
Firavun, Mısır'da iyice azıp zorbalaşmış, halkını çeşitli gruplara bölmüş, onlardan bir zümreyi eziyor, erkek çocuklarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu… Allah da o yerde ezilenlere lutfetmek, onları önderler yapmak, onları ötekilerin mülküne varis kılmak istiyordu. Ayrıca onları o yerde hâkim kılmak, Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan korktukları şeyi başlarına getirmek istiyordu. Bu yüzden Allah, Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korkuyorsan onu denize bırak; korkma, üzülme biz onu tekrar sana vereceğiz ve onu elçilerden yapacağız" diye vahyetti. Nihayet onu Firavun ailesi aldı ki, kendilerine bir düşman ve başlarına dert olsun. Gerçekten Firavun, Haman ve askerleri yanılıyorlardı. Firavun'un karısı, "Bana da, sana da göz bebeği! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Fakat işin sonunun nereye varacağını anlamıyorlardı. Musa'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. Eğer biz, emîn olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı. Musa'nın kız kardeşine, "Onun izini takip et" dedi. O da onlar farkına varmadan onu uzaktan gözetledi… Allah, Musa'nın herhangi bir sütanneyi emmesine engel oldu. Firavun ve ailesi, çocuğun emeceği bir dadı bulma telaşı içinde idiler. Kız kardeşi uzaktan durumu görünce, "Sizin için onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek bir aileyi göstereyim mi?" dedi. Böylece biz onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu bilsin. Fakat çokları (bunu) bilmezler. (Kasas, 4-13)
Firavun, İsrailoğullarından doğacak bir çocuğun kendi saltanatını sonra erdireceği endişesiyle yeni doğan bütün erkek çocuklarını öldürtüyordu. Fakat her şeyi görüp gözeten Allah, yeryüzünde ilâhlık taslayan Firavun'a öyle bir çare kurmuştu ki kendi düşmanını kendi eliyle yetiştirecekti. Allah, annesine bir yol öğreterek önce Musa'yı onun hışmından kurtarmış, sonra onun onun başka sütanneleri emmesine engel olarak annesinin yavrusuna kavuşmasını sağlamıştır. Allah dileyince ve lutfedince, imkânsız gibi görünen işler birden düzelir.






