
Önyargılarımız sadece negatif olmuyor. Pozitif önyargılarımız da çoğu zaman bizim gerçeklerle yüzleşmemize engel oluyor. Geniş bir spektrumu görmemizi engelleyip, her şeyi tek tipleştiriyor.
Eskiden Doğu şehirlerinin pisliği Batı şehirlerinin temizliği anlatılırdı. Bugün ise durum tersine dönmüş durumda. Londra hayranı çok dostum vardır. Londra''ya her gittiğimde anlatılan ile gördüklerim arasıdaki fark giderek açılıyor.
Bu sefer de havaalanında başladı her şey. Valizleri almak için 45 dakika, araba ile park yerinden çıkmak için 2 saat bekledik. Hiç olmadığı söylenen korna korosu, Londra trafiğinin çığırından çıkmış durumunu gösteriyordu.
Havaalanından itibaren önümüzde akıp giden şehir resimleri içinde artık çöp kümeleri var. Sabah trafiğini ağırlaştıran çöp arabaları, çok hızlı ulaşım sağlasa da neredeyse "dökülüyor" tabiri ile tanımlanabilecek metro sistemlerine, metroda insanın oturup oturmamakta tereddüt edeceği pislikteki koltuklar da eklenince "bu şehirde neler oluyor" diye düşünüyorsunuz.
Londra''nın harika tarihi dokusuna hayran dolaşmak bu tabloyu görmeyi engellemiyor. Müslümanların daha çok yaşadığı Whitechapel gibi bölgelerde Londra''nın öteki yüzü ile karşılaşıyorsunuz. Hele de bir göçmen şehri olan Birmingham''daki göçmen mahalleleri... Gelirini bölgede oturanların ödediği vergilerden elde eden belediye, bu bölgelerde yeterince gelir elde edemediği için hizmet vermiyor. Bu da Londra''da zenginlerin oturduğu bölgeler ile yoksulların oturduğu bölgeleri farklılaştırıyor.
Burada Müslüman kadınlar üzerine bir belgesel çekimi için bulunuyoruz.
- Londra''daki Müslüman kadınlardan oluşan rap sanatçıları, kız müzik grupları, İslam sanatları çok revaçta. Bir tarafta yıllarca burada yaşasalar da İngilizce bilmeyen, yüzlerini bu dünyaya kapatan Müslüman kadınlar, diğer tarafta sufi punkçular. "Punktan namaza" isimli projeler... İşin içinden çıkmak mümkün olmasa da hepsi ayrı bir hikaye.
- Londra''daki kitapçılarda bugünlerde en revaçtaki kitap başörtülü yazar Shaline Zehra Conmuhammed''in "Love in the Headscarcafe" isimli kitabı. (Shaline ile yaptığımız röportajı yakında yayınlayacağım)
- Buradaki Müslüman kadınlar etnik kökenlerini asla telaffuz etmiyorlar. Kendilerini İngiltere vatandaşı olarak tanımlıyorlar. Ancak ayrımcılık yapmanın yasal suç olduğu İngiltere''de başarı hikayeleri yazmanın kolay olmadığının da, gizli ayrımcılığın da çok farkındalar.
- İngiliz Parlamentosunda ya da üst seviyelerdeki görevlerde başörtülü olan ya da siyahi birisi yok. Yazılı olmayan gelenekler devrede. Kamusal alanın genelinde ise başörtüsü İngilizler açısından sorun teşkil etmiyor. Peçe dahil.
Ayrımcılık; başörtüsü, ten rengi, sosyal statü, eğitim, ekonomik durum bileşkesinde çok bariz olmasa da farklı tonlarda beliriyor. Ancak ayrımlar dışlayıcı yasaklayıcı bir nitelik taşımıyor. Tam tersi tartışmalar, dışlamak yerine entegre etmenin yollarını bulmak üzere yapılıyor. Bu konular tartışıldığında da ne faizler enflasyonun iki katı yükseliyor ne de mahalle baskısı korkusu herkesi sarıyor!
Müslümanlar üzerinde en ciddi tartışma mutlaka "ekstremist Müslümanlar" şerhi içinde yapılıyor. İngiliz yasalarının kadınları azami koruyucu mekanizmalarına rağmen akademik kariyerden siyasete patriarkal tutum İngiliz toplumunda hala görülüyor.
- BBG evi eski yıldızı Jade''nin düğün ve ölüm görüntülerini satması burada en önemli tartışma konusu. "Cennete gitmeyi bekliyorum" demeçleri veren Jade''nin morfin takviyesinden alışverişine, SPA''ya gitmesine kadar her şey gazetelerin birinci sayfasında yer alıyor. Aynı dönemde "University Challenge" isimli bilgi yarışmasında rekor kırarak birinci olan Gail Trimble''a bir porno dergisinin fotoğrafını yayınlamayı teklif etmesi üzerine gazeteler Jade ile Gail''i kıyaslayarak "Zeka mı Aptallık mı? Hangisi halk için değerli?" sorusunu soruyor. Bu arada Jade''nin ölüm zamanı konusunda bahisler başlamış durumda.
- İngiltere''de çocuk yaşta anne olan genç kızların sayısındaki artışın nedenleri sürekli konuşuluyor. Bebek arabalarını süren 13-15''ten fazla göstermeyen küçük kadınlarla sıkça karşılaşılıyor.
Katar''dan hemen sonra buraya gelmek de yorumlarımı etkiledi doğrusu. Londra''da çalışmaktan bıkmış, mutsuz, yorgun, yalnız, bakımsız kadınları görünce İslam ülkelerinin başına kadın hakları diyerek bela olmaktan dolayı nedamet hisleri ile doldum! Daha çok şaka gibi algıladığım bu durumun şuuruna pazartesi günü kendi elceğizim ile yazdığım Katar yazısını Londra''da okurken vardım. Ben yazıyı gazeteye başlığını atmadan gönderip, yazı işlerimiz de yazarlarına göre başlık atınca, "kadının hakkı yok" spotu eklenip yazıda pozitif yönlerin anlatıldığı yerler de kısalınca ortaya benim bile okurken isyan ettiğim bir Katar resmi çıkmış. Bunu Katarlı kadınlara haksızlık olarak görüyorum. 12 yıllık tarihi olan bir ülkede kadınlar için anayasal eşitlik sağlanmış durumda. Kadınların bunu kullanabilecek bilinci geliştirmeleri gerekiyor. Körfezin genelinde "kadının parası var, hak arayışı yok" yargısı yaygın olsa da, bu bir negatif genelleme olarak herkesi kapsamıyor.
Bu nedenle bu düzeltmeyi bir özeleştiri olarak da yapıyorum. Katarlı kadınların çabalarını yetersiz bulmayı, haksızlık yapmak olarak kabul ediyor, öz eleştirimi veriyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.