Yazarlar Göç meselesine nasıl bakıyoruz?

Göç meselesine nasıl bakıyoruz?

Erdal Tanas Karagöl
Erdal Tanas Karagöl İnternet Yazarı

Türkiye’nin bulunduğu bölge, Asya, Orta Asya ve Ortadoğu bölgeleri arasında stratejik bir bölge konumunda. Bu coğrafi konumu nedeniyle de bu bölgede meydana gelen iç savaşlar, karışıklıklar ve siyasi kriz yaşayan ülkelerden yurtdışına çıkış yapıldığında Türkiye, hem Avrupa’ya sığınmalar için transit ülke hem de son dönemlerde olduğu gibi Türkiye’de kalma gerekçeleriyle düzensiz göçün hedef ülkesi konumunda.

Yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de bulunan Suriyeliler ve son günlerde Afganistan’dan gelen düzensiz göç meselesi, siyasi gündemin en yakıcı konusu haline geldi.

DÜZENSİZ GÖÇ İLE İLGİLİ İKİ FARKLI GÖRÜŞ

Düzensiz göç konusunda iki farklı görüş var. Birincisi özellikle Suriyelilerin savaş nedeniyle ülkelerinde güvenliklerinin olmadığı ve dolayısıyla ülkelerin gönderilmelerinin can güvenlikleri açısından sorun olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca, geçen süre içerisinde ülkeye yerleşen ve ülke ekonomisine özellikle vasıf gerektirmeyen işlerde Suriyelilerin çalışması, ekonomide önemli eksikliği kapattığı ve dolayısıyla ekonomiye önemli katkılar sağladığı görüşü hakim.

Ayrıca, ülkeye sığınanlara uluslararası koruma sağlamak en temel insan hak olarak görülmektedir.

Diğer görüş ise, siyasi gerekçelerle Suriyelilerin geri gönderilmesi gerektiği ve hatta söylem olarak da ayrımcı ve ırkçı bir dilin gittikçe şiddetlendiğini görüyoruz. Özellikle de düzensiz göçmenlerin ekonomik olarak ülkedeki GSYH’ye ortak oldukları yani üretilen pastanın paydaşları oldukları ve yabancıların istihdam edildiği bunun da ülkeye olumsuz yansıdığını iddia ediyorlar.

Bu iddialarla da popülist bir siyasi söylem geliştirdiklerine şahit oluyoruz. Bolu Belediye Başkanı'nın Suriyelilerin kullandığı suyun 10 kat zamlı olarak verileceğini dile getirmesi, Suriyelilere ve ülkede bulunan diğer göçmenlere karşı bu ayrımcılığın bambaşka bir boyutunu ifade etmektedir.

İşin ilginç yanı tüm dünyada kendini sol, sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasi partiler yabancı ülkelerden gelen vatandaşlara, sığınmacılara, düzensiz göçmenlere karşı daha hassas ve hatta yabancıların ülkeye kabul konusunda daha ılımlı olurken, biz de tam tersine bir durumun yaşanıyor olması da bambaşka bir paradokstur.

EMPATİYE İHTİYAÇ YOK MU?

Ülkede zorunlu olarak bulunan yabancı ülke vatandaşlarına karşı empatiye ihtiyaç var. Ayrıca, bir gerçek ki ülkeye sığınanlara uluslararası koruma sağlamak en temel insan hakkıdır.

Bu nedenle, Suriye’de mevcut durum düzelmeden ve güvenlikli bölgeler oluşturulmadan ülkede bulunan Suriyelilerin hepsini geri göndermek kabul edilebilir değildir. Zaten, Türkiye’de yabancıları koruma kanunu ile uluslararası standartlarda yasal mevzuatın olduğunu da unutmamak lazım.

Empati diyoruz. Çünkü, Türkiye vatandaşı olup da farklı gerekçelerle yurtdışında farklı ülkelerde yaşayan milyonlarca insan olduğunu da unutmamak lazım.

DÜZENSİZ GÖÇ ÖNENLENİR Mİ?

Göç meselesi, ABD’nin, AB’nin, Türkiye’nin ve daha birçok ülkenin ciddi meselesinden birisi. ABD’de Trump’ın seçim propagandasının temel konusu göçmenlerdi ve Trump başkan seçildiğinde Meksika’dan ABD’ye düzensiz göç girişlerini engellemek için sınırda uzunca bir duvar ördü ama ABD halen ülkeye giren düzensiz göç meselesini çözemedi.

Dolayısıyla, Türkiye’nin bulunduğu bu bölgede büyük göçlerin her zaman olası olduğunu göz önünde bulundurarak, yeni göçler için neler yapılması gerektiğini konuşmak, göçmenlerin ekonomiye katkılarını çalışmak ve kurumlar tarafından paylaşılan verilerle ciddi araştırmalar yapmanın tam zamanı.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.