
2019 yılının asgari ücret tutarı tüm paydaşlarca oy birliği ile belirlendi. Türkiye’de asgari ücretle geçinen yaklaşık 10 milyon kişi bulunuyor olması ve asgari ücretin birçok konu için kriter olması nedeniyle, asgari ücretin toplumun tüm taraflarını etkilediği açık.
Asgari ücrete yapılan 417 TL zam ile asgari ücret net 2 bin 20 TL olarak belirlenmiş ve bu ücret hem işveren hem de işçi kesiminin taraflarıyla ilk kez oy birliği ile kabul edilmiştir. Bu durum çalışma barışının güçlenmesi ve tüm dengelerin gözetilmesi açısından oldukça sevindirici.
Diğer yandan, Ağustos ayında yaşanan kur hareketliliği sonrasında artan enflasyon nedeniyle çalışanların yaşadığı refah kaybının hem telafi edilmiş olması hem de artı bir fark verilmiş olması gerçekten çok önemli.
Bu adım, hayata geçen Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) gerek maliyetinin gerekse ortaya çıkan kazanımlarının toplumun tüm kesimleri tarafından paylaşıldığını da gösteriyor.
Asgari ücretin net 2 bin 20 TL olarak belirlenmiş olmasına, son yıllarda GSYH’deki artış dolayısıyla ortaya çıkan refahın adil bir şekilde dağıtılması için önemli bir politika aracı olarak da bakmak gerekiyor.
Türkiye’nin bulunduğu orta gelir grubunun üst diliminden yüksek gelirli ülkeler grubuna geçme aşamasında olduğu bu dönemde, meydana gelen ve gelecek olan kişi başı gelir artışının her kesim tarafından hissedilmesi son derece önemli. Daha doğrusu her kesimin bunu yaşaması daha önemli.
Asgari ücrete sadece çalışan kesimin eline geçen rakam olarak değil, aynı zamanda asgari ücretin etkilediği diğer alanlara da bakmakta fayda var. Şöyle ki, asgari ücret, işsizlik maaşını, 65 yaş aylığını, SGK borçlanma miktarlarını ve hatta bireysel emeklilik tutarlarını da etkileyecektir.
Dolayısıyla asgari gelir çalışanları etkilediği gibi toplumun geniş kesimlerini ve özellikle de dezavantajlı kesimlerini hatta yoksul kesimlerin alacağı sosyal yardımların miktarını da etkilemektedir.
Dolayısıyla belirlenen asgari ücret tutarı aynı zamanda işgücü piyasalarını doğrudan etkilemiş olacaktır.
Asgari ücretin işverene olan maliyeti hesaplandığında, 2018 yılında bu ücret 2 bin 384 TL iken artık bir asgari ücretli işçinin işverene olan maliyeti 3 bin 5 TL’ye yükselmiştir.
Türkiye’nin mevcut durumda mücadele verdiği en önemli alanlardan birisi işsizlik. Dolayısıyla belirlenen asgari ücret tutarı, işverenin belki maliyetlerini artıracaktır ama hem devlet tarafından verilen SGK prim destekleri gibi desteklerle bu maliyet hafifletilmeye çalışılacak hem de asgari ücretlilerin refahının artması ve tüketim açısından ekonomideki canlanma için de önemli bir ivme olacaktır.
Yeni dönemde de işverenin bu konuda teşvik edilmesi, işgücü piyasasının hareketini kaybetmemesi açısından hayati bir önem taşımaktadır.
Türkiye’de yaklaşık 10 milyon asgari ücretli olduğu düşünüldüğünde asgari ücretin, bir yandan insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürülmesi, diğer yandan refah düzeyinin artırılması ve gelir dağılımı adaletsizliğinin daha adil seviyelere indirilmesi açısından üzerinde titizlikle durulması gereken bir alan olduğu şüphesiz.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO), asgari ücretin belirlenmesinde baz aldığı önemli kriterler, işçi ve ailelerinin ihtiyaçları, yaşam koşulları, sosyal güvenlik şartları, diğer sosyal gruplara göre yaşama koşulları, ekonomik büyüme, üretkenlik ve istihdam gibi çalışma hayatının temelini oluşturan faktörlerdir. Bu çerçevede öne çıkan asgari ücret, sosyal adalet mekanizmasının çarkının dönmesini de desteklemektedir.
Bu nedenle 2019 yılı asgari ücretinin geçmişte belirlenen ve hiç kimseyi tatmin etmeyen asgari ücretten bir çok yönden farklı olduğu tartışmasızdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.