Kovid-19 ve ardında patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı bir taraftan gıda milliyetçiliğini diğer taraftan enerji milliyetçiliğinigündeme getirdi. Kovid-19 ile başlayan kapanma sürecinde tüm dünyada üretim durduğunda, ticaret kapıları kapandığında ve herkes eve çekildiğinde eldeki mevcut gıda stoklarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı.Bu dönemde gıda ürünlerine sahip olan birçok ülke, bu stokların ihracatını yasakladığı gibi, gıda stoku yapmaya hız verdiler. Birçok ülkedegıda ve tarım meselesi
Kovid-19 ve ardında patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı bir taraftan gıda milliyetçiliğini diğer taraftan enerji milliyetçiliğini
gündeme getirdi. Kovid-19 ile başlayan kapanma sürecinde tüm dünyada üretim durduğunda, ticaret kapıları kapandığında ve herkes eve çekildiğinde eldeki mevcut gıda stoklarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı.
Bu dönemde gıda ürünlerine sahip olan birçok ülke, bu stokların ihracatını yasakladığı gibi, gıda stoku yapmaya hız verdiler. Birçok ülkede
gıda ve tarım meselesi uluslararası politikada ve iç siyasetin karar alma süreçlerinde belirleyici unsur oldu.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile birlikte enerji krizi de birçok gelişmiş Avrupa ülkesini derinden etkiledi. Hem birçok ülke enerjide darboğazlar yaşadı hem de ülkeler arasındaki enerji ticaretinin durma noktasına gelmesi
enerji milliyetçiliğini başlatan bir sürecin yaşanmasını da beraberinde getirdi.
Dolayısıyla, birçok ülkede hem enerji arz güvenliğinin tehlikeye girmesi hem de enerji arzındaki düşüş ile birlikte enerji fiyatlarında meydan gelen artışın başta enflasyon olmak üzere makro ekonomik ve sosyal göstergeler üzerinde olumsuz etkileri oldu.
Bu nedenle, yaşanan
gıda krizi ve enerji krizinden etkilenen ülkelerin önemli dersler çıkaracağını ve dolayısıyla tarım ve enerji politikalarında önemli yapısal değişiklikler
olacağını şimdiden görüyoruz.
Kovid-19 ve devam eden Rusya-Ukrayna savaşı gibi olağanüstü koşullar, gıdanın ve enerjinin ne kadar stratejik ve hayati sektörler olduğunu bize gösterdi.
Bu krizlerde önemli bir tarım ülkesi olan,
üretim açısından Avrupa’da birinci sırada
ve dünyada ilk on ülke arasında yer alan
Türkiye’nin birçok avantaja sahip olduğunu da söylemekte fayda var.
Bu kadar potansiyeli olan bir ülkenin meydana gelecek gıda krizlerinin üstesinde gelme gücü olduğu gibi Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’dan dünyaya
tahıl ihracatının gerçekleştirilmesinde öncü rol oynaması da küresel
çapta meydana gelebilecek krizlerin önlenmesinde
önemli katkısının olduğunu tüm dünya görmüş oldu.
Diğer yandan Türkiye, hem tarım ülkesi olması açısından hem de son yıllarda enerjinin en önemli gündem maddesi olması ve enerji alanında gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde enerji arz güvenliğini sağlayan önemli ülkelerden biridir.
Her ne kadar enerjide dışarıya bağımlılığımız olsa da enerjide merkez ülke olma hedefi doğrultusunda hayata
geçen doğalgaz boru hatları, keşfedilen ve keşfedilecek doğalgaz rezervleri, Doğu Akdeniz bölgesinin enerji potansiyeli, yenilenebilir enerji yatırımları ve nükleer enerjide atılan adımlar
enerji milliyetçiliği yaşanması durumunda stratejik anlamı olan önemli adımlardır.
Bununla beraber, Türkiye’nin enerji alanındaki rolü, merkez ülke konumu ve Doğu-Batı arasında meydana gelen enerji arzı ve talebini bir araya getirme konusundaki aracı rolü nedeniyle de
tahıl koridorunda olduğu gibi
oluşacak enerji koridoru sayesinde
meydana gelebilecek enerji krizini önleyecek potansiyeli bulunmaktadır.
#Gıda
#Enerji
#Rusya
#Ukrayna