semt pazarının da bu güne denk gelmesi sebebiyle mutfak alışverişinin yapıldığı, yanı sıra birlikte planladığımız ufak tefek şeyleri fırsat bulursak araya sıkıştırdığımız, bazen İstanbul içinde bazen şehre yakın bir yerde huzur bulmaya çalıştığımız bir gün.”


Annelere ekstra mesai

Biz tam, “pazarları sıkıntı olmaktan kurtarmak için öneriniz nedir?” dediğimizde, Coşar ters köşe bir cevap veriyor ve “Aslında pazarları sıkılabilecek kadar boş kalanların bir önerisi varsa öğrenmek isterim” diyor. Ardından da şunları ekliyor: “Çocuklu annelerin bugünde sıkılabilecekleri zamanları pek olmuyor. Herkesin dinlenme günü anneler için ekstra mesai demek.”


Hayatın yoğunluğu yetiyor

Pazar günü izlenecek bir film önerisi sorduğumuzda ise şunları anlatıyor: “Uzun zamandır pazar günü film bile izleyemeye vakit bulamadığımı fark ettim sorunuz sayesinde. Her ailenin kendine ait dinamikleri var. Bizim evde benim ve eşimin film zevkleri pek birbirine uymuyor. Eskiden de sakin, huzurlu, romantik, çok yormayan filmleri severdim. Yaşlandıkça diğer türlerden iyice uzaklaştığımı hissediyorum. Gençliğimde çalıştığım radyonun teknik çalışanlarından bir amca bana ‘Sen sarraf terazisi gibisin’ demişti. O zaman ne dediğini tam anlamamıştım. Şimdilerde onun yaşlarındayım ve anlıyorum. Kurgu bile olsa, senaryodaki duyguları yoğun şekilde yaşıyor, karakterlerin yükünü elimde olmadan sırtlanıyorum. Hayatın kendi yoğunluğu, yorgunluğu zaten yetiyor. O yüzden kendimi git gide daha korumaya aldığımı görüyorum.”


“Sen sevinçsin, ahir zaman yasına”

Peki ya kitaplardan konu açsak... Acaba Coşar’ın pazarlar için bir okuma listesi var mı? Sorumuzun cevabına “Uzun yıllardır okuma türüm çok net, tasavvufun kurucu metinleri… İrfan ehlinin yol tarifleri… Kalbimin dinlenmeye, şifalanmaya, öğrenmeye, hatırlamaya, anlamaya, idrak edip hakiki bir kalp olmaya ihtiyacı var” cümlesiyle başlayıp şu cümlelerle devam ediyor: “Mesnevi’de Hazreti Mevlana’nın ‘Sen sevinçsin, ahir zaman yasına’ diye bir beyti var. Okuduğum kitaplarda aradığım şey tam olarak bu. Zamanın kederleri, acıları, yasları ve yaralarına şifa olmayan satırlarla buluşamıyorum artık. Geçen yıl kütüphanemin büyük bölümünü ayırıp sahaf arkadaşıma taşıdım. Bir zamanlar çok sevdiğim, nefes nefese okuduğum, sayfa ucunu bile kıvırmadığım kitaplarla artık yolum ayrılmış. Şimdi kitaplarımı çize çize, yaza kıvıra okuyorum. Pazara özel kitabım yok. Pazarları kitaba zaman ayırmakta en zorlandığım gün.”


Yakaladığım zamanda yazıyorum

Coşar’a, pazar günleri çalışıp çalışmadığını sorduğumuzda ise “Eğer yetiştirilmesi gereken bir proje varsa, çalışmam dediğim bir gün olmaz, hiç olmadı” diyor. Ardından şöyle devam ediyor: “İş hayatım televizyon ile başladı ve televizyonculukta mesai kavramı zaten yoktu. Çocuk programları yönetmenliği yaptığım ve özellikle pazar günü için programlar hazırladığım için bant yayın bile olsa o gün aniden işe gitmem gerekebilirdi. Şimdilerde çocuk kitapları yazıyorum. Ancak yazma rutinleri olan, her gün şu kadar saat muhakkak masa başında oturuyorum diyen biri değilim. Hayatımın ana eksenini yazmak oluşturmuyor. Hayatın içinde yakalayabildiğim zamanlarda yazmaya çalışıyorum.”


Ailecek görüştüğümüz arkadaşlar…

Pazar günlerinin rutini genelde ailedir ama dedik ya, herkes için pazar değişken özellikler, rutinler de taşıyabiliyor. Bu nedenle Coşar’a “Özellikle pazar günleri görmek istediğiniz arkadaşlarınız var mı?” diye soruyoruz. Coşar da “Pazar günleri ailece görüştüğümüz arkadaşlarımız ve yakınlarımızla buluşuyoruz. Bunlar içinde belli rutinlerimiz olanlar genellikle yaşça bizden oldukça büyük yahut küçük olanlar” diyor.


Pazar favorim Üsküdar

Yazarımızın pazarlar için favori mekânı ise Üsküdar’mış. “En sık uğradığımız yer Üsküdar. Kadıköy’e daha yakın olsak da son zamanlarda özel bir sebep olmadıkça pek o kargaşaya girmek istemiyoruz” diyor. Belli aralıklarla Yahya Efendi, Merkez Efendi, Yuşa Aleyhisselam’a gidip, başını yasladığını ekliyor.


En güzel pazarlar çocukluğumun

Gelelim en netameli sorumuza: “En güzel ve en kötü geçen pazar gününüz hangisi?” Coşar’ın bu soru için net yanıtları var: “En güzel pazarlar çocukluğumda ailemin bir arada olduğu, TV’de İstiklal Marşı ile hazır ola durarak başlanan, pazar konseri, pazar sineması izlenen, babamın ellerimizden tutup bizi pikniğe götürdüğü pazarlardı kuşkusuz. En kötüsü hangisiydi bilmiyorum. Kötü günlerin tarihlerini hatırlamak istemeyen bir zihnim var. Babamın ölüm gününü bile 28 senedir sürekli unutuyorum.”


Hiperaktif ama empatisi zayıf

Ve son soru: “Pazar günü bir insan olacak olsa nasıl birisi olurdu?” İşte Coşar’ın yanıtı: “Hiperaktif, empatisi zayıf, aşırı sosyal, yorucu ama iyi niyetinden şüphe duyulmadığı için pek kızılamayan, dikkati dağınık ve biraz da takıntılı biri. Bütün pazarlar Mustafa Merter hocanın terapisine muhtaç insanlar olurdu sanırım.”


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026