Tatar öykü sofrasından acı tatlı çeşniler

04:00, 15/09/2022, Perşembe
Yeni Şafak
Tatar öykü sofrasından acı tatlı çeşniler
Arşiv

Günümüz Tatar Öyküsü kitabında 1938 ve 1989 doğumlu Tatar yazarlarının öyküleri yer alıyor. Hece Yayınları arasında çıkan kitaptaki öyküler günümüz Tatarlarının gündelik hayatlarına okurları davet ediyor.

İBRAHİM DEMİRCİ

Günümüz Tatar Öyküsü, Hece Yayınlarının 675. kitabı olarak Temmuz 2022’de okura sunulan bir seçki. Editörlüğünü Ali Uvi Temel’in üstlendiği, 376 sayfadan oluşan eseri dilimize Fatih Kutlu kazandırmış; jeneriğe “Bu kitap Tataristan Yazarlar Birliği’nin katkısıyla hazırlanmıştır.” açıklaması konmuş. Fatih Kutlu’nun “Bu çalışmayı, gurbet kendilerine vatan vatan kendilerine gurbet olan Türkiyeli Tatarlara ithaf etmek istiyorum.” cümlesi, Tatar halkının büyük macerasına düşürülen ilk ışık. Kutlu, “Çevirmen Sözü”nde kitabın oluşum sürecini özetlemiş (s. 9-10). Tataristan Yazarlar Birliği Başkanı ve Tataristan Cumhuriyeti Devlet Konseyi Milletvekili Rkail Zeydulla, “Öykünün Devamı Var” başlıklı yazısında Tatar edebiyatına ve öyküsüne ilişkin kısa bir değerlendirme sunmuş (s. 11-13).

En yaşlısı 1938, en genci 1989 doğumlu otuz yazardan birer öykünün seçildiği kitabın 1948 doğumlu iki yazarından biri olan Ehat Gaffar’ın 1 Ocak 2021’de “ansızın aramızdan ayrıldı”ğını belirten Zeydulla, “Her ne kadar belirlediğimiz ölçülere ters düşsek de antolojinin içeriğinde değişikliğe gitmemenin yerinde olacağı kanaatine vardık. Umarız bu şekilde rahmetlinin ruhunu da şad etmiş oluruz.” demiş (s. 12-13). Doğrusu, böyle davranmakla iyi etmiş. Çünkü kitabın en kısa metni olan “Korkuluklar”da Ehat Gaffar, dokunaklı bir “gizli sevda” öyküsünü çok zarif ve incelikli bir dille ustaca örmüş (s. 99-102. Aramızdan ayrılmış olması, onu “yaşayan yazar” olmaktan çıkarmıyor.

Günümüz Tatar Öyküsündeki metinleri okurken ağırlıklı olarak Kazan Tatarlarının günlük hayatları, kültürleri, insan ilişkileri, gelenekleri, yedikleri, içtikleri, doğal çevreleri, evleri, bahçeleri, hayvanları, okulları, Ruslarla ve Rus dili ve kültürüyle ilişkileri hakkında -her biri üzerinde uzun uzadıya durulabilecek- bir yığın ayrıntıyla da karşılaşıyoruz. Kimi öykülerde Sovyet döneminde yaşanan acı ve acıtıcı uygulamalar karşımıza çıkıyor; kimi öykülerde Rusya Federasyonu döneminde yaşanan tuhaflıklar sergileniyor. Müslümanlığın ve İslâmî geleneklerin Tatar toplumunun kılcal damarlarına dek işlemiş sağlam ve güçlü bir kaynak ve dayanak olduğunu sık sık hissediyoruz. Bunları tek tek örneklendirmek bu tanıtım yazısının sınırlarını aşar.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/09/14/07/01/resized_8bce6-fbbf7e23tatarc3b6ykc3bcsc3bc.jpg

TÖVBEKÂR RESSAM

Kitabın ilk öyküsü, “Canından Can Ver”, Rabit Batulla’nın 22 Ağustos 2010 tarihinde Tataristan’ın Biyiktav İlçesi Çırşı Köyünde kaleme aldığı bir metin. Yazar, otobiyografik unsurlar içerdiğini düşündüren öyküsünde “At gibi hırçın ve çabuk parlayan, dedi dolu biri” olan çocukluk arkadaşı, ressam Hırçat’ın başına gelenleri anlatıyor. Sovyet rejiminin istekleri doğrultusunda resimler yapan Hırçat, “bir keresinde yarı şaka yarı öfkeyle, “Domuz resimleri yapa yapa ben de domuza döndüm be birader!” demiştir (s. 15). “Zirveyi Tutan Domuz Bakıcıları tablosu için hatırı sayılır bir para almıştı devletten.”(s. 15-16). Hırçat, bu durumdan hoşnut değildir. Kendisinden iğrendiğini söyler. Akıntıya karşı ilk direniş hareketi olarak Moskova’daki bir sergiye katılacak olan kendi eseri “Elmet’in Parıltısı” adlı tabloyu çalarak imha eder. Çünkü o tablo ile Elmet’te çıkarılan doğalgaz yüzünden yaşanan felaketleri, nüfusun ve tabiatın dengesini yitirişini “övmüş” olduğunu düşünür: “Elmet’in Parıltısı tablosunu yapmakla vicdanını, haysiyetini satmıştı.” (s. 17)

Üç yıla mahkûm edilen, iyi hâli gözetilerek şartlı salıverilen Hırçat, mahkeme masraflarını öder, Ressamlar Birliğinden atılır, atölyeden kovulur. Uzun süre kendine gelemeyen ressam, nihayet 16. yüzyılın ilk yarısında Kazan Hanlığını yönetmiş olan Süyümbike’nin resmini yaparak yeni bir yola girmiş olur. “Bahadır” adlı tablosunda da 1552 yılında Kazan’ı savunurken şehit düşen Yapança Bahadır’ı resmeder. Bu resimler, Hırçat’ın -ölümünden sonra da- yardımcısı, koruyucusu, duacısı olacaktır.

KAZAN PEŞKİRİ

Leis Zölkarney’in “Elveda” adlı öyküsünün 1 numaralı dipnotunu aynen aktarıyorum:

“Kazan peşkiri: Tarihi bin yıl öncesine dayanan, dokuma tezgâhının icadından önce ipek kumaşlara simle işlenen, daha sonraları el tazgâhında dokunan, yaklaşık iki metre uzunluğunda kırk santimetre eninde beyaz renkli, iki başı kırmızı desenle dokunmuş, sabantoyda (saban düğününde) başpehlivana, at yarışında birinci gelen ve sonuncu gelen yarışçıya (Atına teselli olarak, nineler bağlar.), hediye edilen[,] Tatar kültürünü temsil eden önemli sembollerden biridir.” (s. 277)

Yarışta sonuncu gelen atı teselli için o ata peşkir bağlayan, böylece onu birinci gelen atla aynı hizaya koyan ninelerin bulunduğu bir toplum, yücegönüllü bir toplum değil midir? Elhak, öyledir!

Öyküsünün başına “Otuz yaşında dul kalan, beş çocuğunu tek başına adam eden Zahide Ninemin aziz ruhuna...” ithafını koyan Zölkarneyn, Kazan peşkirinin giderek hayattan uzaklaşmakta oluşuna, yerini “mağazadan alınan kilim, tül perde, giyim kuşam” gibi şeylere terk ediyor oluşuna hayıflanıyor ve bir Tatar halk şarkısında anılan “güzel bacı”ya seslenerek eserini bitiriyor: “Neredesin sen güzel bacı? / Acele et; güzelliğin solmadan peşkirlerine nakşetmekte acele et’” (s. 281).

Kırdan kentten, geçmişten bugünden çeşitli kahramanların maceralarına tanıklık ederken iyiliğin güzelliğini, gücünü, karşılıksız kalmayacağını ve kötülüğün ne kadar çirkin ve yıpratıcı olduğunu derinden hissediyorsunuz.

Şunu da ekleyeyim: Günümüz Tatar Öyküsündeki metinlerin çoğu, bana “Bu hikâyeden ne güzel film olur!” dedirdi.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026