16:12, 15/09/2026, SalıG: Güncelleme: 16:21, 15/09/2026, Salı
Kudüs aslında İstanbul’da düştü: 1917 Haydarpaşa patlaması
6 Eylül 1917’de Haydarpaşa Garı ve Limanı’nda yaşanan büyük patlama, sadece bir cephaneliği değil, Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’daki varlığını ve Kudüs müdafaasını yerle bir etti. Askeri kayıtlara "kaza" diye geçirilen ancak İngiliz ve Fransız istihbaratının ortak operasyonu olduğu belgelerle kanıtlanan bu sabotaj, Filistin’in düşüşüne ve bugün Gazze’de yaşanan soykırıma kadar uzanan bir felaketler zincirinin ilk halkası oldu.
Hadisenin arka planı 1917 yılının Mart ayına uzanıyor. İngilizlerin Bağdat’ı işgal etmesi üzerine Osmanlı idaresi, müttefiki Almanya ile birlikte Bağdat’ı geri almak ve Filistin cephesini tahkim etmek amacıyla "Yıldırım Ordular Grubu"nu teşkil etti.

Yıldırım Ordu Grubu Komutanı Erich von Falkenhayn ve askerler.
Almanya; İngiliz birliklerini Orta Doğu çöllerinde bağlayarak Avrupa’daki Batı Cephesi’ni rahatlatmak ve Osmanlı’yı savaşta tutabilmek amacıyla devasa bir askeri sevkiyat başlattı. Savaş uçakları, toplar, milyonlarca mermi ve teknik uzmanlardan oluşan askerler İstanbul’a aktarıldı.
Bu devasa desteği Filistin Cephesi’ne ulaştıracak tek bir çıkış kapısı vardı: Demiryolu hattının başlangıcı ve ikmal merkezi olan Haydarpaşa Garı ve Limanı. Bu sebeple 1917 yazının sonunda Haydarpaşa; yüz binlerce top mermisi, yakıt depoları, henüz montajı yapılmamış yeni savaş uçakları ve cepheye hareket emri bekleyen Mehmetçiklerle dolduruldu. Koca bir cephenin kaderi o rıhtımda toplandı.

Patlamadan dakikalar önce Haydarpaşa.
Cephanelik alev aldı infilaklar sabaha kadar sürdü
Tarihler 6 Eylül 1917’yi gösterdiğinde rıhtımdaki vagonlarda ilk patlama meydana geldi. Saniyeler içinde cephane trenleri zincirleme olarak havaya uçtu; alevler akaryakıt depolarına sıçradı ve tarihi gar binasının çatısı ile kuleleri çöktü.
Alevlerin şiddetinden dolayı itfaiye ve askeri birlikler Haydarpaşa Hastanesi hizasından ileriye geçemedi; gar sahasına ancak ertesi gün öğleden sonra girilebildi.

Bilanço çok ağırdı:
- Garda sevk edilmeyi bekleyen yaklaşık bir tabur asker şehit düştü; liman personeli ve işçilerle birlikte kayıp 1.000 kişiyi buldu.
- Cepheye sevk edilmek üzere bekletilen 5 adet yeni savaş uçağı kül oldu.
- 60’tan fazla vagon, yüz binlerce mermi, gıda ambarları ve demiryolu altyapısı tamamen yok edildi.


"Kaza" değil sabotajı
Dönemin Harbiye Nezareti, halkta infial oluşmasını ve başkentin kalbindeki büyük güvenlik zafiyetini gizlemek amacıyla olayı kamuoyuna "cephane sandığının düşmesi sonucu yaşanan bir kaza" olarak duyurdu. Bu örtbasın bir diğer kritik sebebi ise yabancı ortaklı demiryolu şirketinin Avrupalı sigorta firmalarından tazminat alabilmesiydi; çünkü poliçeler sabotaj ve savaş eylemlerini karşılamıyordu.
Oysa sonradan gün yüzüne çıkan uluslararası belgeler, olayın planlı bir İtilaf istihbaratı operasyonu olduğunu ortaya koydu:
- İngiliz Gizli Servisi (MI6): 1934 yılında İskoçya’daki Blackwood’s Magazine dergisinde yayımlanan belgelere göre; operasyon MI6 Direktörü Mansfield Smith-Cumming’in talimatıyla, sahaya sürülen Dr. George Roupin adlı bir ajan marifetiyle vagonlara kimyasal zaman ayarlı patlayıcılar yerleştirilerek gerçekleştirildi.
- Fransız Casusunun İtirafı: Harbiye Nezareti bünyesinde Alman subayı üniformasıyla tercümanlık yapan Fransız ajanı Georg Mann, savaştan sonra sabotaj şebekesini bizzat idare ettiğini Osmanlı yedek subayı A. Baha Özler’e açıkça itiraf etti.
- Hava Saldırıları: İngilizler bu sabotajla da yetinmedi; sabotajdan 24 gün sonra, 30 Eylül 1917’de çift motorlu dev bombardıman uçaklarıyla garı yeniden bombalayarak onarım çalışmalarını da vurdu.
Kudüs’ün düşüşünden Gazze soykırımına uzanan süreç
Haydarpaşa’da cephanelerin yok olması doğrudan cephenin çöküşünü getirdi. Uçaksız, cephanesiz ve lojistik desteksiz kalan Osmanlı savunma hattı, patlamadan sadece 7 hafta sonra başlayan İngiliz taarruzuna direnemedi. Gazze savunması yarıldı ve 9 Aralık 1917’de Kudüs İngiliz işgaline uğradı.
- Kudüs düşmeseydi, İngiltere’nin Filistin topraklarında bir Siyonist vatan kurulmasını öngören meşhur Balfour Deklarasyonu sahada askeri güçle uygulanamayacaktı.
- Osmanlı’nın çekilmesiyle kurulan İngiliz manda yönetimi, yerli Filistinlileri silahsızlandırırken Siyonist terör örgütlerinin silahlanmasına göz yumdu.
- Bu süreç, 1948’de yüz binlerce Filistinlinin köylerinden sürülerek Gazze’ye yığıldığı Nekbe felaketine ve nihayetinde bugünkü soykırıma zemin hazırladı.
Şehitlerin hatırası Haydarpaşa’da yaşıyor
İşgal yılları ve Kurtuluş Savaşı’nın çetin şartları içinde uzun yıllar unutulan bu büyük facia, son yıllarda yapılan arşiv çalışmalarıyla yeniden hafızalara kazındı.
Gar sahasının hemen arkasında bulunan ibadethanenin adı, yürütülen resmi girişimler sonucunda Haydarpaşa 1917 Şehitleri Camii olarak tescillendi. Her yıl 6 Eylül tarihinde bu camide düzenlenen merasimlerle; cepheye dahi varamadan payitaht rıhtımında şehadete yürüyen Osmanlı neferleri dualarla yad ediliyor.










