Dünyanın Suriye sessizliğine şaşkınım
00:00, 05/05/2013, Pazar
Yeni Şafak
Dünyanın Suriye sessizliğine şaşkınım
Beşşar Esad'ın askeri olmamak için Suriye'den kaçtığını söyleyen ressam Tammam Azzam dünyanın olup bitenlere sessiz kalmasına inanamıyor. Azzam resimlerini savaşın yol açtığı yıkımı belgelemek, ölümlerin onda uyandırdığı duygularla baş edebilmek ve Suriye halkıyla empati kurulmasını sağlayabilmek için yapıyor.
Dünyanın Suriye'de olup bitene karşı kayıtsızlığı, Tammam Azzam'ı müthiş bir karamsarlığa sürüklemiş. Açıkça canı yanıyor. Bunu hissedebiliyorsunuz. İnanamıyor. Öfkesi hissettiği derin çaresizlikten: 'Ne oldu bütün dünyaya? Nasıl olur da dur diyen çıkmaz? Hükümetlerden geçtim, ya halklar? Neden örneğin Avrupa'da insanlar sokağa çıkıp protesto etmiyorlar bu ölümleri, bu rejimi?' Tammam Azzam 1982, Şam doğumlu. Genç ve yetenekli bir ressam. Bir buçuk yıl önce eşini, kızını alıp Suriye'den Dubai'ye kaçmış. Askere gitmemek, Beşşar Esad'ın askeri olmamak için. 'Bana göre Beşşar Esad ABD'den de İsrail'den de destek gördü; görmeye devam ediyor. Dünyanın dört bir yanındaki yönetimler en başta onu gayri meşru ilan ettiler. Peki ama öyleyse nasıl oluyor da göz yumuyorlar halkına bunca korkunç zulümler etmesine?' diye soruyor.
HAYIR DEMEK BİLE HAYALDİ
2011 Mart'ına geri dönüyoruz sohbet ederken. Suriye'de de halkın sokağa döküldüğü günlere. 'İnsanlar Tunus, Mısır ve Libya'dan sonra Suriye'ye de devrimin gelmekte olduğunu hissettiklerinde, imkansızı mümkün kılmak için muazzam bir cesaret gösterdiler. Kimse daha önce Suriye rejimine 'Hayır' demeyi hayal dahi edemezdi. Biliyorsunuz, Deraa'da çocukların duvara 'Halk düzeni devirmek istiyor/Eşşab Yuri iskat En Nizam' yazmasıyla başladı herşey. O çocuklar ve annelerini de hapse attı rejim. Devrimimiz böyle başladı ve asla durmayacak...' Tammam Azzam'ın konuşurken gözleri doluyor, çünkü bir toplantı için geldiği İstanbul Şam'ı hatırlatmış ona. Şam'ı, vatanını özlemiş: 'Güzel bir ülkemiz var, güzel insanlarımız... Ve korkunç bir rejim. Suriye'nin son 50 yıllık tarihini bilmeden tahayyül etmeniz güç.'
ÖLENLER BENİM İNSANLARIM
Savaşın yol açtığı yıkımı belgelemek, bu yıkımın, ölümlerin onda uyandırdığı duygularla baş edebilmek için yapıyor resimlerini. Ve istiyor umuyor ki, birilerine ulaşabilsin, birilerinin Suriye halkıyla empati kurmasını sağlayabilsin. 'Yoksa sanatın yapabileceği bir şey yok. Benim eserlerimin devrime etkisi yok ama devrim beni etkiliyor. Suriye devriminin gerçek kahramanları sokaktaki insanlar. Ne rejim umurumda ne de muhalefet. Ama insanlar beni ilgilendiriyor. Ölenler benim halkım. Hepsi, herbiri, benim ailem.' Bir son söze daha ihtiyaç kalmıyor belki ama yine de soruyorum, 'Ne demek istiyorsunuz dünyaya?' 'Ne demek mi istiyorum?' diye soruyor; 'Yazıklar olsun sana dünya. Yazıklar olsun. Yalanlarla dolu bir dünya bu. Birleşmiş Milletler ile El Kaide arasında farkın kalmadığı, zavallı bir dünya bu....'
İnsanlar ölürken mezheplerden konuşuyoruz
Tammam Azzam Dürzi. Yani Suriye'deki azınlık gruplarından birine mensup. Ama dininin, mezhebinin sorulması çok üzüyor: 'Bu iki yılın sonunda artık din benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Evet Suriye'de rejimi destekleyenler dini azınlıklar büyük ölçüde. Çok saçma, oysa daha önce hepsi yakınırdı, 'Yoksuluz, haklarımız verilmiyor, diye. Ama devrim başladığında Beşşar Esad oyununu oynadı ve onları arkasına aldı. Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar, hatta az sayıda Sünni de var rejimi destekleyen. Ama ben dinlerden, mezheplerden konuşmak istemiyorum. Ben bu değilim, ben sanatçıyım. Gerçekten tuhaf bir dünyada yaşıyoruz. Bunları konuşuyoruz, bunlara bakarak tutum belirliyoruz. Bu arada onbinlerce insan ölüyor ve kimse bu gidişe dur demiyor. Suriye'nin ve Suriye ile birlikte tüm dünyanın böyle korkunç bir yer haline gelmesine göz yumuyor oluşumuz çok acı..'
Rejim ölüm makinesi haline geldi
Tammam Azzam ülkesinde olup bitenleri şöyle anlatıyor; 'Rejimin güçlü propagandası çoktan muhaliflere karşı kazandı bile. Oysa şu anda haber rejim ya da muhalifleri değil. Suriye'de her gün ölmekte olan insanlar haber. Muhalifler ülke dışında, rejim ise çoktan bir ölüm makinesine dönüşmüş durumda. En yakın arkadaşlarımdan tam 10 tanesini, sadece kamera ya da telefon taşıdıkları için hapse aldılar, hapiste öldürüldüler. Sadece bunun için. Bunu anlamanız zor, doğru. Kimse düşünemiyor böyle birşeyin gerçek olabileceğini. İnsanlar Suriye için üzülmekten kaçınıyor. O yüzden Suriye'de cihatçılar var demek, kolaylaştırıyor durumu onlar için. Evet cihatçılar var. Ama kaç kişiler. Herkes El Kaide'nin ne demek olduğunu bilir, korkar, endişe eder. Tamam peki ama kaç kişiler? 1 milyon mu? Öyle olsa rejim çoktan devrilirdi...'
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.