17:08, 06/09/2026, Pazar
Yapay zekâ şimdi de hiç yaşanmamış bir geçmiş üretiyor
90’lardan kalmış izlenimi veren yapay zekâ videoları, binlerce kişiyi gerçekliği konusunda şüpheye düşürdü. Kusurlarıyla inandırıcı hâle gelen görüntüler, yalnızca sahteye inanma değil, gerçeğe güvenmeme tehlikesini de büyütüyor.
Sosyal medyada yayılan ve 1990’larda çekilmiş izlenimi veren iki video, izleyenleri gerçekliği konusunda şüpheye düşürdü. Eski bir aile arşivinden ya da unutulmuş bir video klipten çıkmış gibi görünen görüntülerin tamamı yapay zekâyla üretildi.
Videolarda görülen aileler, evler ve sokaklar gerçekte hiç var olmadı. Ancak kısa planlar, tanıdık sahneler ve eski kamera kayıtlarını hatırlatan dijital bozulmalar, görüntülere güçlü bir gerçeklik hissi kazandırdı.
Yapay zekâ içeriklerini inandırıcı yapan da yalnızca görüntü kalitesinin artması değil. Odak kaymaları, renk bozulmaları, düşük çözünürlük ve kayıt hataları gibi kusurlar, videoları geçmişten kalmış birer belgeye dönüştürüyor. Böylece yapay zekâ geleceğe ilişkin görüntüler tasarlamakla kalmıyor, hiç yaşanmamış bir geçmiş için de görsel kanıt üretiyor.

Göz artık yapay olana inanıyor
İnsanların bu görüntüleri ayırt etme becerisi de yapay zekânın gelişme hızıyla birlikte zayıflıyor. Cambridge Üniversitesi araştırmacılarının gerçek ve yapay zekâ üretimi videolar üzerinden yaptığı çalışmaya 40 kişi katıldı. Katılımcılara 40’ı gerçek, 40’ı yapay zekâyla hazırlanmış 80 video gösterildi ve göz hareketleri incelendi.

Gerçek ile yapay görüntüleri ayırmadaki ortalama başarı oranı yüzde 66,4’te kaldı. Araştırmada dikkat çeken bir başka sonuç ise yapay zekâ ihtimalinin izleme biçimini değiştirmesi oldu. Katılımcılar, görüntüleri normal biçimde izlemek yerine hata bulmak için taramaya başladı. Nesnelerin hareketlerine, fizik kurallarına, renk değişimlerine ve görüntüdeki tutarsızlıklara odaklandı.

Çalışmaya göre izleyicinin bakışları, videonun gerçekten yapay olup olmamasından çok onun gerçekliğine ilişkin kendi kanaatinden etkilendi. Başka bir ifadeyle yapay zekâ şüphesi, izleyiciyi görüntünün anlattığı olaydan uzaklaştırıp sürekli kusur arayan bir gözlemciye dönüştürdü.
Yaşanmamış hatıraların gerçek hisleri
Görüntülerin etkisi yalnızca gerçekçi görünmelerinden kaynaklanmıyor. Videolar, hiç yaşanmamış sahneleri tanıdık birer hatıra gibi sunarak yeni bir nostalji biçimi oluşturuyor. Grafton Tanner, 2023’te yayımlanan “Foreverism” adlı kitabında teknolojinin kaybolan, eskiyen veya ortadan kalkan şeyleri yeniden canlandırarak bugünün içinde tutmasını “foreverizing”, yani “sonsuzlaştırma” kavramıyla açıklıyor.

Eski filmlerin yeniden çekilmesi, hayatını kaybeden insanların seslerinin klonlanması ve fotoğrafların hareketlendirilmesi bu sürecin örnekleri arasında yer alıyor. Yapay zekâ ise bunun da ötesine geçerek hiç yaşanmamış aşklara, ailelere, evlere ve çocukluklara görüntülü arşiv hazırlıyor. Geçmişin zorluklarını ayıklayıp yalnızca özlenebilir parçalarını sunuyor. Ortaya, içine herkesin kendi özlemini yerleştirebileceği boş bir hatıra kalıbı çıkıyor.

Sorun gerçeğin inanırlığını yitirmesi
“Black Mirror” dizisinin “San Junipero” bölümünde karakterlerin yaşayamadıkları hayatı sanal bir dünyada deneyimlemesi gibi, bu videolar da gerçekleşmemiş bir ihtimali duygusal olarak yaşanabilir hâle getiriyor. Fakat asıl tehlike yalnızca sahte görüntülerin gerçek sanılması değil. Yapay zekâ üretimlerinin yaygınlaşması, gerçek bir görüntünün de “Bu yapay zekâ” denilerek kolayca reddedilmesine alan açıyor. Böylece görüntü, kanıt olma gücünü kaybederken sahteye inanmak kadar gerçeğe inanmamak da büyüyen bir soruna dönüşüyor.










