Sahibi aşikar sözlükler

Hatice Saka
00:0014/04/2010, Çarşamba
G: 3/02/2021, Çarşamba
Yeni Şafak
Sahibi aşikar sözlükler
Sahibi aşikar sözlükler

Çoğu zaman bilgiye kolay yoldan ulaşmanın yolu olan sanal sözlükler, yazılı sözlüklere kaynaklık edebilir mi? Akademisyenler bunun pek mümkün olmadığını söylüyor

Kitap ekinin takipçileri bilirler. Geçen ay katılımcı sözlük yazarlarına yazılı kültürle olan ilişkilerini sormuştuk. Genç internet yazarları doğru bilgi vermek gibi bir misyonlarının olmadığının altını özellikle çizmişlerdi. Ancak işin içinde sözlük ve tanımlar olduğu için olayın diğer boyutunu ele aldık. Bu kez de yazılı sözlük yazarlarının, sanal sözlükler hakkındaki görüşlerine başvurduk. Aldığımız cevaplar, akademisyen ve yazarların sanal sözlüklere temkinli yaklaştığını gösterdi.

HAKARET VE ASILSIZ SUÇLAMALAR ENGELLENMELİ

Prof.Dr. Şükrü Haluk Akalın( Türk Dil Kurumu Başkanı): “Katılımcı sözlük”, başlangıçta kulağa hoş gelen ve toplumun geniş katmanlarının katkısıyla oluşturulduğu düşüncesini uyandıran, bize özgü bir sanal başvuru kaynağı... Bilişim uygulamalarının ülkemizde yaygınlık kazandığı bir dönemde, on bir yıl önce, kurulan Ekşi Sözlük ile başladı ve Uludağ Sözlük, İTÜ Sözlük, Hacettepe Sözlük, ODTÜ Sözlük, Lafmacun ve benzerlerinin de ortaya çıkışıyla çoğaldı. Sözcüklerin, deyimlerin, atasözlerinin, özel adların tanımlanmasının yanı sıra bunlarla ilgili görüşlerin, farklı bakış açılarının, politik yaklaşımların da yansıtıldığı serbest kürsü görünümünü aldı “katılımcı sözlük”ler… Yalnızca sözcükler değil olaylar da tanımlanmaya, değerlendirilmeye başlandı. İçlerinde zekâ ürünü, nükteli tanımlamalar da var; kaba saba anlatımlar, uydurma sözler de var. Toplumsal eleştirilerin yanı sıra kişisel yaklaşımların, politik bakış açılarının egemen olduğu tek taraflı tanımlamalara da rastlanıyor. Kişilerle ilgili yorumlar da bulunuyor. Herkesin düşüncesini dile getirdiği bir ortam ve sanal bir serbest kürsü olarak ben bu tür oluşumları yararlı görüyorum. İnsanların düşüncelerini özgürce dile getirdiği ortamlar olmalı. Bu özgürlük başkalarına zarar verecek boyutlara ulaşmamalı. Ancak başkalarına zarar vermek yalnızca hakaret etmekle sınırlı değil. Bence en büyük zarar insanlara yanlış bilgi vermektir. Zaten bu sözlüklerin bazılarında yazılanların yalan veya yanlış olabileceği de belirtiliyor. Tanımların hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunun anlaşılması da kullanıcının bilgi düzeyine, anlayışına, kavrayışına, kısacası ferasetine kalıyor. Birbiriyle çelişen tanımları o sözcüğe, kavrama farklı bakış açıları olarak algıladığınız sürece sorun yok… Bu sözlüklerin gerçek anlamda katılımcı olduğu konusunda kuşkularım var. Sözlüklerin yazar kadrosuna katılmak isteyenlerin ancak bir bölümü haftalarca, hatta aylarca bekledikten sonra amaçlarına ulaşabiliyor. Yazar olanlar da rahatça her şeyi yazamıyor. Yazılanlar sözlük yöneticileri tarafından sürekli denetlendiği gibi hoşa gitmeyen tanımlamalar silinebiliyor, yazarının üyeliğine son verilebiliyor. Bazı sözlüklerde üyelikten çıkarılanların önceki yazdıkları da yok oluyor. Böyle bir yapı “katılımcı” olarak tanımlanabilir mi?“ Normal sözlük” diye tanımladığınız sözlüklerle “katılımcı” sözlükler arasında bir etkileşim elbette var. Verilen tanımlar, yapılan açıklamalar içerisinde sözlüklerden alınmış tanımlar veya bu tanımlara benzeyen açıklamalar bulunuyor. Ekşi Sözlük'te aradığınız bir sözcüğü bizim sanal sözlüğümüzde bulabilmeniz için bir bağlantı da var. Biz de çalışmalarımızda başvurduğumuz yüzlerce kaynak gibi zaman zaman “katılımcı” sözlüklere de bakıyoruz. Özellikle sözcüklerin ortaya çıkmaya başlayan yan anlamlarını, gençliğin dilindeki yeni sözcükleri belirlemede bu tür sözlüklerden yararlanıyoruz. Sanal ortamda sözcüklerin tek bir tanımının yer aldığı sözlükler, konuların tek bir anlatımının yer aldığı ansiklopediler de var, Vikipedi, Vikisözlük gibi... Bunlar da katılımcı bir yapıya sahip. Üyelik son derece kolay, hatta üye olmadan IP numaranızla bile katkıda bulunabiliyorsunuz. Ancak bunlarda da benzer sorun yaşanıyor: Doğru veya yanlış, yazdıklarınız bir anda çizilebiliyor. Bu kaynakların en büyük sakıncası ise yanlış bilgilerin kolayca tanımlar içerisine yerleştirilebilmesi. Yanlışlık fark edilene kadar o bilgiyi alıp kullananlar olumsuz etkileniyor. Bu sözlüklerde kurumumuzla, şahsımla ilgili olumsuz ifadeler, eleştiriler de var. Bunları hoşgörü ile karşılıyoruz; çalışmalarımızla ilgili haklılık payı olan eleştirileri de dikkate alıyoruz. Ancak bunlardan biri var ki kurumumuza ve şahsıma yapılmış hakaretler ve asılsız bir suçlama içeriyor. Buna değinmeden geçemeyeceğim. Kişi Adları Sözlüğü'müz 2006 yılında bir saldırıya uğradı ve İsmail adının anlamı bir gecede değiştirildi. Adın anlamı kaba bir dille açıklanmıştı. Sabah farkına vardık ve hemen durumu düzelttik. Bu açıklama ancak 4-5 saat sözlüğümüzde kalabilmişti. Tam o günlerde sözlüğümüzden alındığı ifade edilen kaba dille yazılmış bu anlam Ekşi Sözlük'e yazıldı, şahsıma ve kurumumuza hakaret edildi. Binlerce sözcükten oluşan veri tabanında yalnızca bir adın anlamında bizim dışımızda yapılan bu tanımlamanın “katılımcı” sözlük yazarı tarafından anında görülerek “katılımcı” sözlüğe eklenmesi çok büyük bir tesadüftür. Bu durumu e-postayla ilgili kişiye ilettim ama ne yazık ki yazıda en küçük bir değişiklik yapmadıkları gibi açıklamamıza da yer vermediler. Bu ve benzer durumlar “katılımcı” sözlüklere olan güveni sarsmaktan başka bir işe yaramıyor. Türk Dil Kurumu sözlüklerinin de katılımcı bir anlayışla hazırlandığını belirtmek gerekiyor. Sanal ortamdaki on bir sözlüğümüz için özel bir e-posta adresi oluşturduk. Sözlüklerimize eklenmesi gereken sözcükleri, tanımları, örnekleri kullanıcılarımız katki@tdk.org.tr adresine e-posta ile bildiriyorlar. Terim sözlükleri için ise ücretsiz bir üyelik uygulamamız var. Yalnızca yurt içinden değil dünyanın dört bir köşesinden kullanıcılarımız sözcükler, tanımlar, örnekler gönderiyor. Bunlar haftada iki kez toplanan kurulda ele alınıyor ve gerekli görülenler anında sözlüğe ekleniyor. Yüzünü bile görmediğimiz ama bize günde birkaç kez ileti göndererek sözlüğümüze katkıda bulunan yüzlerce kişi var. Öyle titizler ki iki sözcük arasında iki boşluk bulunduğunu bile görüp bildirenler de oluyor. Yörelerinde kullandıkları yerel sözcükleri haber verenler, yabancı kökenli sözlere Türkçe karşılık önerenler ilk sırada yer alıyor. Bu sözcükler de değerlendirildikten sonra Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü'ne katılıyor. Bütün bunlar, 2002 yılında Kurumumuzun 70. kuruluş yıl dönümünde kullanıma açtığımız Güncel Türkçe Sözlük ile başladı. Sanal ortamdaki sözlüğümüzün gördüğü ilginin yanı sıra gönderilen katkılar o kadar fazlaydı ki ilk baskısı altmış yıl önce yapılan sözlüğümüze neredeyse altmış yılda gönderilen öneri, eleştiri kadarı bir yılda gönderildi. Bu öneri ve eleştiriler değerlendirildi ve 2005 yılında Türkçe Sözlük'ün onuncu baskısını yaptığımızda ön sözüne sözlüğü “imece usulü” ile geliştirdiğimizi yazdık. Kısacası sanal ortamdaki sözlüklerimiz kullanıcıya hizmet verirken kullanıcıların eleştirileri, önerileri ve katkıları da sözlüğümüzün geliştirilmesini sağlıyor.

SANAL SÖZLÜK DİLİ YOZLAŞMAYA GÖTÜRÜR

Prof. Dr. Tuncer Gülensoy : O tür sözlüklere itibar etmiyorum. Bana göre sözlükler bilimsel nitelikte, öğretici ve doğru olmalıdır. Her önüne gelen bir sözlük yazar ve sanal aleme gönderirse, o dil hem yozlaşır, hem de uluslararası olma niteliğini kaybeder. Sözlükler, bilinmeyen sözcüklerin anlam ya da anlamlarını öğretebilmek için yazılmış eserlerdir. İki dilli sözlüklerin yanında “Etimolojik (Köken Bilgisi) Sözlükler”i de tanımlamak gerekir. Bu sözlükler bir dilde bulunan bütün sözcüklerin kökenini verir. Bazıları da o dildeki asıl sözcüklerin kökenini araştırarak verir. Bu sözlükleri hazırlamak için güçlü bir altyapıya, fonetik ve morfolojik bilgiye, o dilin tarihî gelişimi ile ilgili bilgilere sahip olmak gerekir. Benim hazırladığım “Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcük-lerin Köken bilgisi Sözlüğü” adlı sözlük günümüz Türkçesindeki (yalnız) Türkçe sözcüklerin köken bilgisini, tarihî gelişimi içinde ve öteki Türk lehçeleri ve Anadolu ağızlarında yaşayan biçimleriyle vermekte, ayrıca başka dillere verilen ödünç sözler (verintileri) de göstermektedir. Sözlük yazmak dünyanın en zor işidir. Büyük bir birikim, bilgi ve sabır ister. Sıfır hata olması, okuyucuyu yanıltmaması bakımından önemlidir. İnternette verilen her bilgi tam doğru olmadığı için, her sözlük denemesi de doğru değildir. Sonra, o sözlüğü yazan kişinin dille olan ilişkisi, okuduğu Türkoloji bilim dalında kazandığı birikimler önemlidir. Rahmetli Hasan Eren hoca bu konunun en iyilerindendi. Bazı sözlükler, ne yazık ki, hatalarla dolu olup, okuyucuyu yanıltmaktadır. “Katılımcı Sözlük” deyimi sanırım yeni uydurulmuş olmalıdır. Aranan sözcüklerin doğru anlamlarını bulabilmek için TDK' nun sözlük ve imlâ kılavuzlarına baş vurulmalıdır. Etimolojik (Köken Bilgisi) Sözlüğü için de T.Gülensoy'un eserini öneriyorum.

DENETİMLERDE BİLİMSELLİK ÖNEMLİ

Prof.Dr. Recep Toparlı: “Katılımcı Sözlükler” Genel Ağ ortamında Türkçe içeriğin artması bakımından son derece olumlu etkinliklerdir. Ancak bunların denetiminin çok iyi yapılması ve bu denetimlerde bilimsellikten kesinlikle ödün verilmemesi gerekir. Aksi takdirde sözlüklerdeki yanlış bilgiler bu sözlükleri kullananlar için çeşitli olumsuzluklar doğurabilirler. Türk Dil Kurumunun Genel Ağ sitesinde hizmetine sunduğu sözlükleri bir tür “Katılımcı Sözlük” olarak niteleyebiliriz. Yararlananların katkı ve eleştirilerine açık olan bu sözlükler, bir tür imece usulüyle hazırlanmaktadır. Ancak yapılacak katkı ve eleştiriler bilim adamlarından oluşan bir kurul tarafından dikkatle ve titizlikle değerlendirilmekte ve âdeta imbikten geçirildikten sonra sözlüklerde gerekli işlemler yapılmaktadır. Türk Dil Kurumu Genel Ağdaki bu tür sözlüklerini gün geçtikçe artırmayı sürdürecektir.

SÖZLÜK KİTABİ OLMALI

Prof. Dr. Yaşar Çağbayır: “Katılımcı Sözlük” terimi son yıllarda bize has olarak genel-ağ ortamında yaygınlaşan bir olgu üzerine bulunmuş terimdir. Eskiden bu tür eser veya ürünler için “anonim” terimi kullanılırdı. Yazılı olan o eserlerdeki “anonim” kelimesi de böyle toplama / derleme ifade etmesine rağmen “ortaklaşalık” ya da “sahibi meçhul” oluş ağırlık basmaktaydı. Oysa bugün karşılaştığımız genel-ağ ortamı sözlükçülüğü bundan çok farklıdır. Hemen herkes ve dileyen bir tanım sunabilmektedir. Böylece bir kelimenin tanımı pek çok ve çeşitli seviyelerdeki kimselerce verilmektedir. Bu yönüyle, çok seslilik ve geniş bir anlamlandırma / tanım yelpazesinden söz edilebilir. Bu yöntemde, birileri ya doğrudan “sözcüğün karşılığını” sormaca yoluyla başkalarına ya da doğrudan kendisi ele alıp tanımını yapmaktadır. İkinci yöntem uygulamasında eksiklik veya yanlışlığın genel-ağ yararlanıcıları tarafından düzeltilmesi veya eklenti yapılması da istenmektedir. Ben bu olgu için kendim herhangi bir terim önermemiştim. Zaten benim çalışmam, terim ya da yeni kavramları karşılayacak kelime üretmek şeklinde olmamıştır. Kullanılanları, sözlüğe dâhil etmekle meşgul oldum. Ona bile yetiştiğim söylenemez. İlk baskıda Ötüken Türkçe Sözlükteki açıklanan kavram sayısı 246 000 idi. Aradan geçen üç yıl içinde -eğer nasip olur da ikinci baskı yapılırsa- Ötüken Türkçe Sözlük'teki kelime sayısı 276 000'e ulaşmış bulunmaktadır. Genel-ağdaki -sizin deyiminizle- katılımcı sözlüklerin bir sözlükçülük disiplini içinde ve verimli olamayacağı kanaatindeyim. Eğer, teşbih hoş karşılanacak olursa, onlar bizim ilköğretimde öğrencilere tutturduğumuz “kelime defterlerine” benziyor. Çünkü, sadece karşılıklar var. Bir de “katılımcı” olmamakla birlikte doğrudan “.... sözlük” adını taşıyan genel-ağ ortamı sözlükleri var. Bunlar bir parça “sözlükçülük” disiplini taşımakla birlikte yeterli değil... Normal sözlüklerle bu tür sözlükler arasında bir etkileşim olabilir ama bu çok dar kalır. Bana göre sözlük, sadece anlam açıklayan alfabetik dizinli kitaplar / ortamlar değildir. Sözcüğün anlamının yanında, kökünü, kökenini, türeyişini, dilbilgisi kategorilerini, anlam özelliklerini (mecaz, terim vb), çekimi karışanların veya yanlış çekimleme yapılanların doğru çekimini hatırlatacak bilgilerin yanı sıra telaffuzunun da verilmesi gerekir. Hele işin içinde Osmanlı Türkçesi varsa mutlaka “Arap asıllı Türk Harfleri” ile asılları yazılmalı, bilmeyenler için de transkribe edilmelidir. Demek istiyorum ki, “sözlük” önce “kitabî” olmalı, sonra -arzu buyrulursa- genel-ağ ortamına aktarılmalıdır. Bahsi geçen “katılımcı sözlük”ler yüzeyseldir, işin özünü yeterince yansıtamazlar. Örnek vermek gerekirse -isim vermek istemiyorum- böyle bir sözlüğü genel-ağ ortamında açın ve “yavuz” kelimesine bakın karşınıza yirminin üzerinde tanım çıkacak, bilmeyen birisi olarak bunlardan hangisini alacaksınız veya kullanmaya kalkacaksınız? Bunlar, hoşça vakit geçirmek isteyenlere yarar sağlayabilir, ama ilim adamlarının ve ciddî eğitim almak isteyen orta ve yüksek okul (üniversite) öğrencilerinin, aydınların işine yaramaz. Yöntem değiştirirler ve akıllı uslu bir dilcinin redaktesinden geçerse belki... Burada, şunu istisna etmek istiyorum: Yerel sözcüklerin derlenmesinde bir parça yararı olabilir, eğer sesler tam olarak transkribe ve redakte edilebilirse...Ben yukarıda ifade ettiğim gibi sözlüğün “kitabî” olmasının gerektiğine inanıyorum.

GERÇEK SÖZLÜKLERE KAYNAKLIK EDEMEZLER

Prof. Dr. Hayati Develi: İnternetin pek çok zararından söz edilir. Oysa hayatımızı değiştiren ve kolaylaştıran faydaları denizde kum gibidir. Bilgiye ulaşmak, hiç bir devirde bu kadar kolay ve ucuz olmamıştır, diyebiliriz. Faydalarından biri de, daha çok insanı 'yazar' haline getirmesidir. Bilhassa 'blog yazarlığı' yazma eylemini yaygınlaştıran yeni, kolay ve ucuz bir medyadır. Katılımcı sözlük (pek çok örneği var) veya ansiklopedi (aklıma gelen tek örnek wikipedia) yazarlığı da bu bağlamda değerlendirilebilir. Katılımcı sözlükler, wikipedia türü ansiklopedilerden verdikleri tanımların veya bilgilerin güvenilir olma zorunluluğunun olmamasıyla ayrılıyor. Bu sözlüklerde okuduğunuz tanımlar doğru olmak zorunda değil. Birçok durumda bunlara tanım da denilemez. Değerlendirme, eleştirme, tanıtma, övme, sövme hep bir arada. İroni her zaman gözetiliyor ve kimse de yazdıklarının arkasında durmuyor. Bu kaynakların ister sanal olsun, ister matbu, gerçek sözlüklere kaynaklık etmesi uzak bir ihtimaldir. Bu sitelerin amacı bir sözlük yapalım da metinleri daha iyi anlayalım, dilin söz varlığını ortaya koyalım, değil ki! Bunlar sosyal rahatlama, boşalma, açılma siteleri. Bir tanımı editöre kabul ettirdikten sonra kimse sizin “takma adı”ınızdan hesap soramıyor; yazar da “Filancaya amma geçirdim haa!” diye gevrek gevrek gülüyorsa, bunu sözlükçülük sayamayız. Bu sosyolojik/psikolojik çözümlemeler gerektiren bir durumdur. Bu sözlükler “gerçek sözlük”lere uzun vadede de bir katkıda bulunamazlar. Zaten bulunmamalıdırlar da! Buralar bir sosyal eleştiri, fikir cimnastiği, akıl yürütme, farklı ve “underground” olanı gösterme yerleri olarak kalmalı. Bu gibi siteler “bulanık bilgi”ye de yataklık ediyor. Yüzlerce örneği olan mübtezel, müstekreh, müstehcen, müşevveş, mükezzeb, mücehhel, müezzi, muharrik ve muharrif “giriş” bu gibi sitelerin en büyük sorunudur. Bunlar temizlenmedikçe, bu siteler “internetin bulanık bilgi kaynakları”ndan biri olarak kalırlar. Aslan yatağından belli olur.»

KAYNAK TARAMASI ÖNEMLİ

Prof. Dr. Mehmet Kanar: Katılımcı sözlükler ile normal sözlükler arasında yardımlaşma olabilir. Katılımcı sözlüklerde kaynak taraması yapılmışsa, taranılan kaynak dil yönünden anıt eser özelliği taşıyorsa, anlamlandırma doğru yapılmışsa, örnek cümlenin alındığı kaynağın künyesi verilmişse bu tür sözlüklerin normal sözlüklerin yazımı sırasında dikkate alınmasında yarar vardır. Dil canlı bir varlık olarak kabul edildiğinden sözlüklerin de periyodik aralıklarla güncellenmesinde yarar vardır. Normal sözlükler de yazarının veya yazarlarının akademik titizliğine göre sınıflandırılmalıdır. Aynı işlemin katılımcı sözlükler için yapılmasında da yarar vardır. Öte yandan vaktiyle www.doguedebiyati.com sitesinde bir süre yayımlanan kaynak eser taramalarımda olduğu gibi, eser taramaları da yayımlanırsa, bu tür çalışmaların her türlü sözlük yazım faaliyetlerinde yararı dokunabilir.

ANLIK BİLGİ KAYNAKLARI

Prof. Dr. Turan Karataş: Doğrusunu isterseniz, andığınız 'katılımcı sözlük'lerin bende şimdilik bir karşılığı yok. Şu ana kadar ciddi bir sorunu halletmiş değilim. Ağ üzerinde arama yaparken karşıma çıkıyorlar bazen, ama dediğim gibi, ciddi şekilde ilgilenmiş değilim ya da beni meşgul etmiş, bilgilendirmiş değiller. Kanaatimce, ilkin, bu oluşuma yani bu türden ağ sitelerine doğru ad vermek gerekir, “anlık bilgi kaynağı” daha yerinde bir adlandırma. Genişçe malumat veren bir tarafı olduğu için 'ansiklopedik sözlük' de denebilir. Olgunun adını doğru koyarsak daha sağlıklı çıkarımlara, kanaatlere varırız. Ağdaki bu türden sayfalar, sözlükten başka bir şey çünkü; daha eksik daha fazla bir şey. Olaylar, insanlar, hayvanlar, kavramlar, yapıtlar var madde başı olarak… Yok yok yani. Genel sözlükler, ağdaki bu türden bilgi kaynakları ile bir etkileşim içine girer mi? Bir terimler sözlüğü hazırlayıcısı olarak kendi zaviyemden buna ihtimal vermiyorum. Çünkü bendeniz, doğru bilgiye “genel ağ” üzerinden ulaşma taraftarı değilim. Bu, pek mümkün de görünmüyor zaten. “Genel ağ” hiçbir durumda bana güven vermiyor. Bu türden bir bilgi kaynağında uyarı notu olarak şu cümleleri görmüştüm: “Bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. Site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir.” Elimizin altındaki sözlükler, yani gerçek/ genel sözlükler, bir dereceye kadar güvenilir kaynaklardır. Sıhhatli bilgiler içerir. Etkileşime girmek demek bir şekilde oradan yararlanmak demektir. Yahut bir yönünü örnek almak demektir. Buna ihtimal vermiyorum derken bunun doğru olmadığını vurgulamak istiyorum daha çok. Bu olumsuz bakışıma karşılık, söz konusu 'anlık bilgi kaynakları'nın yararsız olduğunu söyleyemem. Uzun vadede değil daha şimdiden yararlarını görenler vardır, ileride de olacaktır. Ancak bize sunulanlar karşısında ihtiyatlı olmak, orada söylenenle yetinmemek, başka kaynaklarla karşılaştırmak veya doğrulamak gerekir. Buralardaki kayıtları bir ilk bilgi kabul edip asıl kaynağa gidebilirsek ne âlâ. Eğer bu siteler, bizi genel/ gerçek sözlüklerden, sahih bilgi kaynaklarından uzaklaştırıyor yani onları kullanmaktan alıkoyuyorsa bu tehlikeli bir durum işte; buna dikkat etmek lâzım.

SÖZLÜKLER BİLGİNİN ANAHTARI OLABİLİR

Mehmet Nuri Yardım: Son yıllarda Türkiye'de sözlük basımı konusunda çok ciddi bir artış olduğu gerçektir ve bu gelişme bana göre son derece olumludur. Çünkü milletler zengin dilleriyle var olurlar ve ayakta dururlar. Ne yazık ki son 60-70 yıldaki gereksiz müdahaleler dilimizi de zayıflatmış ve yüz binlerce kelimeyi ihtiva eden Türkçemiz, birkaç yüz kelimeyle sınırlı kalmıştır. Dile müdahalelerin kalkması zamanla Türkçe'nin önünü açmıştır. Zaten sözlükler de bundan sonra günışığına çıkmaya başlamıştır. Daha önceleri sadece Şemsettin Sami'nin Kamus-u Türki, Muallim Naci'nin Lugat-ı Naci ve Ferit Devellioğlu'nun Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lugat'ı vardı. Ama bugün artık onlarca sözlük edebiyat dünyasını da ilim alemini de aydınlatmaktadır. Şu ana kadar bahsettiğim normal sözlükler. Bir de internet ortamında yaygınlaşan ve sizin 'katılımcı sözlük' dediğiniz sözlükler var. Sanırım bu sözlüklerdeki bilgileri herkes doldurabiliyor. Meselâ normalde bir ansiklopedi maddesini uzmanı yazar, sözlük maddesini de. Ama bu tür sözlüklerde bir edebiyatçı hakkında, bir fizikçi beyanda bulunabiliyor. Bu da bana göre son derece tuhaf bir durum. Yani ehil olmayanlar herhangi bir kişi, konu veya kurum hakkında nasıl doğru beyanda bulunabilirler ki? Bu rüzgâr çabuk geçecek sanıyorum. Ve asıl ansiklopediler, sözlükler web ortamında olacak. İşte o zaman herkes internetten en geniş şekilde faydalanabilecek.

#sözlük