
O aşağılık hareketi bir futbol terimiyle özetlemek mümkün: Çalışılmış pozisyon bunlar. Talimli, talimatlı.
Yine de kesin konuşmak risk barındırır.
Belki öyle değildir, yanılıyoruzdur.
En basit izahıyla, köşeye sıkışan kedi tavrıdır.
Yapacak başka bir iş kalmayınca, çaresizlikten ve aşırı öfkeyle bayrağa saldırmışlardır.
*
Öyle ya…
Kırk küsur sene boyunca uğraş…
Dağlarda mağaralarda zor şartlarda, insanlıktan çıkarak ve her an bir kurşun veya bombanın hedefi olma korkusuyla yaşamaya çalış…
Tam bir şeyler olacak galiba derken, elde ne varsa bir anda altüst olsun.
Destek beklediklerin yardımı kessin, söylemler değişsin.
Önceden seni adam görenler, benim adamım diyenler, hatta sana bel bağlayanlar, artık lüzumsuz adam olarak görsün.
Varlığın birdenbire tartışmalı hâle gelsin.
*
Gözü önünde bıçağı bilenen kurbanlık koyun veya sığır gibi görebilir insan kendini.
Böyle bir durumu kabullenmek zor. Daha ötesi, imkânsız.
Tepesi atar, saçma sapan hareketlerde bulunmaya başlar.
Teröristin de birtakım duyguları olsa gerek nitekim.
Boyundan büyük bir hınçla, başına neler geleceğini hesap etmeden, nasıl hesap sorulacağını aklına getirmeden eceli gelen köpek gibi davranır.
“Onlara verdiğimiz paraları kendi menfaatlerine kullandılar” diye şikâyet eden Tramp’ı muhataplarının anlaması mümkün değil.
Bu sözü duyan bütün teröristlerin aklından geçen “Ya ne için kullanacaktık?” cevabıdır.
İstisnasız hepsi böyle düşünür.
Ve ekrana karşı el kol hareketleri yaparak bağırırlar.
Bilmezler ki o patron, verdiklerinin sadece kendi menfaati için kullanılmasını beklemektedir. Başka türlüsü düşünülemez.
*
Kimsenin kara kaşı kara gözü için vermemiştir parayı da silahları da.
Karşılıksız değildir.
Çok sevdiği için de değildir o hibeler.
Her ne kadar çok sevdiğini söylese de, inanmak gafletin dik âlâsıdır.
Dikkat buyurun, doksan derecelik bir âlâ gafletten söz ediyoruz.
Öyle bir patrondan iyi niyet ve anlayış beklenemez.
Parayı vermiştir, düdüğü keyfince çalar. Hele senin gibi bir düdük bulmuşsa…
*
Patronuna “Arabanız çok güzel” diyen işçi nasıl bir cevap almıştır, hatırlayalım.
“Kendine yüksek hedefler koyar ve çok çalışırsan, seneye daha iyisini alabilirim.”
Bu, sıradan bir kapitalist patron mantığı. Bunun bir de emperyalist oluşunu ekleyelim. Üstüne bir de muhatapların terör örgütü olduğunu yapıştıralım. Böyle bir tablodan ne beklenebilir?
Elbette istediği şekilde ve istediği kadar kullanacak, sonra da buruşturup kirli mendil gibi çöpe atacaktır.
Burada iki faktör etkilidir.
1: Konjonktür neyi gerektirirse.
2: Canı nasıl isterse.
Kim karışabilir patronun keyfine?
Haydi geçmiş olsun.
Yıllardır Avrupa’da yaşayan Kürt sanatçı Şivan Perver, kendi eliyle karizmasını yerle bir etti.
Salya sümük ağlayarak ABD’ye “Bizi bırakmayın” diye yalvardığı görüntüler, sevenlerini de ziyadesiyle üzdü.
ABD’den medet ummak, yalvarmak, ağlamak hiç yakışmadı.
İyi bir sanatçıydı, Allah taksiratını affetsin.
O video mesajıyla sanatçılığı zarar görmez ama savunduklarını da küçük düşürür, mahcup eder.
Etti nitekim.
Anlaşıldı ki Şivan Perver olmak değil, vatanperver olmak önemli.
Vatanperver olmuyorsan, her ne olursan ol.
Git, ABD uçağının tekerine sarıl.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.