Roma'da sohbetin koyusu heladaydı
01:00, 02/12/2012, Pazar
Yeni Şafak
Roma'da sohbetin koyusu heladaydı
MÖ 1000'li yıllarda hüküm sürmüş Roma medeniyeti, mîmârîde günümüze kadar gelebilmiş eserler yapmayı başarmanın yanı sıra, umûmî helâlarda yan yana sohbet ederek ihtiyaç gidermeyi de başarmış (!) bir medeniyetti.
Dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olan Roma İmparatorluğu''nun başkentiydi Roma. MÖ. 1000 yılında kurulmuştu. Başlangıçta ahşap kulübelerden oluşan büyük bir köydü. MS 300 yıllarına gelindiğinde artık dünyanın en büyük kenti olmuştu Roma. Roma mimarisi göz kamaştırıcıydı ve tüm imar faaliyetlerinde köleler kullanılırdı. Mimaride, dünya tarihinde tartışılmaz bir üstünlükleri vardı. Betonu keşfeden, tuğlaları pişirerek sağlamlaştıran, devasa binalar, tapınaklar, tiyatrolar, forumlar, çarşılar, su kemerleri, kaleler, surlar yapan hep Romalılardı.
Şehrin merkezinde forum adı verilen bir meydan bulunurdu. Etrafı resmi daireler ve hükümet binalarıyla çevrili olan bu meydanda pazarlar, panayırlar kurulur, hatipler etkileyici konuşmalar yapar, filozoflar hikmetli sözler söyler, şairler şiir okur, siyasiler nutuk atardı. Dünyanın ilk alışveriş merkezi (günümüzün AVM''si ) yine Roma''da kurulmuştu. Ayakkabıcılar çarşısı bir yerde, fırıncılar, pastacılar başka bir yerde, tekstilciler daha başka bir yerdeydi. Sıradan halkın arabaya binecek parası olmadığından, her yere yürüyerek giderlerdi. Şehirde serbest piyasa ekonomisi hâkimdi. İsteyen, malını istediği fiyata satabiliyordu. Pazarlık had safhada idi.
SU ZENGİNLERİN EVİNE AKARDI
Şehrin alt yapısı mükemmel denebilecek şekilde tasarlanmıştı. Su kemerleri, yer altı su boruları, mahzenler, devasa sarnıçlar ve su depoları, şehrin su ihtiyacını fazlasıyla karşılıyordu. Zenginlerin evlerine su boruları döşenirdi. Sıradan halk ise meydan çeşmelerinden su taşırlardı evlerine. Devasa boyutta yeraltı kanalizasyon boruları da döşenmişti.
Su kemerleri sayesinde şehre her gün 750 milyon litre su sevkiyatı yapılıyordu. Suyu tepelere taşıyabilmek için vanalı pompalar icat etmişlerdi. Roma''da su sistemi o kadar gelişmişti ki, 1800''lere kadar daha iyisi yapılamamıştı.
Evlerde wc vardı. Fakat bunun yanında umumi helalar da inşa edilmişti. Bu umumi wc''ler ismi gibi umumi idi. Wc''ye girenler, uzun sıralarda, arada perde, kapı vs. olmaksızın yan yana oturup, birbirleriyle sohbet ederek hacet giderirlerdi. Umumi wc''den başka banyolar, hamamlar da umumi idi. Evlerde banyo bulunmadığından, halk y ıkanmak için 9 günde bir hamamlara giderler, saatlerce orada kalırlardı. Zira devasa boyutlarda yapılmış olan bu umumi hamamlar, sadece birer yıkanma yeri değil, aynı zamanda birer aktivite, kültür ve spor salonuydu. Güreş, yüzme, jimnastik gibi sportif faaliyetlerin yanısıra, resim ve heykel sergileri açılır, esanslar, parfümler satılırdı bu hamamlarda. Traş olma, masaj yaptırma gibi işlere ilaveten, kitap okuma salonları dahi vardı bu devasa hamamların. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yıkanırlardı. Kadınlar sabahtan öğleye kadar (erkeklerin işte oldukları vakitte ), erkekler de öğleden sonra hamamları kullanırlardı. Roma imparatorları ya da asilzadeler tarafından yaptırılan bu hamamların en güzeli, 1600 kişiyi içine alabilen CARACALLA hamamıydı.
DEMOKRASİYİ SEZAR BİTİRDİ
İmparatorluğu krallar yönetirdi. 7 kralın yönetiminden sonra MÖ. 509 yılında son kral Tarquin tahttan indirilmiş ve cumhuriyet ilan edilmişti. Her sene halkın seçtiği hükümeti yönetmek için 2 avukat seçilir, bunlara konsül denirdi. Roma cumhuriyetine hizmet etmiş hâkimlere de Senatör denirdi. Senatörler yönetimde söz sahibi olur, yeni kanunlar yaparlardı. 400 yıldan fazla süren cumhuriyet dönemi, MÖ. 47 yılında Jull Sezar''ın kendisini diktatör ilan etmesiyle sona erdi. 3 yıl sonra da Sezar öldürüldü (MÖ 44)
AVUKATLAR ROMA''DAN KALMA
Roma hukuk sisteminin ilk kuralları MÖ 450 de 12 levha adı verilen bir tablete yazılmıştı. ''Suçlu olduğu ispatlanana kadar herkes masumdur'' sözü, Roma kanunlarının en temel maddesiydi. Roma kanunları acımasız fakat adildi. Advacatus denilen avukatlar da Roma''dan kalmadır.
Sezar Temmuz sevgilisi Mart oldu
Jull Sezar ( Jules Caesar ) kendisini diktatör ilan ettiğinde, takvimdeki 12 aydan kendi doğduğu ay olan Temmuz ayına kendi ismini verdi: Jully. O zamanlar yılın ilk ayı Mart ayıydı. Bu aya da sevgilisinin ismini vermişti Sezar: March. Hâlen İngilizcede jully (temmuz), march da (mart) demektir. Ve bu iki ayın 31 gün olmasını istedi. Julyen takviminde ilk ay Mart son ay Şubattı. Sezar''ın isteğinin yerine gelmesi için ilk ay 31 gün olarak başladı. Böylece, ilk ay 31 gün, daha sonrakiler de bir 30, bir 31 şeklinde düzenlendi. Yılın son ayı olan Şubat ayı da 4 yılda bir 30, diğer yıllarda 29 gün olmuştu. Daha sonra gelen ve kendisini imparator ilan eden Agustus da, Sezar''ın ismini verdiği Temmuzdan bir sonraki aya kendi ismini verdi: Agustus. Ve Sezar''dan aşağı kalmamak için bu ayın da 31 gün olmasını istedi. Şubat'tan 1 gün daha alındı. Bu yüzden Şubat 28 güne indi.
Asker silahını kendisi alırdı
Oldukça güçlü ve düzenli bir orduya sahip olan Roma İmparatorluğu''nda ordu, tam donanımlı bir şekilde günde 30 km'den fazla yol yürüyecek, ve arkasından savaşacak kadar da iyi yetiştirilmişti. Romalı askerlerin 3 ana silahı vardı. Mızrak, kılıç ve hançer. Askerler, kendi silahlarını kendileri satın almak zorundaydı. Oldukça yüksek maaşları vardı askerlerin. Halktan isteyen, yaklaşık 5000 kişilik lejyonlara bölünmüş orduya katılabilirdi. 25 yıl sonra da emekli olur ve emekli tazminatı alırdı. Savunmaya çok önem verdiklerinden, tüm şehri 50 km uzunluğunda taştan surlarla çevirmişlerdi. Bu surların 37 kapısı vardı ve her kapıda sürekli nöbet tutan muhafızlar mevcuttu.
Sezeryan'ın adı Roma'da kondu
Biruni ( Asarul-Bakire ) adlı eserinde minyatürlerle de göstererek Sezar''ın doğumunu anlatır. Doğumdan önce annesinin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalması sonucu hekimler, hiç olmazsa çocuğu kurtarmak maksadıyla annenin karnını yararak Sezar''ı çıkarmışlardı. Bu uygulama bundan sonra da, soylu ailelerin çocukları için aynı tehlike durumu baş gösterdiği zamanlar uygulandı. İlk defa Sezar''ın doğumunda uygulandığı için de, ameliyatla doğum yapmaya ( Sezar gibi doğum ) manasına gelen Sezaryan adı verildi.
Başlıklar :