Entelektüel iktidar, entelektüel şiddet
00:00, 24/06/2014, Salı
Yeni Şafak
Entelektüel iktidar, entelektüel şiddet
Gezi olaylarının ardından hükümeti eleştiren kitaplar kitapçı raflarında yerini almaya başladı. Çoğu derleme olan bu kitaplarda amaç okuyucunun dünyasında hükümeti itibarsızlaştırma gayretinden başka bir şey değil.
Gezi olayları gerçekleşmeseydi, AK Parti ve İslamcı karşıtları hükümeti ne ile eleştireceklerdi? Solun uzun AK Parti iktidarında büyük oranda eleştiriden ziyade, liberal çevrelerle münasebete girişerek hükümete yol gösterme, kendi tezlerini kabul ettirebilme, demokrasi, açılım süreci, liberalleşme, daha az devlet daha çok birey özelinden Neo – Liberal politikanın belli başlı unsurlarını uygulatabilme yönünde enerji harcadığı gözlenir. Sol ve liberal kesim, AK Parti''ye muhalif diğer muhafazakâr ve milliyetçilerden farklı olarak, iktidarı ''daha fazla liberalleşme'' adına hem desteklemiş hem de sahiplenme güdüsüyle hareket etmişti. Belki klasik CHP çevrelerinin ''gizli ajanda'' ve ''muhafazakâr – şeriat temelli'' tezlerinin dışında liberaller; etnik yönelimler, özgürlük ve kültürel haklar üzerinden kendi ''gizli ajanda''larını Cumhuriyet tarihinin en güçlü iktidarına kabul ettirmek istemişlerdi.
DERLEME KİTAPLARLA SÖYLEM ÜSTÜNLÜĞÜ
Son aylarda Zizek, Badıou, Harvey gibi isimlerin Gezi olayları vesilesiyle yaptığı konuşma ve değerlendirmeler biraz da zorlamayla kitaplaştırılırken Türkiye içinden haberleri aşabilen yayın yapılamamıştı. Şiddet, Siyaset ve Medenilik gibi kitaplar AK Parti iktidarını ve onun nezdinde İslamcıları ve Müslümanları, mahkum edecek, totaliter eğilimler, şiddet ve diktatörleşme üzerinden itibarsızlaştırma ve iktidardan uzaklaştırma çabalarına varacak biçimde yayınlanmaktadır. Bu kitapların içinde doğrudan AK Parti ve İslamcılığı ele alan İktidarın Şiddeti ve Şiddet, Siyaset ve Medenilik kitapları belki de gündeme ve bu kaygıların merkezine tam manasıyla oturmaktadır. İktidarın Şiddeti''nde AK Parti dönemi Neo – Liberalizmi ve İslamcı politikalar on makale üzerinden kritik edilirken, kitabın ve yazıların ruhuna ağır bir ''müzmin muhaliflik'', bu muhalefet anlayışına bağlı olarak ''kanmamış kin ve hırs isteği'' göze çarpmaktadır. Akademik dilin örtemediği kin, Neoliberal politikalar üzerinden bir AK Parti eleştirisi yapmaktan çok, Neoliberal imkânların doğurduğu felaket sonuçları üzerine yönelmiş; Neoliberal eleştirinin AK Parti üzerinden yapılarak, önemli imkânların iktidar nedeniyle ''heba'' edildiği görüşüne varmıştır. İktidarın Şiddeti''ni AK Parti politikalarının Neoliberalizm üzerinden okumayı bekleyenlerin ilk yapacağı, ''Neoliberal ekonomi''nin AK Parti iktidarı tarafından ne şekilde uygulandığı, hangi aksaklıkların ya da katkıların sağlandığı ve sonuçlarını görmek olacaktır doğal olarak. Fakat İktidarın Şiddeti kendini ''otoriteryanlık'' ve şiddet üzerine o kadar koşullamış olacak ki, iktisadi eleştiri ancak uluslararası bağlantılar, sosyal politikalar üzerinden yani ''dışa bağımlılık'' ve ''kömür – makarna'' ikilemi üzerinden yapılmaktadır. Gezi olaylarından sonra çok daha netleşen AK Parti karşıtlığı hususen Başbakan düşmanlığı sol ve liberallerin CHP çizgisinde ilerleyen siyasete ''dolgu ve arka plan'' hazırlama gayretlerinin ötesine geçemiyor. Diktatör imgesi, Gezi ve özgürlükler bağlamında yürütülen eleştirilerin, altlarının doldurulmasından ziyade ''söylem üstünlüğü'' ile ''çığırtkan entelektüalizm'' arasında salınırken, yeni burjuva kimliğinin de bu kesimlerde büyük sıkıntıya sebep olduğu görülmektedir. Yeni İslami burjuva, yeni İslamcı kimlikler üzerine ''tüketim'' eksenli yapılan ''tarafsız incelemeler''in yerini yavaş yavaş düşmanlığa bıraktığı da gözlenmektedir. Bu bağlamda yeni İslamcı burjuvaların klasik Kemalist eliti ortadan kaldıracak potansiyel içermesi, yeni zenginlik türlerine bağlı yeni dindarlığın, Kemalist, sol ve liberal seçkinlerin hayat alanı kaygısını artırırken, görece zenginleşmenin önemli bir paradigma sorununa yol açacağı da bu süreçte ortaya çıkmaktadır. Solun, liberallerin ve zikredilen kitapların genel tezleri, esasında Neoliberalizmin özüne bakmaktan ziyade AK Parti uygulamalarının ve Türkiye''deki sosyal politikaların içeriğine yönelik olduğu açıkça farkedilmektedir. Bu bakımdan bu yayınlardan ve Gezi sonrasındaki ittifaktan bir ''Neoliberalizm'' eleştirisi değil, Neoliberalizm üzerinden meşruluk sağlamış ve klasik elitleri gözden düşürmüş AK Parti''ye düşmanlık üzerine bina edildiği rahatlıkla izah edilebilir. Bu açıdan bu kitapların ve entelijansiyanın dayanağı tabi ki Türkiye''den, bu topraklardan değil, David Harvey gibi Ortodoks Marksistlerden gelmektedir.
Tek Boyutlu Eleştiri
Harvey''in özetle, Neoliberal özgürlüklerin, iktidarın ve aşırı bireyleşmiş toplumların rahatlıkla ''diktatör özlemi'' içinde otokratlara alan açtığı yargısı, bugün solun birinci tezi olmuştur. Eğer Gezi olmasaydı bu kesimler ellerindeki bu tezin üzerine yeni inşa faaliyetleri geliştiremeyeceklerdi. Şiddet, Siyaset ve Medenilik gibi ''çırpıştırılmış kitap''taki Ahmet İnsel''in yazısında değindiği konu, sol ve liberallerin AK Parti eleştirisinin tek yönlü boyutunu ortaya koyarken, uzun İslamcı iktidarı gözden, sandıktan düşüremenenin hayıflanması gibidir: ''Çok partili yaşam devam ediyor. Buna karşılık siyasal sistem tekelci bir nitelik sunuyor. İktidar bir veya iki kastın veya bir liderin elinde yoğunlaşıyor ve bu halde kalmaya devam ediyor.
Demokratik kurumlar etkili bir karşı güç oluşturamıyorlar. AKP iktidarının geçici olduğuna dair umutlarını hızla yitiren laikçi – milliyetçi otoriter kast''ın kaygıların esasında özgürlükçü sol liberal kesimler de taşımaktadır. İktidarın Şiddeti, ''sabırsız özgürlükçüler''in, AK Parti''nin demokratik hayata intibak etmesini sevinçle karşılarken, demokrasinin gereği olan kısa sürede iktidardan uzaklaşma ilkesini yerine getirmediği için kızgınlığını sürdürür.
Neoliberal politikalar üzerinden AK Parti''yi eleştiren sol – liberal yayınlar, Neoliberalizmin ''istikrar'' ilkesini gözden kaçırarak eleştirilerini yürüttükleri için sonuçta ''kaba düşmanlıktan'' öteye geçemiyor. Otoriterlik, diktatörlük ve iktidarda süreklilik vurgusu üzerinden İslamcıları eleştiren kesimlerin Neoliberalizmin ''istikrar'' ilkesini yorumlamadan kaynaklanan bir sıkıntıları olduğu rahatlıkla okunabilmektedir!
Kitabın künyesi:
İktidarın Şiddeti – AKP''li Yıllar, Neoliberalizm ve İslamcı Politikalar
Haz: Simten Coşar, Gamze Yücesan Özdemir
Metis Yayınları
Mayıs 2014
284 Sayfa
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.