Yazarlar Fidan dik virüsten kurtul

Fidan dik virüsten kurtul!

Serdar Tuncer
Serdar Tuncer Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Pandemi nihayet bitiyor, maskesiz bahara merhaba diyeceğiz diye sevinirken Whatsapp gruplarından birine gelen bir mesajla irkildim: Sonbaharda yeni bir virüsün dünyayı kasıp kavurma ihtimali var. İnsanın bütün vücudunu saran bir enfeksiyonla…

Böyle uzayıp gidiyor mesaj. Olur mu? Olur. Sonbaharda olmaz kışın olur, vücudu saran enfeksiyon olmaz başka türlü olur, ama olur. Nasıl bu kadar kesin konuşuyorsun diyebilirsiniz. Niyetim asla felaket tellallığı yapmak değil, arz edeyim.

Covid 19 ya laboratuvar ortamında üretilip servis edildi, yahut istenmeyen bir kaza sonucu laboratuvar dışına taşınıp yayıldı, ya da tamamen doğal bir şekilde ortaya çıktı. Eğer üretilmişse bu işi yapanların bir niyeti vardı ve bu kişiler dertleri her ne ise onun uğrunda yenisini, farklısını üretmekten çekinmeyeceklerdir. İstenmeyen bir kaza ile yahut tamamen doğal yollarla ortaya çıktı ise dünya nüfusunu azaltmak isteyen evangelistlere, ekonomiyi istedikleri gibi şekillendirmek isteyen derin yapılara, birbirlerine düşmanlık besleyen ülkelere, modern sömürgeciliğin ağa babalarına yeni ve kestirme bir yol ve yöntem öğretti.

Öyle ya, ilerleyen bilim ve tıbbın ışığında, çözülmeye gayret edilen DNA bilgileriyle, ırklara göre farklılık gösteren insan kimyasının detay bilgileri, genetik yapı ve kromozom analizleri kullanılarak bir virüs üretebilir; mevsim şartlarına, ten rengine, coğrafî yapılara uyarlanarak dünyanın istenilen noktalarında istenilen kişilerine hazırlanan virüsle ölüm saçılabilir. Konunun uzmanları bunun yapılıp yapılamayacağını kuşkusuz çok daha iyi bilirler ama adım gibi eminim ki bunun nasıl yapılabileceğinin çalışmaları şu anda pek çok laboratuvarda pek çok farklı sebeple araştırılmaktadır. Üstelik Covid 19 bu niyeti bozuk güruha müthiş bir veri tabanı sundu: Virüs nerede başlayınca nerelere gidiyor, hangi ülkeye hangi yolla giriyor, hangi mevsimde hangi coğrafya enfekte olmaya daha yatkın, temas ve nefes yolundan hangisi ne kadar bulaş sebebi, hangi mekanlarda daha çok artış gösteriyor v.b.? Sayın sayabildiğiniz kadar. Birilerinin şu anda ellerini ihtirasla ovuşturduğundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Kıyamet alametlerinin sayıldığı hadis-i şeriflerde salgın hastalıkların artması zikrediliyor. Pandeminin başında bunu hatırlattığımız zaman bağzı çok bilmişlerimiz kara vebadan, koleradan, İspanyol gribinden dem vurarak bu nevi salgınların hep olduğundan bahisle, salgın hastalık ve kıyameti irtibatlandıran hadis-i şerife kendilerince laf etmişlerdi. Biz Müslümanız ve iman ediyoruz ki O s.a.s. bir konuda bir şey diyorsa o şey O’nun dediği gibidir. Allah Rasulü salgınların kıyamete yakın artmasından bahsediyorsa bu dünya tarihinde daha evvel görülmemiş, öncekilerle kıyas kabul etmeyecek ve ‘ne oluyor yahu!’ dedirtecek cinsten bir artıştır. Artmazsa ne diyeceksin diyenler bilsin ki bu; hadis sahibinin -haşa- yanıldığını yahut hadisin zayıf olduğunu değil henüz o vaktin gelmediğini gösterir. Temenni değil tespit olarak ifade etmek isterim ki günü geldiğinde olması gereken, vaktiyle O’nun s.a.s. haber verdiğinin, aynıyla olacaktır.

Whatsappta o mesajı okuyunca eğer bu haber doğruysa mutlaka fidan dikmeliyim dedim kendi kendime. Hatırlayalım hadis-i şerifi: “Kıyamet kopacağını bilseniz dahi elinizdeki fidanı dikiniz” Dinimizin yeşile ve doğaya ne kadar önem verdiğinin, Peygamberimizin ne kadar çevreci olduğunun -ihtiyaç varmış gibi- ispatı için okunan bu hadis-i şerif aslında başka bir şeyden haber veriyor olabilirdi zira.

Pandeminin ilk günlerindeki umutsuzluk ve kasvet havasını hatırlayın lütfen. Bozulan psikolojileri, artan anksiyete vakalarını, ölüm korkusuyla rutinlerini ihmal eden, içinden bir şey yapmak gelmediği için bunalıma giren insanları hatırlayın. Kişinin ölümü kendi kıyametidir buyrulmuş. Ölüm korkusuyla, kıyamet endişesi ile, sona geldiği düşüncesi ile alt üst olan insan yapması gerekenleri yapacak psikolojiyi, arzuyu, enerjiyi bulamıyor kendisini hayattan geri çekiyor ve zihnen, ruhen, bedenen tükenmeye yüz tutarak ölüme davetiye çıkaracak hastalıklara yakalanıyor. Değil sizi de yakalaması, iyileşemezseniz öldürmesi muhtemel bir virüsün varlığı; dünyanın sona ereceğini, kıyametin kopacağını bilseniz dahi yapmakta olduğunuz işi yapmaya devam edin buyurmuş olamaz mı Allah’ın Rasulü?

Mesele yeşillik olsaydı kıyamet kopacağını bilseniz dahi fidan dikin derdi. Dikkat buyurun ‘elinizdeki fidanı’ diyor, yani meşgul olduğunuz şeyi yapmaya devam edin, bitti diye enseyi karartmayın, umutsuzluğa düşmeyin, el etek çekmeyin hayattan!

Neden başka bir şey değil de fidan üzerinden verilmiş misal peki?

Baharın habercisidir her yeni dikilen fidan, ilk ya da son ama mutlaka bir baharın, yeniden doğuşun habercisidir. Kıyamet gibi bir bitişten ziyade yeni ve bitmeyecek bir başlangıcın habercisinden bahsedilen cümleye fidandan daha güzel ne yakışırdı ki?

Bu böyledir demekten haya ederim, muradını kuşkusuz O’nun Rabbi ve O s.a.s. bilir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.