Avrupa'ya üç cepheli baskı
04:00, 17/10/2026, Cumartesi
Yeni Şafak

Arşiv.
Avrupa Birliği, ikisi dış biri iç cephe olmak üzere üç koldan gelen yoğun baskıyla karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’ya yönelik adımları, Çin’in sanayi gücü ve yüksek enerji maliyetleri Avrupa’nın ekonomik ve siyasi dengelerini sarsıyor. Avrupa liderleri, popülist söylemler ile yükselen aşırı sağ karşısında da kritik tercihler yapmak zorunda.
Avrupa Birliği (AB) liderleri, Ukrayna savaşı, enerji maliyetleri ve Çin’in artan ekonomik rekabet gücünün aynı anda baskı oluşturduğu kritik bir dönemeçte bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’ya yönelik politikaları transatlantik ittifakın güvenilirliğini tartışmaya açarken, Çin’in özellikle otomotiv sektöründeki üretim kapasitesi Avrupa’nın sanayi merkezlerini zorluyor. Yüksek enerji maliyetleri ve yaklaşan seçimlerin yarattığı siyasi baskı ise ortak Avrupa politikası oluşturmayı giderek güçleştiriyor. Dün sona eren Brüksel’deki AB Liderler Zirvesi'nde bu sorunların birbirinden bağımsız olmadığı açık biçimde görüldü. Ukrayna’ya sağlanacak yeni mali ve askeri desteğin finansmanı tartışılırken, Avrupa’nın savunma harcamalarını artırma, sanayi rekabetçiliğini koruma ve ortak bütçeyi şekillendirme hedefleri de ülkeleri karşı karşıya getiriyor. Bu tablonun merkezinde, Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi politikalarını artık yalnızca kendi tercihleriyle belirleyemediği gerçeği bulunuyor.
TRUMP’IN RUSYA POLİTİKASI KRİZ OLUŞTURDU
Trump yönetiminin Rusya’ya yönelik son adımları, Avrupa’nın Ukrayna politikasında yeni bir belirsizlik oluşturdu. ABD’nin daha önce kısıtlanan Rus dizelinin satışına kapıyı açması, Moskova’nın enerji gelirlerini artırabileceği ve savaşın finansmanını kolaylaştırabileceği gerekçesiyle Avrupa’da tepki çekiyor. Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, Trump’ın Putin’le uzlaşmacı yaklaşımını eleştirerek ABD ile Avrupa’nın aynı güvenlik ittifakında bulunduğunu hatırlattı. Orpo’ya göre NATO açısından en büyük tehdit Rusya iken Moskova’ya ekonomik alan açılması, ittifakın ortak çıkarlarıyla çelişiyor. ABD’nin Ukrayna’nın Rus saldırılarına karşı koymasında kullanılan Starlink teknolojisine ilişkin sınırlamaları da Avrupa’daki kaygıları artırıyor. Washington’ın tutumunun değişmesi, Avrupalı hükümetleri Ukrayna’nın savunmasının ne ölçüde ABD desteğine bağlı olduğu sorusuyla yeniden karşı karşıya bırakıyor. Avrupa açısından temel sorun yalnızca Trump’ın Putin’le anlaşma ihtimali değil. Washington’ın Ukrayna politikasını değiştirmesi durumunda ortaya çıkabilecek güvenlik ve finansman boşluğunu kimin dolduracağı da belirsizliğini koruyor.
ÇİN’İN SANAYİ GÜCÜ ZORLUYOR
Avrupa’nın karşı karşıya olduğu ikinci büyük baskı, Çin’in üretim kapasitesi ve ihracat gücünden kaynaklanıyor. Özellikle elektrikli ve hibrit otomobillerde rekabetin sertleşmesi, Almanya ve Fransa gibi sanayi ekonomilerinin mevcut iş modellerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Çinli üreticiler, büyük ölçekli üretim kapasiteleri ve maliyet avantajları sayesinde Avrupa pazarında daha güçlü bir konuma ulaşmaya çalışıyor. Bu durum, otomotiv sektörünün yanı sıra kimya, plastik ve diğer sanayi kollarında da rekabet baskısını artırıyor. Avrupa’nın sorunu yalnızca Çin’den daha fazla ürün ithal edilmesi değil. Kıta, küresel sanayideki konumunu korumak için ihtiyaç duyduğu yatırımları yaparken aynı zamanda yüksek üretim maliyetleriyle mücadele etmek zorunda. Almanya ve Fransa’nın Çin’den gelen PET plastik ithalatına karşı acil önlemler alınmasını isteyen ortak girişimi, bu kaygıların farklı sektörlere yayıldığını gösteriyor. Bu çerçevede, zirve kapsamında Almanya ve Fransa, Çin'e karşı zor durumdaki otomobil sektörlerini korumak için anlaşmaya vardılar. Bu anlaşma, İngiltere'nin yakında yürürlüğe girecek "Made in Europe" kuralları kapsamında Avrupa sübvansiyonlarından yararlanmasına olanak sağlamayı da içeriyor.
ENERJİ MALİYETLERİ SİYASETİ BASKILIYOR
Enerji fiyatları, Avrupa’nın hem ekonomik rekabetçiliğini hem de siyasi istikrarını etkileyen temel sorunlardan biri olmayı sürdürüyor. Özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketler, maliyet baskısı nedeniyle üretimlerini azaltma veya yatırımlarını başka bölgelere kaydırma riskiyle karşı karşıya. Yüksek enerji faturaları yalnızca sanayiyi etkilemiyor. Hane halklarının satın alma gücünü zayıflatan ve şirketlerin maliyetlerini artıran fiyat baskısı, hükümetlerin bütçe dengelerini de bozuyor. Savunma harcamalarının artırılması, Ukrayna’ya yardımın sürdürülmesi ve sanayiye destek verilmesi gibi öncelikler aynı kamu kaynakları için rekabet ediyor. Bu nedenle enerji krizinin ekonomik sonuçları, doğrudan AB’nin ortak bütçe tartışmalarına ve ulusal hükümetlerin siyasi manevra alanına yansıyor. Avrupa’nın karşı karşıya olduğu temel çelişki burada ortaya çıkıyor. Çin ve ABD karşısında daha rekabetçi olmak için yatırım yapılması gerekiyor ancak yüksek maliyetler ve bütçe kısıtları bu yatırımların finansmanını zorlaştırıyor.
AŞIRI SAĞ ORTAK AVRUPA'YI VURDU
Ekonomik baskıların siyasi sonuçları da giderek belirginleşiyor. Hayat pahalılığı, sanayide yaşanan sorunlar ve kamu harcamalarına ilişkin tartışmalar, Avrupa genelinde seçmen memnuniyetsizliğini artırırken aşırı sağ partilere yeni fırsatlar sunuyor. Fransa’da Marine Le Pen’in cumhurbaşkanlığı yarışındaki güçlü konumu, Avrupa’nın geleceğine ilişkin kaygıları artırıyor. Ukrayna’ya yardımların azaltılmasını ve AB bütçesine katkının düşürülmesini savunan aşırı sağın güçlenmesi, ortak politikaların devamlılığı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Almanya, İsveç ve Hollanda gibi AB bütçesine net katkı sağlayan ülkeler harcamaların sınırlandırılmasını isterken, İtalya ve Romanya gibi ülkeler bölgesel kalkınma ve tarım destekleri için daha geniş kaynaklar talep ediyor. Bu ayrışma, savunma ve sanayi yatırımlarının nasıl finanse edileceği konusunda uzlaşmayı daha da güçleştiriyor. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, yeni AB bütçesi konusunda yıl sonuna kadar anlaşmaya varılmasının önemini vurguluyor. Müzakerelerin gecikmesi, 2028’de yürürlüğe girmesi planlanan bütçeye ilişkin kararların siyasi takvim nedeniyle daha da ötelenmesi riskini taşıyor.
ACİL VE KOORDİNELİ MÜDAHALE ÇAĞRISI
Öte yandan dün AB Liderler Zirvesi'nin rekabetçilik ve gelecek dönem bütçesine ilişkin sonuç bildirisi yayınlandı. Bildiride, mevcut jeopolitik gelişmelerin küresel tedarik zincirleri, enerji güvenliği, enerji ve akaryakıt fiyatları üzerindeki etkilerinin ele alındığı belirtildi. Yüksek enerji fiyatlarının vatandaşlar, özellikle de kırılgan kesimler, sanayi ve ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekilen bildiride, mevcut durumun AB düzeyinde acil ve koordineli bir müdahale gerektirdiği vurgulandı. Bildiride, üye ülkelerin kendilerine özgü koşullarını dikkate alan, AB Tek Pazarı'nı koruyan, hedefli ve geçici önlemler alınması istendi.

Dünya
İngilizlerin yaklaşık yarısı hiçbir koşulda İngiltere için savaşmayacağını belirtti

Dünya
Fransa’da lise protestoları büyüyor: 8 bine yakın kişi gözaltına alındı

Dünya
'İhanete uğradım' diyen Zelenski’den Trump'a tepki: Diğer tarafı seçmesi acı verici

Dünya
Kremlin'den Avrupa'ya Ukrayna tepkisi: Savaşı sürdürmek istiyorlar