Olanı ben oldurdum zanneden olacak olanın da olduğunu nereden bilsin?

04:009/05/2026, samedi
G: 9/05/2026, samedi
Serdar Tuncer

Dervişe sormuşlar: Allah’la aran iyi mi? “Nasıl iyi olmasın,” demiş, “Hep O’nun dediği oluyor!” Hep O’nun dediği olur. İnsan önce olacağa bakar ve der ki: Şöyle yaparsam şöyle olur, şöyle yaparsam böyle olur, şöyle yapayım ki şöyle olmasın! Akıllıdır insan; iradesi vardır, gücü kudreti, gayreti vardır. Tecrübesi vardır, bilgisi, parası, tanıdığı vardır. Halbuki bilmez ki garibim kendisi yok’tur! Evveli yokluk ahiri yokluk olan şimdide var gibi gözükse de hakikatte yoktur. Yok olanın herhangi bir

Dervişe sormuşlar: Allah’la aran iyi mi? “Nasıl iyi olmasın,” demiş, “Hep O’nun dediği oluyor!”

Hep O’nun dediği olur.

İnsan önce olacağa bakar ve der ki: Şöyle yaparsam şöyle olur, şöyle yaparsam böyle olur, şöyle yapayım ki şöyle olmasın!

Akıllıdır insan; iradesi vardır, gücü kudreti, gayreti vardır. Tecrübesi vardır, bilgisi, parası, tanıdığı vardır. Halbuki bilmez ki garibim kendisi yok’tur! Evveli yokluk ahiri yokluk olan şimdide var gibi gözükse de hakikatte yoktur. Yok olanın herhangi bir şeyden bahisle benim demesine imkan yoktur.

Bunca yokluğunun içinde sûretâ var’larına itimat eder ve ne yaparsa neyin nasıl olacağına dair hesap yapar insan.

Hesap bazen tutar bazen tutmaz. Bu kez olana bakar insan ve hesap tutmuşsa; çok çalıştım, iyi düşündüm, zamanında hareket ettim, filanı aradım ve bu iş oldu diye düşünür. Tutmazsa; geç kaldım, yanlış düşündüm, az emek verdim, yanıldım ve olacak işim olmadı diye hayıflanır.

Halbuki ne olan onun yüzünden olmuştur ne olmayanın olmamasında onun bir dahli vardır. Olanda ve olmayanda insanın tamamen dışındaki o kadar çok sebep bir araya gelerek neticeyi doğurur ki insan görüverecek olsa utancından yerin dibine girerdi. Nice işler vardır ki, o gün o yağmur yağmasa, o araba beş dakika geç kalsa, o adamla dün tanışmamış olsa, o telefonu orada unutmamış olsa, o uçağı kaçırmasa, o an ayağı tökezlemese, o gece uyuyup kalmasa, o tercihi yaparken kalemi kaydırmasa, o sokakta kaybolmasa, o kişiyle evlense, o hastanede doğmasa, babası o işi bırakmasa, dedesi o şehri terk etmese, Adem a.s. o yasak daneye yaklaşmasa; ya başka türlü olurdu, yahut asla olmazdı! Buradan bakınca son insanın yaptığı bir işin ilk insanın yaptığı bir işle büyük kader planında bir irtibatı vardır. Zaman tek bir ana dürülür, mekan var taklidi yapan koca bir yoka bürünür; ilk ve sonun arası tek bir andan, en uzakla en yakının mesafesi hiçten ibaret oluverir, buradan bakınca. Sorasım gelir insana: Şu, sen bu kadar zeki olmasaydın asla olmayacak iş vardı ya hani, ondan ne haber sahi?

Olan cümle işler O’nun ‘Ol’ emriyle olur. O bir şeyin olmasını murad edince sebebini halk eder. Güçlülerin kaybedebildiği, zayıfların kazanabildiği, tembellerin çok başardığı, çalışkanların eline yüzüne bulaştırdığı, tedbirlilerin yitirdiği, sorumsuzların bulduğu, akıllının saçmaladığı, ahmağın tahta geçtiği, hastanın şifa verdiği, doktorun hasta olduğu bir garip iklimdir ‘ol’ iklimi.

İnsan olana bakar ve olanı gördüğünden ibaret zanneder. Güçlünün kaybedişinin evvelini, zayıfın kazanışının sonrasını, tembelin başarısının niçinini, çalışkanın bodoslamasının nasılını, bu dünyanın bir de ukbası olduğunu, ebedi aleme kıyasla bu dünya hayatının bir hiç mesabesinde olduğunu bilmez, unutur, hatırlamaz, anlamaz; olanı gördüğünden ibaret eder zanneder insan. Bu zannıyla görünenin ötesinde var olana kör olur ve var olanı gördüğü bilir.

Olmayıverse hiçbir şeyi göremeyeceği gözü kendisini görmekten dahi acizken, zamana ve mekana dair bütün ezberleri bozan rüyalar gözsüz görülürken, insan bir rüyadayken ve ölünce uyanacakken, belki de insana düşen tek bir cümleye gönül verip seyretmektir olanı ve biteni: Olanda hayır vardır!

Seyirci olmak güzeldir. Üstüne düşeni elinden geldiğince doğru bir şekilde yapmaya gayret ettikten sonra insana yakışan hayretle hayatı seyretmektir. Ben demeden, ben yaptım oldu demeden, ben yapmasaydım olurdu demeden, filan şöyle yaptı da olmadı demeden, falanca şöyle yapsaydı olurdu demeden, şu şöyle olmasaydı bu böyle olmazdı hesabına girmeden; mütevekkil ve razı bir gönülle, mütebessim ve hayran bir bakışla, olanda hayır olduğunu bilerek, hayrı ve şerri yaratana sonsuz itimatla, olan ve biteni ben’i aradan çıkararak seyretmek! Devlet varsa budur yalan dünyada, nimet varsa bundan gayrı değildir!

Diyeceksiniz ki olan olup bittiğinde böyle seyredelim kabul, peki olacak olanın olması için hiç mi bir şey yapmayalım?

Yapalım elbet ama yaptığımıza kıymet vermeden, olanın yaptığımız sayesinde olduğu zehabına kapılmadan, tedbire yapışarak ama takdir sahibine itimatla yapalım.

Hem olan böyle de olacak olan başka fikri nereden geldi aklınıza şimdi?

Ahmed Âmiş Efendiye bir fatiha okumalı ve söze de bir kader veren Âmiş Efendinin Rabbine iltica etmeli, bu sözün manasını kalbime indir Yâ Rabbi diyerek: Olan olmuştur olacak olan da olmuştur!

Olmazsa bir de nutk-u şerif mırıldanın, tenhalarda, kendinize.

Tedbiiirini terk eeyleee takdiri hüdaaanındııır

Sen yoksun o benliiiikleer hep vehm ü gümaaanıındır.

Galip Dede de mi Fâtiha istiyor ne?

#akıl
#irade
#güç
#gayret