Tehlikenin farkında mısınız?

00:002/03/2008, Pazar
G: 2/09/2019, Pazartesi
Nazmiye Yılmaz - Pazar

Nutkum bu aralar kesinlikle fazla mesaide.Üzerinize afiyet, habire tutuluyor.“Bu sefer ne iş!” derseniz, “Teziç” derim.Hani şu Gül''e suikast imasının da içinde yer aldığı, ''akla zarar'' iddialarla dolu kasetten bahsediyorum!Tekrarlamakta beis yok.Teziç ne diyor?“Tank yürütmeye lüzum var mı? Hadi bakalım Çankaya''ya birini bindirsin arabaya da yemin ettirip göndermeye kalksın. Yolda kaza olur, elektrik kesilir, neler olur.”Dikkatinizi çekerim!Öyle romantik ''taş düşme, ayı çıkma'' ihtimali değil

Nutkum bu aralar kesinlikle fazla mesaide.

Üzerinize afiyet, habire tutuluyor.

“Bu sefer ne iş!” derseniz, “Teziç” derim.

Hani şu Gül''e suikast imasının da içinde yer aldığı, ''akla zarar'' iddialarla dolu kasetten bahsediyorum!

Tekrarlamakta beis yok.

Teziç ne diyor?

“Tank yürütmeye lüzum var mı? Hadi bakalım Çankaya''ya birini bindirsin arabaya da yemin ettirip göndermeye kalksın. Yolda kaza olur, elektrik kesilir, neler olur.”

Dikkatinizi çekerim!

Öyle romantik ''taş düşme, ayı çıkma'' ihtimali değil mevzu bahis olan.

Ortada resmen suikast iması üzerine kurulu kan kokan, tehlikeli bir çıkış var.

Teziç en cüretkar, belki en pervasız tonlamasıyla ''Pekala yolda iyi sıhhatte olsunlar devreye girebilir'' diyor.

YÖK''ün eski başkanı sadece suikast imasında bulunmuyor, E-muhtırayı da kutsuyor.

“Oylamadan bir gün önce Genelkurmay iki satır yazdı. O

* * *

!... O akşam oh demeyen var mı? ... (27 Nisan) biraz bir şeyler var, onlara bakarken bir son dakika, alttan kırmızı şerit geçiyor. Genelkurmay açıklaması deyince oturdum. Sonra ooooo telefonlar başladı. Saat 3''e geliyordu, çektim fişini telefonun kapattım. ''Oooh!'' dedim yattım.” …


Teziç''in elektronik muhtıraya ilişkin görüşü bu.

Bakın o ibretlik konuşmada, başka hangi ifşaat var?

Yine kendi sesinden;

“Ben 367 de… konuyu anlattım, kavradı. Yabana atmayın, bu kurtarıcı bir madde. ''102''inci maddeye sarılmazsanız tepe taklak olursunuz, parti de gider'' dedim. İki üç defa hukukçular geldi gitti. ''Ben yoklamayı yaparım'' diyor, yaptın da ne oldu? Yüzüne gözüne bulaştırdın.”

Ya işte böyle…

Teziç, “367 garabetinin mimarı benim” diyor.

Aynı zamanda bir parti genel başkanını hizaya çektiği anlaşılıyor.

Nasıl desem…

İbre, bu zâtın, bütün yazımızı kabusa çeviren, kışımızın tadını kaçıran, kaos tacirlerinden biri olduğunu gösteriyor.

Dahası, tek başına bu kaset bile tehlikenin hayal edebildiğimizden çok daha büyük olduğunu kanıtlıyor.

Hadi Ümraniye''deki cephanelik evi, Danıştay saldırısını, Malatya''daki katliamı, Trabzon''da olup bitenleri, Dink cinayetini bir tarafa bırakalım.

Dikkatimizi bir süreliğine, son günlerde rektörlerin yasak inadıyla öne çıkan kurumuna, YÖK''e çevirelim...

Teziç''in ürkütücü suikast imasını, dizginlenemez darbe hevesini nasıl yorumlayacağız?

Ergenekoncu doçentler ''Ümit Sayın, Emin Gürses, Orhan Tunç''u nereye koyacağız?

Aynı soruşturma kapsamında, ulusalcı örgütlerle bağlantılı oldukları tespit edilen''5 rektör ve 2 dekan'' için ne diyeceğiz?

Cumhurbaşkanının imzası, Resmi Gazete''de yayımlanarak yürürlüğe giren başörtüsü yasağını sona erdiren anayasa değişikliğine rağmen kaos askeri gibi çalışan rektörleri nasıl adlandıracağız?

Bugünlerde başörtüsü tartışmaları nedeniyle YÖK''ün yeni başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan hedef tahtasına oturtuldu ya…

İnsanın yüksek sesle ''insaf!'' diyesi geliyor.

Tamam, cilalı şaşaalı bir ismi olmayabilir...

Tamam, özgürlüklere geçit vermeyen zihniyeti anlamakta zorluk çekebilir…

Tamam, sistemin konforlu jargonundan bihaberdir…

Tamam, ''kanunsuz emir vermek, eğitim hakkını engellemek'' mevzuunda Teziç ve türevlerinin rahleyi tedrisinden geçmemiştir.

Tamam, hiçbir zaman parlak bir rejim gurusu namzeti olamayacaktır.

Peki sizin öneriniz nedir?

''Fazla özgürlükçü, ünsüz, çaylak, racon bilmiyor'' diye Teziç ya da onun zihniyetinde biriyle mi yola devam edilsin?

Kendilerini sadece yasağın devamına kilitleyen, kaos mimarı, paşa paşa(!) konuşan rektörlerden biri midir çözüm?

Pes!!!…

Hatırlıyor musunuz Cumhuriyet Gazetesi''nin meşhur(!) bir reklamı vardı.

Hani “Tehlikenin farkında mısınız?” diye başlayan…

Biliyorum, o reklam tank, apolet, postal güzellemesi yapan ellerden, sahte ''şeriat korkusu'' üzerine kurgulanarak çıkmıştı ortaya...

Ama sloganın hakkını yemeyelim!...

Kısa ve çarpıcıydı.

İçinden art niyetle ve amaçlı yerleştirilen sahte korkuları çıkarır, yerine 27 Nisan''dan bu yana belgelenen gerçek verileri koyarsak bugüne ''cuk'' oturuyor.

İnsanın tam da bugün “Tehlikenin farkında mısınız?” diyesi geliyor.

Ama sahtesinin değil gerçeğinin.

Gerçekten “Tehlikenin farkında mısınız?...