Osmangazi Üniversitesi ve Üzeyir Garih cinayetlerinde FETÖ intihar eylemcileri

04:0011/04/2018, Çarşamba
G: 11/04/2018, Çarşamba
Bülent Orakoğlu

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde katliam yaparak 4 kişiyi katleden Volkan Bayar ‘‘cinayetlerden pişman olmadığını itiraf’’ etmişti. Çevresindeki bazı akademisyenler ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı’nın katil için ‘‘akli dengesi yerinde olmayan bir kişiydi, cinnet ‘’ geçirdi saptamaları cinayet zanlısının şizofren yapısını ortaya koyması açısından önemliydi.İkinci önemli gelişme ise cinayetleri gözünü kırpmadan işleyen umursamaz tavırlar ortaya koyan cinayet sanığı Volkan

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde katliam yaparak 4 kişiyi katleden Volkan Bayar ‘‘cinayetlerden pişman olmadığını itiraf’’ etmişti. Çevresindeki bazı akademisyenler ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı’nın katil için ‘‘akli dengesi yerinde olmayan bir kişiydi, cinnet ‘’ geçirdi saptamaları cinayet zanlısının şizofren yapısını ortaya koyması açısından önemliydi.



İkinci önemli gelişme ise cinayetleri gözünü kırpmadan işleyen umursamaz tavırlar ortaya koyan cinayet sanığı Volkan Bayar ve boşandığı eşi Saadet Aylin Bayar’ın Kripto FETÖ’cü olduklarının anlaşılmasıydı. Bu iki önemli gelişmeyi birlikte değerlendirdiğimde bu katliamın bana 25 Ağustos 2001 tarihinde Eyüp mezarlığında bıçaklanarak öldürülen Üzeyir Garih cinayetini anımsatması benim açımdan da ilginç olmuştu. Zira iki suikast veya cinayet arasında amaç ve eylem tarzları arasında önemli farklılıklar olsa da cinayetleri azmettiren illegal yapının Cemaat (FETÖ) olması, tetikçilerin seçiminde ise psikolojik veya şizofren hastalıklı kişilerden seçilmesinde aynı stratejinin kullanılması önemliydi sanırım. Üzeyir Garih cinayeti soruşturmasını yürüten Cemaatçi (FETÖ)polisler ve savcılar cinayeti asker kaçağı hapçı ve psikolojik sorunları olan Yener Yermez ‘in işlediğini iddia ederek şahsı tutuklamışlardı. Cemaat (FETÖ) bu cinayete çok önem vermiş cinayet dosyasını FETÖ savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen ve Nihat Taşkın birbirlerine devr etmişlerdi. Zira her iki eylem FETÖ’nün intihar (kamikaze) timleri tarafından gerçekleştirilmişti. Tıpkı Karlov suikast’ında polise sızmış FETÖ intihar eylemcisi kripto Mert Altuntaş gibi.

O dönem İstanbul’da Organize Suçlar Müdürü olan Adil Serdar Saçan, ‘’Üzeyir Garih cinayetine ilk müdahalenin kendisi tarafından yapıldığını belirterek ‘’cesette çok sayıda bıçak darbesi vardı. Birini bıçakladığınızda, eğer kemiğe denk gelirse bıçak geri teptiğinden eliniz kesilir. Cinayeti işleyenin de eli kesilmiş ve kan içinde kalmış. Bunu şuradan anladım: Orada bir mezar taşı vardı. Katilin eli kanamış. Sağ eliyle mezar taşına tutunmuş ve aşağı doğru çekmiş. Mezar taşında elinin izi vardı. Kan izi incelemesinde Musevi bir kadına ait olduğu ortaya çıktı. Biz Musevi bir kadının kanı çıktığını söylediğimizde, İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ‘bu olaya bakmayacaksınız’ dedi ve soruşturmayı elimizden aldılar. FETÖ’cüler soruşturmayı devraldı iddiasında bulunmuştu.’’

Üzeyir Garih ile o yıllarda birçok televizyon programına katılmıştık. Garih bu programlarda Mossad’ı açık olmasa da örtülü olarak eleştiriyordu. Garih’in Mossad- FETÖ işbirliği ile öldürülmesinin nedeni olarak ’’İsrail’in dünyanın çeşitli yerlerindeki zengin Yahudi iş adamlarından vergi topladığı, Şaron iktidara geldikten sonra savaş hazırlığı bahanesiyle vergi miktarının yükseltilmesi ve Nesim Malki’ye yapılan operasyonlara Garih’in karşı çıkması’’gösteriliyordu. Bu süreçte Cemaat (FETÖ) CIA ve Mossad’ın kontrolünde Türk Cumhuriyetleri ve Balkanlara sızma faaliyetlerini sürdürüyordu.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ndeki katliam FETÖ’nün itirafçılık tezgahının bozulmasından sonra ihbarcılık mekanizmasını da sulandırma ve FETÖ operasyonlarına karşı kamuoyunda güvensizlik yaratmaya yönelik açık bir provokasyondur. Masum kişilerin FETÖ’cü olduğuna yönelik ihbarlarda bulunmak açık bir FETÖ taktiğidir. FETÖ intihar eylemcisi Volkan Bayar 200’den fazla akademisyeni FETÖ’cülükle suçluyor. Bayar’ın suçlamalarıyla 35 sanık hakkında dava açıldığı, bunlardan 26’sının tutuklu yargılandığı öğrenildi. Bu durum devlet-millet işbirliğini bozmaya yönelik bir girişimdir. İşin önemli diğer bir yanı ise bu teröristin devletin tüm kurumları ve yargıda kazandığı dokunulmazlık zırhının arka planının araştırılması gerekir. Zira bu teröristin gizli bir el tarafından korunup kollandığına yönelik kamuoyuna ciddi bir algı operasyonu yapılıyor. Görüntülü medya ve yazılı basında bu durumun FETÖ ile mücadeleyi zayıflattığına yönelik çeşitli yazılar ve bu konuda alınacak tedbirler dile getiriliyor. Bu tür olayların bundan sonra yaşanmaması ve FETÖ ile mücadelenin sağlıklı bir zemine oturtulması için Başbakanlık veya Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulunun devreye sokulması elzem görünüyor. Özellikle bu konuda illegal telefon dinlemeleri tapeleri üzerinde oynayıp bu çifte özürlü tapeleri bazı gazetecilere servis eden yapının ortaya çıkarılması belki de FETÖ üzerinden rant sağlayan alçakları ve hainleri deşifre edebilir?

#Osmangazi Üniversitesi
#Üzeyir Garih
#FETÖ