
Medya dünyası şokta! 28 Şubat sürecinden bu yana vesayetçi ve derin yapılarla özdeşleştirilen Doğan Medya Grubu’nun Demirören grubuna neden satıldığı konusu ciddi bir şekilde irdeleniyor. Hatta bu satışın Türk Medyası için bir dönüm noktası veya devrim olduğuna yönelik değerlendirmeler bile yapılabiliyor. Benim en dikkatimi çeken olay ise Doğan Medya Grubu’nun 2007’den bu yana ortak olduğu Axel Springer yayın kuruluşunun da Doğan TV’deki hisselerinin tümünü satışa çıkaracağı açıklaması olmuştu. Zira gerek Axel Springer gerekse Doğan Medya grubunun2007’de ortak olmasında Avrupa Gladyosu’nun izlerini aramamız gerekir. Zira daha önceki yazımızda belirttiğimiz gibi özellikle Abdi İpekçi’nin öldürülmesi öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler ve ortaya saçılan izler Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin Aydın Doğan’a satılmasında Türk Gladyosu’nun devreye girdiğinin açık işaretlerini taşırken 28 Şubat soruşturma ve yargılama safhalarında sivil ayağın özellikle Apoletli medyanın neden yargılanamadığını da gözler önüne seriyor. Zira Gladyo adına çeşitli suçlara karışan örgüt elemanlarının yargıdan kaçırılması veya yargılanmalarının önlenmesi bir Gladyo Stratejisi olarak adaletin tecellisini engelleyen bir duruma işaret ediyor.
Aydın Doğan’ın ortağı Axel Springer'in tüm hisselerinin İsrail devletine ait olduğu biliniyor. Almanya’nın önde gelen medya grubu Axel Springer’in Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan aleyhinde her geçen gün artan çirkin yayınları karşısında Türk ortağı Aydın Doğan’ın sessiz kalması aslında bu ortaklığın arka planını gözler önüne seren başka bir gelişmeye işaret ediyor. Milliyet ve Vatan gazetelerinin 2011 tarihinde Demirören ve Karaca ortaklığına satılmasının ardından 2018 Mart ayında Doğan Medya Grubu’nun Demirören Grubu’na satılmasının Türkiye’de yaratacağı pozitif veya negatif gelişmeleri hep beraber yaşayarak göreceğiz. Aydın Doğan’ın yazılı ve görsel medyadan elini eteğini çekmesi vesayetin en önemli kalesinin yıkılması anlamına mı gelecek? Şüphesiz bu sorunun cevabını Demirören Grubu’nun hangi isimlerle yola devam edeceğinin şekillenmesiyle verilmiş olacak. Aslında Aydın Doğan’ın yazılı ve görsel medyadan çekilmesiyle birlikte Axel Springer’in de çekilme kararı alması Demirören Grubu ve Türkiye için pozitif bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Zira gerçek bir satış ile mi karşı karşıya olduğumuz veya Hürriyet gazetesinde el mi değişti sorusunun cevabını ancak Hürriyet ve CNN Türk’te vesayetçi ve derin yapılar ile birlikte iş tutan yönetici ve yazarlara uygulanacak idari yaptırımlar ve mücadelenin derecesi belirleyecek sanırım.
Galiba 28 Şubat’ı destekleyen bir ben kaldım. Evet destekledim ve desteklemeye devam ediyorum./ Belki onuncu kez yazıyorum./28 Şubat sürecinde yazdığım her yazının altındaki imzam aynen duruyor./28 Şubat ,Türkiye demokrasisinin gerçek bir balans ayarıdır./(….) Başka ülkelerde demokrasi kanlı iç savaşlarla kuruluyor./Bizde ise balans ayarlarıyla. (28 Şubat 2007)
12 Eylül 1980’de askerlerin yaptığı müdahaleyi sonuna kadar haklı görürüm./Benim de aralarında bulunduğum çok sayıda insanın hayatı bu müdahale sayesinde kurtulmuştur. /Ama bundan önemlisi 12 Eylül müdahalesinin arkasında çok ciddi bir halk desteği bulunmasıdır. Bu bakımdan Türkiye’nin demokrasi yürüyüşündeki ilk ciddi balans ayarı 12 Eylül’de olmuştur./ Yine bana göre, Cumhuriyet tarihimizin ve demokrasi yürüyüşümüzün ikinci büyük ‘balans ayarı 28 Şubat’tır. / Çünkü 28 Şubat süreci, Türkiye’de aşırı dinci kesimin laik düzeni yıkarak, kendine uygun bir rejim kurma umudunu söndürmüştür.(….) Böylece aşırı sol ve sağın anti-demokrat ruhundan sonra, aşırı dinci ve anti laik ruha da dur demiştir./ Bu nedenle 28 Şubat sürecini bütün kalbimle destekledim. Ve hayatımın sonuna kadar bunu gururla savunacağım.
22-31 Ağustos 1997 tarihleri arasında Hürriyet gazetesinde, yazar Sedat Ergin’in dönemin darbeci generallerinden Güven Erkaya ile yaptığı iddia edilen “90 Günün Hikayesi Fırtına Dosyası” başlıklı yazı dizisi yayımlanmıştı. Bu yazı dizisinde, MGK’da yapılan görüşmelerin muhtevası, açıklanması anayasal bir suç olmasına rağmen, 28 Şubat Darbesi’ne kamuoyu desteği sağlamak maksadıyla belirtilen tarihlerde Hürriyet gazetesinde 9 gün sür manşet olarak yer almıştı.
Hürriyet Gazetesi ve Genel Yayın yönetmeni Sedat Ergin 4 Mart 2017 tarihinde “Karargah Rahatsız" manşetiyle tekrar Türkiye gündemine oturdu. Asker üzerinden hükümete çakmak isteyen Ak Parti düşmanı Hürriyet gazetesi iktidarı zorda bırakmak ABD’ye yaranmak amacıyla bu alçak manşeti attılar. Ne kadar inkar etseler de bu manşetin Sedat Ergin ve Aydın Doğan’ın bilgisi dahilinde atıldığı çok açık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terbiyesizlik ve çok çirkin olarak nitelediği bu haber 28 Şubat’ta yargılanmayan medya mensuplarının başka darbelerde veya iktidarı zora sokma amacıyla kullanılabileceğinin açık bir kanıtı olarak görülebilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.