Şems'i ancak Mevlâna gözlüğü takanlar tanır

Harun Karaburç
00:0017/12/2010, Cuma
G: 17/12/2010, Cuma
Yeni Şafak
Şems'i ancak Mevlâna gözlüğü takanlar tanır
Şems'i ancak Mevlâna gözlüğü takanlar tanır

Türk Kadınları Kültür Derneği tarafından çıkarılan 'Şems' kitabını dernek başkanı Cemalnur Sargut ile konuştuk. Sargut, "Mevlana'yı mantık çerçevesinde anlar insan, ama Şems'i bırakın aklı, mantığını yıkan bile zor anlar. Onu ancak Mevlana gözlüğü takanlar tanıyabilir" diyor

Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) İstanbul şubesi tarafından geçtiğimiz yıl ilk defa gerçekleştirilen Uluslararası "Güneşle Aydınlananlar" Sempozyum'unda yerli ve yabancı 21 akademisyen, mutasavvuf Şems-i Tebriz-i'yi anlattı. Bu akademisyenlerin konuşmaları, Nefes Yayınları'nca çıkarılan "Şems" adlı kitapta toplandı. Tasavvuf araştırmalarıyla tanınan ve aynı zamanda TÜRKKAD'ın başkanlığını yürüten Cemalnur Sargut ile 'Şems' ve yeni çıkan diğer kitabı 'Hz. Adem'i konuştuk.

Hz. Adem kitabını yazarken İbn Arabî'nin yaradılış hakikati ile ilgili yorumunda sizi en çok etkileyen ne oldu?

İbn Arabî'yi okuduktan sonra sebepler ortadan kalkıyor. Yaradılmışı sevmeye başlıyorsunuz. En azından herkesin vazifesine hürmet etmeye başlıyorsunuz. Lanetlemeyi bırakıyorsunuz. Kimi lanetleyeceksin kudret-i kuvvet Allah'a ait diye?

Peygamberleri makamlarıyla idrak edebilmek ile yaratılış zuhurunu bilmek arasında nasıl bir bağ vardır?

Peygamberlerin makamları içimizdeki yaratılış makamlarının hakikatini bize öğretir. Bizim içimizde yaratılışı temsil eden makamlar vardır. Yaradılışımızın faslarını anlamak ve idrak edebilmek için Allah'ın isimlerinin peygamberlerde nasıl tecelli ettiğini anlamak ve kendimizi tanımak açısından bu isimleri bilmek lazım.

Düzenlediğiniz konferanslarda sunulan tebliğleri kitap haline getirdiniz. Şems bunlardan ikincisi. Bu çalışmayla ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Biz Türkiye'de hiç anılmayan ancak bu topraklarda yetişmiş ve Türkiye'nin İslam'la olan birliğini en güzel anlatan mutasavvıfları anma niyetiyle yola çıktık. Bu misyonda asla ve asla bizim rolümüz yok, Allah'tan gelen emre göre hareket ediyoruz. Geçen yıl düzenlediğimiz sempozyuma yirmi küsür profesör katıldı. Bunların tebliğleri çok güzeldi. O tebliğleri Türkçe ve İngilizce olarak yayınladık. Çünkü Batı âlemi Türkiye'nin mutasavvıflarını tanımıyor. Bu sene de Mısri Niyazi hazretlerini andık. Onu da inşallah dünyanın her tarafında tanıtacağız.

Şems kitabında Mahmut Erol Kılıç, Hz. Mevlana ve Hz. Şems'in aklını Nasreddin Hocacıların aklı diye özetliyor. Siz bu konuyla ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Mevlana hazretleri "Benim aklım aşkın aklıdır" diyor. Cüzi akıl dediğimiz akıl zıtlık üzerine işlediği için ne ilmi öğrenirseniz öğrenin hatta bütün ahiret ilimlerini öğrenseniz bile mutlaka eksiktir. Bunu İbn Arabî şöyle anlatıyor "Akla gelen bütün bilgiler yanlış, akıl ne yapsın" Mesela göz çok fazla görmüyor, belli metre aralıkları içinde görüyor. Yüzlerce radyo dalgası var ama kulağımız hiçbirini almıyor. O da belli frekanslar içinde işliyor. Demek ki, akla gelen bilgiler eksik ve yanlış. Mahmut hocanın söylemek istediği 'onların aklı gönlün aklıdır'. Gönlün aklı âşık olanın yani aklını sidre-i müntahada bıraktıktan sonra Allah ile karşılaşan kişinin kazandığı külli akıldır.

Bugün insanın tanımladığı "akıl, mantık" çerçevesinde, Hz Mevlana'yı ve Hz Şems'i anlaması ve yorumlaması mümkün müdür?

Hz. Mevlana'yı mantık çerçevesinde bile anlar insan. En azından çarpılır. Ama Maalesef Hz. Şems'i bırakın aklı, mantığını yıkan bile zor anlıyor. Çünkü Hz. Şems güneş gibidir. Güneşe çıplak gözle bakılmaz, ancak gözlükle bakılır. Hz. Şems'i de ancak Mevlana gözlüğü takanlar tanıyabilir. Şems'in izin vermediği insan 'kim olursa olsun' Şems'i tanıyamıyor. Ama tanıyan da zevkten zevke giriyor. O, öyle bir sultan. Onun için onu normal bir statüde incelememek lazım. Buradan Elif Şafak'a özellikle teşekkür ediyorum Şems'in adından bahsettiği için. Herkes Şems ile ilgilenmeye başladı.