Sanki havaya karışmış gibi…

Gökhan Özcan
Gökhan ÖzcanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 11/11/2024, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Sanki havaya karışmış gibi…

Renklerin, kelimeler gibi hayata anlamını katan bir tarafı var. Renkler olmadan hayatın görünümlerini ifadeye kavuşturabilmemiz mümkün değil. Şehirleri mesela, sonbaharı, denizi, gökyüzünü, elmaları, erguvanları, farklı mimari yapıları, trafik işaretlerini, giysilerimizi, kurutulmuş sebzeleri ve aklımıza başka ne gelirse, renkler olmadan bir karaktere bürüyemez, tarif edemez ve belki en önemlisi, sevemez, benimseyemeyiz onları. Söylerken, anlatırken, dile getirirken, ne çok şeyi renklerle ifade ettiğimizi bir düşünelim. O kadar çok şey eksik, tarifsiz ve havada kalır ki renkleri çıkarıversek kelimelerimizin arasından. Bunun en çok ressamlar farkında muhtemelen. Onlar her şeyi renklerle söylemek, renklerle anlatmak zorundalar çünkü.

“…kelebekler zamanı gelince buradan ayrılıp giderler. Öldüklerini bilirim, ama ne kadar ararsam arayayım ölülerini bulamam. Sanki havaya karışmış gibi, bir iz bırakmadan kaybolup giderler. Kelebekler her şeyden daha kırılgan, naif canlılardır. Bir anda doğar, sınırlı ve çok az şey ister, sonra da sessizce kaybolup giderler. Muhtemelen buradan başka bir dünyaya” diyor ‘1Q84’ isimli kitabında Haruki Murakami.

Her şeyin dijital kısa mesajlarla transfer edildiği dünyada şehirlerin duvarlarını her gün biraz daha fazla işgal etmeye başlayan grafitilerin anlamı ne? Neden dünyanın her yerine ulaştırabilecekleri paylaşım mecraları bu kadar bollaştığı, lazerle gökyüzüne bile kelimelerin yansıtılabildiği bu yeni imkanlar
dünyasında, insanlar içlerinden geçeni, tepkilerini, duygularını, dışa vurmak istedikleri şeyleri duvarlara yazmaya ihtiyaç duyuyor? Neden sanatsal çizimlerin, grafik tasarımların bile yazılımlar marifetiyle
otomatize edildiği bir zamanda duvarlara elle ve boyayla desenler çiziliyor? Her şeyin tuşlarla ve kıpırdak imleç uçlu yönlendiricilerle yapıldığı yarı ezber bir dünyaya her şeyin elle ve zihinle yapıldığı eski dünyanın bir çeşit isyanı mı bu?
Edip Cansever, şimdilerde pek de merak etmediğimiz şeylerden birini merak etmiş vaktiyle:
“Çiğlerle çiçeklerle çamlarla doldurulmuş gün/
Göğsü bir martı göğsü gibi denizlere değen/ Parklarda bahçelerde göz dolduran gün/ Bir çocuğun gözlerinden gözyaşı içen/ Sesini bir ayin gibi uzaklardan duyduğum/
Gün nedir.”

Zaman ilerliyor ve zamanla birlikte hayatın hafızasından da birçok şey eksiliyor. Televizyonun, bilgisayarların ve internetin olmadığı bir dünyaya doğan benim gibi eski insanların yaşları da ilerliyor. Çok da uzun olmayan bir zaman içinde teknolojinin her şey olmadığı öyle bir dünyanın bizzat şahidi olan pek kimse kalmamış olacak. Geri dönülemez bir nokta, bütün itirazların söndüğü bir yer olacak bu! Teknolojinin her noktasına bir kuşatıcı elbise gibi giydirildiği bir yaşama biçimi, hayatın asli karakteri, doğal hali kabul edilecek. Başka türlüsü ne kimsenin aklına gelecek ne de bir kıyas imkânı olacak. Bugün benim gibi eski dünyalıları endişeye sevk eden şeyler hakkında en ufak bir tartışma bile yapılamayacak. Hayatın seyrinin eskiden nasıl olduğu unutulacak. Tıpkı elektriği olmayan bir dünyadan (çok geçmedi üzerinden; benim çocukluğumda hiçbir köyde ve pek çok kasabada elektrik yoktu mesela) her şeyin elektrikle yapıldığı bir dünyaya geçildiğinde olduğu gibi… Ne var bunda denebilir? Böyle baş döndürücü değişimlerin sadece hayatı değil, zihinleri, düşünme biçimlerini ve değerler dünyasını kökten değiştirdiğini ve bunun günümüzde olduğu gibi hayatın ortasında kocaman anlam boşlukları oluşturduğunu göz ardı edersek, evet, ne var bunda! Dijital devrimin yürünmemiş daha çok yolu olduğu açıkça görülüyor, belli ki daha çok şey değişecek ve daha şimdiden bizim yerine sadra şifa bir şey koyamadığımız pek çok anlam kaybımız var!

“Şu sıra etrafımdaki alelade bir şeye gözüm takılsa” dedi beyaz saçlı adam, “onu ne kadar uzun zamandır görmemiş olduğumu fark ediyorum!”

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026