Kulluktan kardeşliğe

04:0012/06/2026, Cuma
G: 12/06/2026, Cuma
Yeni Şafak
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Namaz, zekât, oruç ve hac; yalnızca bireyin Allah ile ilişkisini güçlendiren ibadetler değil, aynı zamanda Müslümanları ortak bir kimlik ve kardeşlik bilinci etrafında buluşturan güçlü toplumsal bağlardır. Modern çağın yalnızlaştırıcı etkilerine karşı güçlü bir birlik zemini oluşturur. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Altıntaş yazdı.

İnsanın yaratılış gayesi, salt bir varoluşun ötesinde, kendisini var eden Yüce Yaratıcı’ya kulluk etmek ve O’nun kâinata serpiştirdiği sayısız nimetlere karşı şükür vazifesini yerine getirmektir. İslam terminolojisinde bu kulluk ve şükür süreci “ibadet” kavramıyla şekillenir. İbadetler, ilk bakışta kul ile Allah arasında gizli, dikey bir köprü gibi görünse de esasen yatay düzlemde bireyi topluma, toplumu da evrensel bir kardeşlik halkasına bağlayan muazzam bir sosyal tutkaldır. Müslümanlıkta tekil bir dindarlık anlayışından ziyade, kolektif bir duruş ve cemaat şuuru esastır. Bu yönüyle dinimiz, akil baliğ (ergenlik ve akıl sağlığı) çağına ulaşmış, gücü nispetinde kadın-erkek her mükelleften yerine getirmesini istediği farz ibadetleri toplumsal bütünleşmenin birer aracı kılmıştır. Bu makalede; namaz, zekât, oruç ve hac gibi temel farzların, Müslümanların içtimai (sosyal) ve itikadi (inançsal) birliğini nasıl pekiştirdiğini, modern çağın getirdiği yalnızlaşma krizine karşı nasıl birer kalkan olduğunu örneklerle ele alacağız.

DÜŞÜNCE VE EYLEMDE HİZALANMA: NAMAZ İBADETİ VE SAF KÜLTÜRÜ

İslam’ın kelime-i şehadetten sonraki en büyük pratik direği olan namaz, dikey boyutta Allah’a bağlılığı simgelerken, yatay boyutta Müslüman toplumu aynı merkez etrafında kenetler. Kur’an-ı Kerim’de namaz emirlerinin pek çok yerde “Namazlarınızı kılınız ve zekâtlarınızı da veriniz” (Bakara, 43, 82, 110) şeklinde çoğul kalıplarla aktarılması, hitabın doğrudan bir topluluğa yapıldığının en net kanıtıdır. İslam bir cemaat dinidir ve bu cemaatin fiziksel olarak ete kemiğe büründüğü yer camilerdir. Caminin kelime anlamı “toplayan, bir araya getiren” demektir. Günde beş vakit camide buluşan Müslümanlar, aralarındaki makam, servet, ırk ve sosyal statü farklarını caminin kapısında bırakırlar.

İtikadi açıdan aynı kıbleye (Kâbe’ye) yönelmek, inananların zihin ve gaye birliğini perçinlerken, sosyal açıdan omuz omuza durarak saf tutmak, aradaki mesafeleri eritir. Bir iş adamı ile bir işçinin, bir bürokrat ile sıradan bir vatandaşın yan yana saf durması, Allah katındaki mutlak eşitliğin yeryüzündeki en somut göstergesidir. Bu durum, bireylerdeki sınıfsal kibir veya eziklik duygularını yok ederek tam bir güven ortamı inşa eder.

SINIFSAL ÇATIŞMANIN PANZEHİRİ: ZEKÂT VE MALİ YARDIMLAŞMA

İslam, servetin belirli ellerde toplanmasını değil, toplum içinde paylaşılmasını teşvik eder. Bu anlayışın en somut örneği zekâttır. Nisap miktarına ulaşan her Müslüman, malının belirli bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmakla yükümlüdür. Zekât, sadece ekonomik bir yardım değil; toplumsal huzuru koruyan bir dayanışma aracıdır. Yoksulun ihtiyaçlarının karşılanması, toplumdaki kırgınlık ve adaletsizlik duygularını azaltırken, zengin ile ihtiyaç sahibi arasında gönül köprüleri kurulmasına vesile olur. Böylece ekonomik paylaşım, sosyal bütünleşmeyi de beraberinde getirir.

KOLEKTİF EMPATİ VE İRADE EĞİTİMİ: RAMAZAN VE ORUÇ

Ramazan ayında tutulan oruç, bireyin nefsini terbiye etmesinin yanında güçlü bir toplumsal bilinç oluşturur. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman aynı zaman diliminde oruç tutarak ortak bir manevi atmosferi paylaşır. Oruç, özellikle empati duygusunu güçlendirir. Açlığın ve mahrumiyetin ne anlama geldiğini bizzat tecrübe eden kişi, ihtiyaç sahiplerine karşı daha duyarlı hâle gelir. Ramazan boyunca artan fitre, sadaka ve yardım faaliyetleri de bu sosyal dayanışmanın önemli yansımalarıdır.

EVRENSEL KARDEŞLİK KONGRESİ: HAC İBADETİ

Hac ibadeti, İslam’ın evrensel kardeşlik anlayışını en güçlü şekilde ortaya koyan ibadettir. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen milyonlarca Müslüman, aynı mekânda ve aynı amaç etrafında buluşur. Hac sırasında herkesin ihrama bürünmesi; makam, servet, ırk ve milliyet gibi farklılıkları ikinci plana iter. Böylece Müslümanlar, aynı inancın mensupları olarak eşitlik ve kardeşlik bilincini yeniden tecrübe ederler. Hac, ümmet olmanın yalnızca teorik bir kavram değil, yaşanan bir gerçeklik olduğunu hatırlatır.

#İslam ve İnsan
#Aktüel
#Din
#Toplum