12:35, 27/08/2026, Perşembe
Şeker diye ne tüketiyoruz?
Sofralardaki tatlandırıcılar soruşturmayla yeniden gündemde. Gazlı içecekten bisküviye, ketçaptan hazır gıdalara kadar birçok üründe kullanılan nişasta bazlı şeker ve tatlandırıcılar, sağlık ve yerli üretim tartışmalarının yanı sıra şimdi de kapsamlı bir soruşturmanın merkezinde. 8 ilde 25 şirketin mercek altına alındığı soruşturmada, bazı ürünlerin gerçek niteliğinin farklı isimlerle faturalandırılarak şeker kotasının aşılmaya çalışıldığı öne sürülüyor.
Şeker artık yalnızca çaya atılan küp şekerden ya da tatlılarda kullanılan kristal şekerden ibaret değil. Gazlı içeceklerden bisküvilere, ketçap ve mayonezden çeşitli paketli gıdalara kadar çok sayıda üründe nişasta bazlı şeker ve farklı tatlandırıcılar kullanılıyor. Mısırdan elde edilen nişastanın işlenerek glikoz ve fruktoz içeren şuruplara dönüştürülmesiyle üretilen bu tatlandırıcıların gıda endüstrisindeki yükselişi ise 1970’lerin ABD’sine kadar uzanıyor. Şeker fiyatlarının yükseldiği, mısır üretiminin ise devlet destekleriyle arttığı dönemde mısır şurubu daha ucuz ve kullanışlı bir alternatif olarak öne çıktı.Her paketli üründe o var
Nişasta bazlı şekerin yaygınlaşmasında yalnızca düşük maliyet değil, endüstriyel üretimde sağladığı kolaylık da etkili oldu. Sıvı formu özellikle içecek sektöründe kullanımını kolaylaştırırken, farklı fruktoz oranlarına sahip mısır şurupları zamanla bisküvi, işlenmiş et, ketçap, mayonez ve salata sosları gibi çok sayıda üründe kullanılmaya başladı. Böylece tüketicinin aldığı toplam şeker miktarı yalnızca tatlılardan değil, günlük beslenmenin pek çok noktasından gelmeye başladı.Türkiye şekerini pancardan üretir
Türkiye’de ise tartışmanın başka bir boyutu var
Ülkenin geleneksel şeker üretimi şeker pancarına dayanıyor. Pancar üretimi çiftçiden şeker fabrikalarına, melas ve küspe üzerinden hayvancılığa kadar geniş bir ekonomik zinciri besliyor. Buna karşılık nişasta bazlı şeker ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların piyasadaki payı, pancar şekerine dayalı üretim ile kayıt dışı kullanım tartışmalarını beraberinde getiriyor.Cargill Türkiye’ye getirdi
Nişasta bazlı şeker sektörünün Türkiye’deki en bilinen küresel aktörlerinden Cargill de yıllardır bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. 1865’te ABD’de tahıl ticaretiyle başlayan şirket zamanla küresel gıda zincirinin birçok alanına yayıldı. Türkiye’deki Bursa fabrikasının hukuki statüsü ve yapılan bazı düzenlemelerin kamuoyunda “Cargill Yasası” olarak anılması, şirketi uzun yıllar gündemde tuttu. İznik Gölü ve çevresindeki su kaynaklarının kullanımı da şirket etrafındaki çevre tartışmalarının başlıklarından biri oldu.
Tartışmanın sağlık ayağında ise özellikle yüksek miktarda fruktoz tüketiminin metabolizma üzerindeki etkileri bulunuyor. Fruktozun büyük ölçüde karaciğerde işlenmesi nedeniyle aşırı tüketimin trigliserit üretimi, yağlanma ve metabolik sorunlarla ilişkisi uzun süredir araştırılıyor. Metabolik sendrom, obezite, bozulmuş şeker metabolizması, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi sorunlar da bu tartışmanın parçaları arasında yer alıyor.
Şeker kotasını kim aşmaya çalışıyor?
Ancak konu bugün çok daha güncel bir gelişmeyle yeniden gündemde. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Ankara, Konya, İzmir, Gaziantep ve Adana’da 25 şirkete ait 26 adreste arama ve evraklara el koyma işlemi gerçekleştirildi; 47 şirket yöneticisi ifadeye çağrıldı. Dosyada, iç piyasaya arz edilmemesi gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki bazı ürünlerin “maltodekstrin”, “glukoz”, “nişasta” ve “fruktoz” gibi farklı isimlerle faturalandırıldığı ve belgelerde belirtilen ürün ile fiilen teslim edilen ürün arasında farklılık bulunduğu tespitleri yer alıyor. Bu yöntemle şeker kotası ve iç piyasa satış sınırlarının aşılmasının hedeflendiği öne sürülüyor.
Tüketici doğru içeriği bilmek zorunda
Soruşturma yalnızca kota ihlali iddiasıyla da sınırlı değil. Dosyada bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti, vergi kaçakçılığı, yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma, özel belgede sahtecilik ve fiyatları etkileme suçlamaları da inceleniyor. Soruşturmanın temelinde Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığının denetimleri ile Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının incelemeleri bulunuyor.
Yaşananlar, tüketicinin yıllardır karşı karşıya olduğu temel soruyu yeniden gündeme taşıyor: Marketten aldığımız ürünün içinde hangi şeker var? Pancar şekeri mi, nişasta bazlı şeker mi, yoksa başka bir tatlandırıcı mı? Sektör temsilcileri, tüketicinin ne yediğini açıkça görebilmesi için kullanılan şekerin kökeninin ürün etiketlerinde anlaşılır biçimde belirtilmesini istiyor.











Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.