17:00, 25/08/2026, Salı
Filistin’i toprağıyla resmeden Süleyman Mansur vefat etti
Filistinli ressam, heykeltıraş ve karikatürist Süleyman Mansur, 79 yaşında Kudüs’te vefat etti. “Kudüs’ü sırtında taşıyan adam” imgesiyle Filistin’in görsel hafızasına kazınan Mansur, sergileri kapatıldığında ve bayrak renkleri yasaklandığında üretmekten vazgeçmedi. Birinci İntifada’da İsrail’den gelen sanat malzemelerini boykot etti; Filistin’i kendi toprağından aldığı çamurla anlattı.
Yaşlı bir Filistinli, uçsuz bucaksız bir boşlukta, sırtında bütün Kudüs’ü taşıyor. Bedeni taşıdığı yükün altında eğilmiş olsa da yürümeye devam ediyor. Süleyman Mansur'un 1970’li yıllarda yaptığı “Jamal al-Mahamel” adlı bu yağlı boya eser, zamanla Filistin sanatının en tanınan imgelerinden birine dönüştü. Posterleri Batı Şeria ve Gazze’deki evlere, dükkânlara ve kamusal alanlara yayıldı.
Yalnız ve yorgun adam, Filistinlilerin “sumud” adını verdiği kararlılığı temsil ediyordu: İşgale, sürgüne ve bütün baskılara rağmen toprağından ve kimliğinden vazgeçmemek. Ancak Süleyman Mansur’u yalnızca bu tabloyla anlatmak eksik kalır.
Filistin’in görsel dilini kurdu
Mansur, Nekbe’den bir yıl önce, 1947’de Birzeit’te doğdu. Kudüs’teki Bezalel Sanat Akademisi’nde eğitim aldı ve 1970’te mezun oldu. Ressamlığın yanı sıra heykeltıraş, profesyonel karikatürist, yazar ve eğitmen olarak çalıştı. 1981–1993 yılları arasında Al-Fajr gazetesi ve Al-Awda dergisi için çizimler yaptı. Filistin’in geleneksel kıyafetleri, nakışları ve siyasi afiş sanatı üzerine yayınlar hazırladı.
Mansur’un eserlerinde her imgenin ayrı bir anlamı vardı. Portakal ağacı, 1948’de kaybedilen Filistin topraklarını; zeytin ağacı ise 1967’de işgal edilen toprakları simgeliyordu. Geleneksel işlemeli kıyafetler içindeki güçlü ve başı dik kadınlar, vatanın ve direnişin temsiliydi. Kudüs ise bazen taşınması gereken ağır bir yük, bazen bir hatıra, bazen de dönülmesi beklenen bir ev olarak resimlerinde beliriyordu.
Sergisi üç saat içinde kapatıldı
1980’de Ramallah’taki Gallery 79’daSüleyman Mansur, Nabil Anani ve Issam Badr’ın eserlerinin yer aldığı bir sergi açıldı. Ancak sergi, İsrail ordusu tarafından açılışından yalnızca üç saat sonra kapatıldı. İki hafta sonra sanatçılar sorguya çağrıldı ve “siyasi” resimler yapmamaları konusunda uyarıldı.
Mansur’un aktardığına göre sanatçılara yalnızca Filistin bayrağının değil; kırmızı, yeşil, siyah ve beyaz renklerinin birlikte kullanılmasının da yasak olduğu söylendi. Issam Badr, “Bu renklerle bir çiçek çizsek?” diye sordu. İsrailli subayın cevabı ise “Karpuz çizseniz bile el koyarız” oldu.
Mansur, yıllar sonra aynı dönemi anlatırken bir subayın kendilerine, “Neden güzel çiçekler çizmiyorsunuz?” diye sorduğunu da aktardı. Bu sözler onda derin bir iz bıraktı. Çiçek çizip çizmeyeceği sorulduğunda verdiği cevap yıllar sonra bile değişmemişti: “Belki özgürlükten sonra… Eğer hayatta olursam.”
Manzaranın kendisiyle resim yaptı
Birinci İntifada sırasında Mansur, Vera Tamari, Tayseer Barakat ve Nabil Anani ile New Visions kolektifini kurdu. Sanatçılar, İsrail’den gelen sanat malzemelerini boykot etti. Bunun yerine toprak, saman, kına, çay, kahve, deri ve doğal boyalar gibi malzemelere yöneldiler.
Mansur için toprağın kişisel bir anlamı da vardı. Çocukluğunda, büyükannesinin toprağı samanla karıştırarak arı kovanları ve evlerin bazı bölümlerini yaptığını görmüş, ona yardım etmişti. Yıllar sonra sanatında kullanacağı malzemeyi ararken aklına ilk olarak toprak geldi.
Çamurlaşan toprağı ahşap yüzeyler üzerinde biçimlendirdi. Malzeme kurudukça çatladı, parçalandı ve kimi zaman yüzeyden döküldü. Bu çatlaklar, Filistin coğrafyasının parçalanmasını ve insanın toprağından koparılmasını anlatan bir dile dönüştü.
2024’te verdiği bir röportajda sanat anlayışını şu sözlerle anlattı: “Çamur topraktır, vatandır. Bir manzarayı resmetmek yerine, manzaranın kendisiyle resim yapıyorum.”
Gazze’de öldürülen çocukların isimlerini yazdı
Mansur, aynı röportajda üzerinde çalıştığı tamamlanmamış ve isimsiz bir eseri de gösterdi. Eserde, Gazze’de öldürülen çocukların isimlerini tek tek yazıyordu. Çünkü haberlerde sürekli ölüm sayılarının verilmesine itiraz ediyordu. Ona göre bu çocuklar yalnızca birer sayı değildi. Her birinin bir ismi, yüzü ve kendisine ait bir hayatı vardı.
Tuvalde henüz boş bırakılmış bölümler bulunuyordu. Mansur da öldürülen çocukların sayısı arttıkça eserin dolacağını, hatta yeni bir tuvale ihtiyaç duyulabileceğini söylüyordu.
Filistin sanatına kurumlar da bıraktı
Süleyman Mansur, 1986–1990 yılları arasında Filistin Sanatçılar Birliği’ni yönetti. 1994’te Doğu Kudüs’te El-Vasiti Sanat Merkezi’nin kuruluşunda yer aldı. Daha sonra Ramallah’taki Filistin Uluslararası Sanat Akademisi’nin kurucu yönetim kuruluna katıldı ve El-Kuds Üniversitesi’nde yıllarca ders verdi.
1998’de Filistin Görsel Sanatlar Ödülü ile Kahire Bienali Büyük Nil Ödülü’nü aldı. 2019’da UNESCO-Şarika Arap Kültürü Ödülü’ne layık görüldü. Ocak 2025’te ise İstanbul’da düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri’nde Uluslararası Kültür-Sanat Ödülü’nü aldı.
2021’de geçirdiği felç, sol elini kullanmasını ve resim yaparken yoğunlaşmasını zorlaştırdı. Buna rağmen Ramallah’taki atölyesine gitmeyi bırakmadı. Resim yapamadığı günlerde bile orada okuyor, eskiz çiziyor veya yeni çalışmalarını düşünüyordu.
Süleyman Mansur, 24 Ağustos'ta 79 yaşında Kudüs’te vefat etti. Özgür Filistin’i göremedi. Ancak sırtında Kudüs’ü taşıyan o yaşlı adam, Filistin’in hafızasında yürümeye devam ediyor.

Hayat+
İslam’ı seçtiler, yolculuklarını milyonlar izliyor

Hayat
Sanat, teknoloji ve Filistin’in sesi California’da buluştu

Hayat
400 yıllık dizeler rap ritminde: Yapay zekâ Mısrî’nin dilini sadeleştirmek istedi

Hayat
Kahve kokusu arasında sanat deneyimi










Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.