Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Kim, hangi HDP ile masaya oturdu?

Kim, hangi HDP ile masaya oturdu?

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı

Fiilen 2009’da başlayan ve adına ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ denilen çözüm süreci, türlü provokasyonların, göz yummaların, ihmallerin ve nihayetinde PKK’nın 2015’teki Ceylanpınar saldırısı ile akamete uğratıldı. PKK çatışmasızlığı sona erdirdi. Devlet de PKK ile görüşmelerin aracısı konumundaki HDP ile yeniden masaya oturmadı. Fakat HDP, bu süreçte kendisini yeni masalarda buldu. Başta CHP olmak üzere asla bir araya gelmezler denilecek partilerle ittifaklar yaptı. Öncesinde FETÖ ile HDP olağanüstü yakınlaştı. HDP bu yeni siyasi zeminde PKK ile bağını alenileştirdi, boyunduruğu daha da güçlendirdi. Çözüm sürecinde terör örgütüne yönelik eleştiri ve özeleştiriler yapılırken, sonrasında vekiller Demirtaş’ın talimatı ile terörist cenazelerinde boy gösterme yarışına girdi. Devletin masaya oturduğu HDP, terörle arasına mesafe koymayı önceleyen ve PKK’nın silah bırakması için aracılık eden anlayıştaydı. En azından bu görüntüyü veriyordu. CHP'nin direkt, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin dolaylı ittifak yaptığı HDP ise; sivilleri, savunmasız insanları, bebekleri dahi katleden PKK’ya, bırakın “terör örgütü” diyememeyi katliamları bile kınayamadı. Hatta ittifak partileri de “PKK” diyemez hale geldi. HDP ile masaya oturmak, muhatap almak kim ne derse desin bu ülkeye bedeller ödetti. Bakalım HDP’nin yeni ortaklarını daha neler bekliyor?

ABD’nin ilk açıklamasında Hüda Kaya’nın algısı var

  • -İçişleri Bakanı Süleyman Soylu TBMM’deki konuşmasında, mağaradaki katliamdan bir ay önce PKK’nın Gara’daki kampına giden HDP’li bir vekilden bahsetti. Akıllara ister istemez Gara-HDP bağlantısı geldi. Gara’ya dair bilinmeyenler ortaya çıktıkça, HDP’nin siyaset sahnesindeki sorunlu konumu da ittifakların boyutu da daha da netleşecektir. HDP’li Hüda Kaya’nın şehit haberleri gelir gelmez yaptığı “Kampı devlet bombaladı” paylaşımı ile şehit ailelerine yurt dışından gelen “Çıkın, ‘Buralar bombalanmasın’ deyin!” telefonunun nihai hedefi aynı algıyı oluşturmaktı. Nitekim bu algı ABD’de karşılık buldu ve ilk açıklamadaki “Eğer PKK’nın sorumlu olduğunu teyit edersek kınayacağız” denildi. Milli Savunma Bakanı ve Genel Kurmay Başkanı’nın gece yarısı, operasyonun tüm detaylarını paylaşmasına ve 13 vatandaşın başlarından vurularak şehit edildiğini açıklamalarına rağmen Washington, HDP’li Hüda Kaya’yı, en azından oluşturduğu algıyı muhatap aldı. Artık gözler Soylu’da. Katliamdan bir ay önce Gara’ya giden HDP’li vekilin kim olduğunu açıklarsa ABD’nin PDY/PKK bağlantısının HDP kanadı da konuşulacaktır.

Halk TV itirafı İnce’yi teyit ediyor

-Muharrem İnce, partisini kurarken CHP’ye yönelik ithamlarda bulundu. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Genel Merkezin, kampanyasına destek vermediğini ve örgütlerin yanında olmadığını söyledi. CHP yönetimi yalanlasa da başka bir isim İnce’yi teyit etti. CHP’nin gayri resmi televizyon kanalı Halk TV’nin 2018’deki genel müdürü Şaban Sevinç, konuk olduğu YouTube yayınında Ferit Ayar’a aynen şunları söyledi:

-“Muharrem İnce’nin mitinglerini etkili şekilde veriyoruz diye CHP Genel Merkezi ile aramız açıldı. Çok ön plana çıkarıyoruz diye sitem ettiler.”

‘Özgür medyaya’ siyasi müdahale mi dersiniz? Basın yoluyla karartma mı? Yoksa Cumhurbaşkanlığı makamına layık gördükleri adaya çelme takma mı? Geçmiş gün olsa da dikkat kesilmemiz gereken soru şu olmalı: CHP madem seçtirmek istemiyordu, Muharrem İnce’yi neden aday gösterdi? İnce ya da bir başka ismin Erdoğan karşısında Cumhurbaşkanı seçilemeyeceği tüm araştırmalarda öngörülüyordu zaten. Fakat en önemlisi, Kemal Kılıçdaroğlu aday olsaydı siyaset sahnesinden silinecekti. Bu da biliniyordu. Neticede parti içindeki en güçlü rakibi İnce’yi aday gösterip, kendi koltuğunu muhafaza etti. Halk TV’ye uygulanan baskının, İnce’nin Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemeyle pek alakası yok. Görülüyor ki; Muharrem İnce’nin CHP tabanında karşılık bulmasını önlemeye çalışmışlar.

Yeni Şafak Okulu

  • -Neşredilecek ilk yazıların zor olduğunu söyler yazı erbapları. Yazarken zorlandım ben de. Genel Yayın Yönetmenimiz Hüseyin Likoğlu, ‘Ne zaman başlıyorsun’ deyince yüzümün al al olduğunu hissettim. Heyecanlandım. Hem de çok. 16 yaşında Yeni Şafak gazetesini dağıtırken de heyecanlıydım, dokuz yıl önce internet servisinde göreve başlarken de. Yeni Şafak birçok gazeteci gibi benim de okulum. İlk kurulduğu günden beri Yeni Şafak’ta yazmaya devam eden Mustafa Kutlu hocamız ile ortak zaman diliminde yaşamanın şükrünü eda etmeye çalışırken, şimdi aynı sütunlarda yazmak nasip oldu. Öğrencilik notumuzu ise sizler vereceksiniz.
Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.