T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Sporcu göçü

Türkler'in Almanya'ya göçünde tam 40 yıl doldu, şimdi bununla ilgili çeşitli toplantılar düzenleniyor ve medya konuya eğiliyor. Bir süre önce Yeni Şafak'ta 40 yıl önceki göçün öyküsünü yazdım. Bugün de güreş açısından meseleyi dile getirmek istiyorum:

Bir zamanlar Fatih Camii yakınlarındaki Güreş İhtisas Kulübü'nde çalışırken, önemli sporcular olmadığında bazı arkadaşlarımla birlikte idmanlara çıkmadığımızı hatırlıyorum. Mustafa Dağıstanlı, Hüseyin Akbaş ve hele-hele Yaşar Doğu o gün kulüpte ise idman atmosferi de buna göre doruğa yükselirdi. Güreş kulüplerinde sessizliğin başlamasında Almanya'ya göçün izlerini buluruz. Çifte Olimpiyad Şampiyonlarımızdan Mithat Bayrak, bir gitti pir gitti, hâlâ oralarda. 1960 Roma Olimpiyadları Şampiyonlarımızdan Ahmet Bilek, gurbette intihar etti. Dağıstanlı ile başa-baş maçlar atan Seyfi Özel'i trafik kazası sonunda yitirdik. Hamit Aslan, Yaman İnanç, Ziya Doğan, Özkan Sevsay, Tan Tarı, Hasan Akyol, Mazhar Cengiz, İzzet Büyük, Münir Çalışkan, Osman Kambur, Attila Oktav, Attila İzbilir, Hayrullah Şahin, Ahmet Tiren, Vahit Uysal, Ali Yağmur, Kazım Yıldırım, Fahrettin Çankaya, hep gurbet yollarında pehlivanlıklarını yitirdiler. Roma Olimpiyadları Şampiyonlarımızdan Müzahir Sille gurbette en azından 25 yıl kaldıktan sonra vatana döndü.

Tokyo Olimpiyadları'nın altın adamlarından Kazım Ayvaz, 35 yılı aşkın süreden beri İsveç'te yaşıyor. Emin Rençber, gelecek vaad eden ağırlardandı, gurbette eridi gitti. Cevat Erdoğan'ın İsveç macerası da en azından 40 yılı aştı. Bilal Tabur, 25 yıl ekmeğini gurbette aradı. Vehbi Akdağ, kardeşi Ahmet, Fahrettin Akbaş, Seyid Ahmet Ağralı da yıllarca Alman minderlerinde ter döktüler.

Sofya'da düzenlenen son dünya şampiyonasında üçüncü kuşak gurbetçilerimizden Vahap Hanlı, 63 kiloda Almanya'yı temsil etti ama madalya alamadı. Almanya'ya göç treni sanki ilk kez güreş kulüplerimize daldı, minderler birdenbire boşaldı. Müzahir Sille'nin Witten bölgesinde birinci olduktan sonra (1962) bana gönderdiği kartpostalı hâlâ saklarım. Arkasında şu satırlar yazılıdır: "Türkiye'de 10 defa Olimpiyad Şampiyonu olacağına Almanya'da bir kere bölge şampiyonu ol daha çok itibar görürsün..."

İlk yıllarda ikinci, üçüncü el otomobil satın alanlar konvoy halinde yazı geçirmek için Türkiye'ye gelirlerdi. Güreşçilerin, seçilmiş sporcuların dışında pek çok gurbetçimiz oralarda vasıfsız işçi olarak çalıştılar. Giderek piramit değişti.

Şimdilerde 2 milyonu aşan gurbetçimizin yılda 100 Milyar Mark'a yakın ciroyu bulan işler yaptıklarını iftiharla duyuyoruz. 40 yıl içinde en az bu kadar meblağı da Türkiyemize gönderdiler. Müzikte, şiirde, felsefede adeta erişilmez yapıtlar meydana getiren Almanlar, Alpin ve Slavlarla karışıktırlar, Almanlar dolikosefal, Alpinler ise Brakisefal'dirler. Ülkenin kuzeyinde yaşıyanlar Protestan, güney Almanya ise Katolik'tir. Derler ki Almanlar'da Neron gibi eziyet etme alışkanlığı vardır. Düşünür Gobineau, Almanlar için "üstün ırk" teorisini ortaya atmıştı. Her ne olursa olsun, endüstride rasyonelleşmeyi gerçekleştiren ilk ulus olduklarını hiç unutmuyor, ama oralara giden güreşçilerimize yanıyorum.

Gurbetçi ilk güreşçi

1924 Paris Olimpiyadları'na katılan Milli Takımımızın kaptanlığını yapan Dürrü Sade (75 kilo) Almanya'ya giden ilk güreşçimizdir.

1960'larda vatana döndüğünde Küçükyalı'daki evlerinde onu ziyaret etmiştim. Helga adında bir bayanla evliydi ve çocukları yoktu. Farsça isim taşıyan ve Türkçe anlamı "Saadet İncisi" demek olan Dürrü Sade, o gün bana şunları anlatmıştı: "Macar antrenör Raul Peter Türkiye'ye gelinceye kadar (göğüs çarprazı, kravat, kafakol ve tekkol)'la rakiplerimizi yenmeğe çalışırdık. Peter, Türkiye'ye (burgu, suples, tek-çift kle ile kafakol)'un çeşitlerini getirdi. Hababam hamurişi yer kilo almayı pehlivanlık sanırdık. Peter bizlere ızgara et, salçasız yemek ve meyva yeme alışkanlığı aşıladı."

İlk gurbetçi güreşçimiz 24 Eylül 1979 tarihinde (77 yaşında) vefat etti.

Bekir Rafet

Almanya'ya göç eden ilk Türk sporcusu Bekir Rafet'tir. Adı efsaneleşen bu futbolcu, Stuttgart Tren İstasyonu'nda toto Bayii idi. Yıllardır birlikte çalıştığım ve bugün Yeni Şafak'ta birlikte olduğum arkadaşım Bekir Boran, Almanya'da yaşıyordu ve bir gün telefonla beni arayıp "Ses getiren bir röportaj yapmak istiyorum, ne tavsiye edersin?" diye sordu. O'na Bekir Rafet'in adresini verdim. Bekir Boran, meşhur futbolcuyu buldu, konuştu ve gönderdiği yazısı Tercüman Gazetesi'nde tam sayfa yayınlandı.


27 Aralık 2001
Perşembe
 
ALİ GÜMÜŞ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED