Yazarlar Ankaranın Biden yönetiminden beklentileri

Ankara’nın Biden yönetiminden beklentileri

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Salı günü yapılan seçimlerin sonuçları cumartesi ancak netleşti ve ABD’nin 46. başkanı Demokratların adayı olarak seçimlere giren Joe Biden oldu.

Zafer kazanan Biden için Türkiye’den ilk tebrik, ilginç bir biçimde, iktidardan değil, muhalefetten, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi.

Twitter’dan hem Türkçe hem de İngilizce olarak şu mesajı paylaştı Kılıçdaroğlu:

“Amerika Birleşik Devletleri’nin 46. Başkanı olarak seçilen Joe Biden ve yardımcısı Kamala Harris’i tebrik ederim. Türkiye-ABD arasındaki dostluğun ve stratejik müttefiklik ilişkilerimizin güçlenmesini dilerim.”

Normal şartlarda, “Ne var bunda, düz bir tebrik mesajı işte” tepkisi verebileceğiniz bu sözler, Biden’ın geçen ocak ayındaki açıklamaları baz alındığında (Muhalefetle bir olup Erdoğan’ı devirmekten söz eden açıklamaları) aceleci, heveskâr, “Ben hazırım, hadi dediğini yapalım” şeklindeki yorumlara da açık kapı bırakıyor.

Zaten, salı gününden beri memlekette “Biden kazanırsa, otomatikman CHP de kazanmış sayılır” türü bir hava yok mu?

İçinden geçtiğimiz günlerde gazetecilik faaliyeti açısından işin daha fazla merak uyandıran kısmı burası değil.

Öncelikli olarak ‘yönetim kademelerindeki’ havayı alıp sizlere yansıtmamız daha değerli olacak.

Dün Kanal 7’de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile yaptığımız programın bir bölümünde kendisine Amerikan seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili sorular yönelttim.

Oktay, ABD’nin dış politikasının ana çizgilerinin başkandan başkana ciddi değişiklikler içermeyeceğini dile getirip, ilişkilere şahıslardan çok ‘konu bazlı’ baktıklarını söyledi:

“ABD ile olan ana konularımız vardır. Bu ana konularımız şahıslarla ilgili değildir. Oradaki yönetimde her kim varsa diplomatik boyutta ve devlet başkanları boyutunda ilgili tüm kurum kuruluşlar nezdinde kanallarımız zaten açıktır, bu kanallar işlemeye devam edecektir.”

‘Konu bazlı’ başlıklar derken, terörle ilişkili iki ana başlık öne çıkıyor.

Bunlardan biri 15 Temmuz darbesini yapan FETÖ’nün ABD tarafından korunup kollanması, diğeri de Türkiye’nin güney sınırlarındaki PKK/YPG oluşumuna verilen destek.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, ABD’nin terör örgütleriyle ilişkisini ve bu örgütlere verilen desteği anlatırken Türkiye’nin haklı pozisyonuna vurgu yaparak şöyle bir değerlendirmede bulunuyor:

“Biz darbe girişimi yaşadık. Bunu gerçekleştiren zat Amerika’da. İadesini istemek kadar doğal bir şey yok. Çok önceden başlayan bir süreç ve bu yönetimle de devam edecektir. Baskımızı yoğunlaştırarak artıracağız. Ümit ederiz ki terör örgütü veya örgütleriyle çalışmaya devam etmez Amerika. Tercihini devletlerle birlikte çalışmaktan yana kullanır.”

Oktay, Suriye’nin kuzeyindeki duruma atfen “Tehdit gördüğümüz anda biz yine önce konuşur, sonra gereğini yaparız. Sahadaki gerçeklere göre hareket ederiz” sözleriyle ABD’deki yeni yönetim ne yaparsa yapsın Ankara’nın bu konudaki kararlılığından geri adım atılmayacağı mesajını veriyor.

Diğer yandan, yeni yönetimle diyalog kanallarının açık tutulması konusunda da net bir irade olduğunu söyleyebiliriz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “Sayın Cumhurbaşkanı Biden’ı arayıp tebrik edecek mi? Ya da bir tebrik mesajı yayınlanacak mı?” şeklindeki soruma şöyle bir cevap verdi:

“Tabii ki yani bunlar normaldir. Diğer başkanlarla nasıl görüşmeler olmuşsa, o görüşmeler olacaktır. Bir sıkıntı olacağını zannetmiyorum.”

Son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği üzerinden yürüyen dış politika girişimleri ile ilgili bir kavram sıkça kullanılır oldu:

Liderler diplomasisi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Erdoğan’ın en sıkıntılı dönemlerde Trump ile kurduğu diyaloğa atıf yaparak aynısının Biden döneminde de pekâlâ mümkün olabileceğini dile getiriyor:

“Trump’ta bunu yaşadık. Belirsizliğin maksimum olduğu dönemde hem de birçok sorunun olduğu bir dönemde iki lider arasındaki sağlıklı iletişimin kuruluyor olması, bu sorunların çok ciddi olmasına rağmen daha sağlıklı şekilde çalışılmasını sağladı. Dolayısıyla yeni dönemde de yeni yönetimde kim varsa benzer şekilde devam edecektir.”

Diğer yandan, ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden’ın seçim döneminde Türkiye ile ilgili konularda sarf ettiği sözlerin ciddi anlamda sorunlu olduğu ortada.

Ocak ayındaki o malum sözleri dışında, seçimlere birkaç hafta kala Doğu Akdeniz’de açıkça Yunanistan’dan yana tavır alan açıklamalar yapması, Ayasofya’nın yeniden müzeye çevrilmesi talebine bulunması gibi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, seçim döneminde lobilerin de etkisiyle bu tür lafların sarf edildiğini söylüyor.

Doğu Akdeniz ile ilgili Biden’ın açıklamalarını, Rum lobisinin desteğini alma niyetiyle yapılmış açıklamalar olarak görüyor.

Seçim döneminin bitmesi ve Başkanlık döneminin başlaması ile birlikte bu söylemlerin değişeceği görüşünü dile getiriyor:

“Benim beklentim, öngörüler de aslında bu çerçevede, normalde bir seçim dönemindeki söylemler, başkanlığı aldıktan sonraki gerçekler.

Bir geçiş dönemi olacaktır. Türkiye’nin gözardı edilmesi mümkün değil.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.