
Milleti ve devleti adına fedakârca gerekirse cansiperane çalışan, gayretli basiretli ve öngörüsü yüksek karizmatik siyasi liderlere sahip olmak her ülke adına bir şanstır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Atatürk’ten başlayarak demokrasi şehitlerimiz, Menderes, Özal ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile devam eden süreçlerde Türkiye, tam da böylesine bir siyasi döngüye girdi ve yaşamaya devam ediyor. Halkın iradesini doğrudan siyasete yansıtan demokratik mekanizmalar ülkemiz adına vizyon ve özgüven sahibi güçlü siyasi liderleri ortaya çıkarttı. Bilhassa 2003 yılından günümüze, demokratik hayatımızda yaşanan reform niteliğinde yenilikler, gerek dış politikada gerekse güvenlik ve savunma alanlarında ‘Tam Bağımsız Türkiye’ Jargonunun içini dolduracak pozitif gelişmeler, ülkemizin bölgesinde ve dünyada aktör ülkeler seviyesine erişmesini mümkün kılıyor.
Musul ve Kerkük’ün alınmasını isteyen bir mektup gönderen Alparslan Türkeş dışında bütün siyasi liderlerin Özal’ın karşısında olduğunu belirten Koçak, Demirel’in de bunların başında geldiğini söyledi. Koçak o döneme ilişkin bir bilgiyi de ilk kez paylaştı: “Demirel’in sağ kolu olan Necmettin Cevheri’nin Özal’a gelerek, Demirel’in ‘Özal Musul’a mehter marşıyla girerse bir daha onu iktidardan indiremeyiz’ dediğini ve siyasi kaygılarla bu milli davayı desteklemediğini belirtmişti. Aslında Ankara’da Özal’ın Kerkük ve Musul konusundaki milli planlarına karşı mukavemetin senaryosu gazetemiz yazarı Tamer Korkmaz’ın da açıkladığı gibi Washington’da yazılmıştı.
1 Mart 2003 tezkeresi TBMM’de kabul edilseydi Irak’ın durumu böyle olmazdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Latin Amerika gezisi dönüşünde 1 Mart tezkeresi döneminde yaşananları hatırlatarak, ‘’1 Mart tezkeresi geçseydi ve Türkiye Irak’ta olsaydı. Irak böyle olmazdı. Irak’ta düşülen hataya Suriye’de istemiyorum’’ diyerek önemli mesajlar vermişti.
1 Mart tezkeresinin TBMM’de 4 oy fark ile reddedilmesi ABD’li yetkilileri sözde şok etmiş hatta bu durumdan utanç duydukları açıklanmıştı. Ancak tezkerenin hükümete rağmen reddedilmesi bu süreçte TBMM Darbe Araştırma Komisyonu’nun tespit ettiği derin yapının tezkere öncesinde devreye girip girmediğinin araştırılmasını elzem kılmaktadır. Bu derin yapının ABD’ile ilişkili olması, 1 ve 2’nci Körfez Savaşları'nın CIA ve PENTAGON tarafından üretilen sahte belge ve asparagas iddialarla başlatılmış olması, Türkiye’nin ve bölgenin istikrar ve barışını bozan ulusal güvenliği ve bekasını hedef alan önemli bir tehdide işaret etmektedir. Bu nedenle bölgedeki aktör ülkeler ile işbirliği içinde hareket edilmesi önem taşımaktadır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.