İstanbul’un manevi fatihinin sığınağı
04:00, 17/07/2016, Pazar
Yeni Şafak

Bolu’nun yüksek tepeleri arasına gizlenmiş eski bir Osmanlı kasabasıdır Göynük. Yamaçlarda konumlanmış birbirinin üzerinden ileriye bakan evleriyle Osmanlı sivil mimarisinin estetik, sadelik ve sıcaklığını koruyan ilçe İstanbul’un manevi fatihi Akşemseddin’in de sığınağıdır.
Anadolu'nun neredeyse her şehir ve kasabasında mutlaka bir seyir tepesi bulunur. İlk defa gidilen bir yeri tanımanın en kestirme yolu, bu tepeye çıkıp şehri kuşbakışı seyretmektir. Göynük'e hakim olan en yüksek yer de kasabanın üzerinde bir yıldız gibi yükselen Zafer Kulesi'nin bulunduğu tepedir. İlçe, bu tepe etrafında adeta hilâl şeklinde kurulmuş. Tepenin altında ve derelerin yamaçlarındaki yeşil bahçeler içinde sıralanan evler en güzel buradan görülüyor. İlçeye gelenleri ilk selamlayan ve şehrin simgesi haline gelen Zafer Kulesi, Türkiye'de Kurtuluş Savaşı adına yapılmış tek kule ünvanını taşıyor.
Göynük'te müşteri değil misafirsiniz
Göynük, adeta yeşil ipekten halı gibi serili tabiatın içinde sade ve estetik evleriyle çok sakin ve dingin bir yer. Muhtemelen Osmanlı döneminde daha da huzurlu bir yerdi. Akşemseddin bu yüzden fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed'in ısrarlarına rağmen İstanbul'da kalmayarak memleketi Göynük'e yerleşmiş. 1459 yılında vefat ettiğinde de Süleyman Paşa Camii avlusuna defnedilmiş. Göynük'te Osmanlı ruhunu koruyan evler ve tarihe tanıklık etmiş sokaklar, insanı bir başka zaman boyutuna götürüyor.
Burada sadece coğrafya değil, insanlar da tarihin huzurlu bir zaman aralığında kalakalmış gibiler. İlçede henüz turizme dönük bir ticari hareketlilik yok. Bu yüzden paranın ağırlığı hissedilmiyor. Kendinizi potansiyel bir müşteri olarak değil de geçerken uğramış bir yolcu veya misafir gibi hissediyorsunuz. İlçede turizm adına sadece pansiyon olarak hizmet veren konaklar var.
Kapıdan bacaya her şey estetik
Göynük'te arazinin oluşumuna göre biçimlenmiş dar sokaklar ve bu sokaklara göre yerleştirilen şirin, sıcak evleri seyrederken atılan her adım, insanı tarihte yolculuğa çıkarıyor. Anadolu insanının sanatçı ruhu bu evlerin mimarisinde ve süslemelerinde görülüyor. Ahşap kafesli pencereler, manzaralarıyla tuvale çizilmiş yağlı boya resim gibi. Tavanları çeşitli motiflerle süslenmiş konak ve evlerin bacaları da özenilerek yapılmış.
Buğday çiminden tatlı
Göynük'ün dar sokakları kadar dik yokuşları da etkileyici. Tırmandıkça geriye dönüp baktığınızda muhteşem manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Tabi ki bu yokuşlar insanı yoruyor. Nefeslenmek ve acıkan karnınızı doyurmak için Göynük çayı kenarındaki lokantalardan birine oturabilirsiniz. Tarhana çorbasının ardından tercihinize göre kiremitte sarma, güveç veya keşli, cevizli erişte yiyebilirsiniz. Ancak uğut tatlısının tadına mutlaka bakmalısınız. Buğday çiminin suyu ve unla yapılan uğut, bir çeşit tahıl marmelatı ve sadece Göynük ile yakınındaki Taraklı'da bulunuyor. Bu arada Göynük'e gitmişken doğal güzelliklerinden olan Sünnet ve Çubuk göllerini görmeden sakın dönmeyin.
Kurtuluş Savaşı adına yapılan tek kule ünvanını taşıyan ve Göynük'ün simgesi haline gelen Zafer Kulesi, Cumhuriyet döneminin ilk Kaymakamı Hurşit Bey önderliğinde 1923- 1924 yılları arasında inşa edilmiş.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.