Mavi Yarasa

Taha Kılınç
Taha KılınçYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 18/07/2020, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Mavi Yarasa

Kavurucu sıcak ve yapış yapış nemden bunalan Beyrutlular için, 15 Temmuz 1958 sabahı oldukça farklı başlamıştı. Havaalanının hemen güneyindeki Halde mevkiine yanaşan gemilerden Amerikan askerlerinin sahile çıkmakta olduğu haberi, kulaktan kulağa hızlıca yayılmıştı. Kısa zaman içinde, denizi gören kıyı şeridi binlerce meraklıyla tıka-basa doldu. Gazeteler de fotoğrafçılarını ve muhabirlerini hızlıca Halde’ye yollayarak, ertesi günkü manşetlerinin malzemesini devşirmeye başlamıştı. Beyrutlular, manzarayı sadece izlemekle yetinmedi. Gençler denize doğru koşarak, askerlerin kolayca karaya ayak basmasına yardımcı oluyor, ekipman ve yüklerini omuzluyordu. 6 bin civarında Amerikan askerinin sahile konuşlanması tamamlanınca, bu defa meraklı halk kitleleri, kadınlı-erkekli gruplar halinde, bu sürpriz yabancıların etrafını sardı. Hepsi de askerlerle sohbet etmeye çalışıyordu. Sonraki günlerde kalabalık öylesine arttı ki, seyyar satıcılar denizin kenarına sabit stantlar kurarak yiyecek-içecek satışına başladı. Taksiciler, Halde’ye akın eden Beyrutluların taleplerine cevap veremeyecek duruma geldi.

Şahit olunan komik ve garip manzaraya rağmen (Amerikalılar, direnişle karşılaşacaklarını, hatta silahlı çatışmaların dahi çıkabileceğini hesaplamıştı), o günler “ABD’nin Ortadoğu’ya ilk askerî müdahalesi” unvanıyla tarihe geçecekti. Ve sonraki müdahaleler de, hiç bu kadar “romantik” olmayacaktı. “Mavi Yarasa” kod adıyla düzenlenen “15 Temmuz Müdahalesi”nin arka planında ise, bölgenin çatışmalarla dolu yakın tarihinin tipik bir safhası vardı:

Lübnan’ın Hıristiyan (Mârûnî Katolik) Cumhurbaşkanı Kemîl Şemûn, dolmak üzere olan görev süresini gayri meşru biçimde uzatmaya çalışmak suçlamasıyla karşı karşıyaydı. Muhalefet, Şemûn’un, -gerekli kanun değişikliğini yaptırabilmek için gönlüne göre bir parlamento aritmetiği oluşturmak üzere- 1957 seçimlerine hile karıştırdığını savunuyordu. Ülke, birden bire Hıristiyan ve Müslüman kamplar arasında ikiye bölünmüştü. Durzî lider Kemal Cumblat da, Müslümanlarla birlikte hareket ediyordu. Batı yanlısı bir politika izleyen Kemîl Şemûn’un, 1956 Süveyş Krizi’nin ardından İngiltere ve Fransa’yla ilişkileri koparmayı reddetmesi de bir diğer eleştiri konusuydu. Cemal Abdunnâsır fenomeninin Ortadoğu’da fırtına gibi estiği o dönemde, Şemûn, Lübnan kamuoyunun baskısıyla karşı karşıyaydı. Irak’taki İngiliz destekli monarşinin başrol oynadığı Bağdat Paktı’nı açıktan onaylayarak Lübnanlı muhaliflerini daha da kızdıran Şemûn, ülkenin Arap kimliğini aşındırmakla suçlanıyordu.

Ortadoğu’ya asker çıkarmak ve ünlü “Eisenhower Doktrini”ni uygulamak için fırsat kollayan ABD, 1958’in mayısında Lübnan Cumhurbaşkanı Şemûn’a Amerikan müdahalesini nasıl talep edebileceğinin yolunu da göstermişti. Şemûn, “Amerikan mülklerinin korunması ve Lübnan’ın bütünlüğünün desteklenmesi”ni rica edecekti. Beyaz Saray, Irak Kralı İkinci Faysal’a da haber göndererek, olası bir müdahale durumunda takviye için, Irak ordu birliklerinin Ürdün sınırına kaydırılmasını istedi. 23 yaşındaki genç kral, İran sınırındaki birliklere Ürdün tarafına gitmelerini emretti. Irak ordusunun Bağdat’taki komuta kademesi, “Ürdün’e doğru giderken başkente uğrayan” birliklerin de desteğiyle, 14 Temmuz 1958 sabahı kraliyet idaresini devirecek, Kral İkinci Faysal ve bütün yönetici elit kurşuna dizilecekti. Bağdat’ta Arap milliyetçisi ve Batı karşıtı subayların yönetime el koymasının ertesi günü, “Mavi Yarasa” Beyrut sahillerine konacaktı.

***

Türkiye olarak bizim hain darbe kalkışmasıyla hatırladığımız “15 Temmuz”, Ortadoğu tarihi açısından bir dönüm noktasıydı. Hiçbir şeyin tesadüfen gerçekleşmediği ve her şeyin sebep-sonuç zinciri içinde birbirine bağlı bulunduğu coğrafyamızda, ABD’nin rolünün henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadığı (veya belgelenmediği) darbe teşebbüsü için de “15 Temmuz” tarihinin seçilmiş olması düşündürücü.

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, 3 Temmuz 2013’te Mısır’da askerî darbe gerçekleştiği zaman, “Mısır ordusu demokrasiyi inşa ediyor” demişti. Kerry, “Mısır’ın kaos ve şiddete sürüklenmesinden endişe eden milyonlarca kişinin, ordudan duruma müdahale etmesini istediğini” savunmuştu. Aynı cümlelerin, 2016’da da dudakların ucunda hazır beklediğini bilmek için, kâhin olmaya gerek yok.

***

Yakın ve uzak tarihi dikkatli bir şekilde okumak, insana Ortadoğu ve İslâm dünyasında yaşanan hiçbir şeye şaşırmamayı öğretiyor. Belli hadiselere karşı, aktörlerin refleksleri hiç değişmiyor zira.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026