Bakü’de, ‘Asya’da Güven Artıcı Önlemler Konferansı-CICA’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı konuşmanın bazı bölümlerini jeopolitik dile tercüme etmemiz gerekiyor…
“… bazı önceliklerin vurgulanması gerekiyor…
Birincisi, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor. Orta Koridor, ‘Kuşak ve Yol Girişimi’nin etkinliğini önemli ölçüde artıracak…
İkincisi, Kalkınma Yolu Projesi. Bu proje, Irak ve Türkiye üzerinden Körfez’i Avrupa’ya bağlayacak ve aynı zamanda bölgede ve ötesinde istikrarı ve refahı destekleyecek…
Üçüncüsü, Asya’daki farklı bölgesel işbirliği mekanizmaları arasında sinerjinin artırılması. CICA, Türk Devletleri Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesi, kıtadaki bağlantısallığı kesinlikle artıracak”…
Daha sadeleştirirsek, “Orta Koridor Girişimi ile Kuşak-Yol Girişimi’nin uyumlaştırılması”dır. (14/10, AA.)
‘Orta Koridor’u Türkiye destekliyor ve çok önemsiyor. İran savaşı ve Ortadoğu’daki mevcut durum, öncesinde Suriye’de iktidar değişimi ve İsrail’in yaptığı soykırım nedeniyle “alt kulvar” istikrarsız ve sert stratejik rekabet var. ‘Kalkınma Yolu Projesi’ ile Hindistan-Körfez-İsrail-Avrupa yolu çarpışıyorlar. Şu an Kalkınma Yolu pozisyon üstünlüğü kazanmış durumda…
‘Üst yol’ diyebileceğimiz Rus yolu ise yine tıkalı ve yine istikrarsız. Tıkaç Ukrayna savaşı. İçlerinde gelişmeye devam eden ve müsait tek yol, ‘Orta Yol’…
Aslında, Orta Koridor Girişimi de Kuşak ve Yol Girişimi de, Çin merkezlidir, Çin yönlüdür. “Uyumlaştırılması” ifadesi; ekonomiyi, enerjiyi, ulaştırmayı, dijitalizasyonu, devasa yatırım ve işbirliklerini içerir ama nihai tahlilde ‘jeopolitik bir gerçeklik’ de sunar…
Yine varış-çıkış yollarından/hedeflerinden diğeri de Avrupa’dır. Elbette aradaki denizler ve Ortadoğu da dahildir ama ‘başlangıç-bitiş’ noktaları bu istasyonlardır…
***
Bunlar, Türkiye’nin ‘yeni dünyadaki’ küresel yollarıdır!..
O halde soru şu olmak lazım gelir…
ABD’nin bütün gücüyle çok kutuplu dünyanın karşı cephesine koyduğu Çin’le bağlantılı bu yollar, dahası bunların ‘uyumlaştırılması’ ne anlama gelir?
Küçük parsellere indiğimizde; Zengezur/‘Trump’ Koridoru bu mânâda nedir? Bir çok yorumcu, gazeteci ve akademisyenin ‘ABD destekli’ diye tarif ettiği, ‘Mekke Savunma İttifakı’ nedir, gerçekten öyle midir! ‘Hazar Merkezli’ Orta Yol’un, buradaki ülkelerin Türkiye ile ilişkileri nedir, nasıldır? İran bu konuya nasıl bakar? Can düşmanı İsrail nasıl bakar? Daha Ekim başında Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan’ı Şuşa’da ortak platformda buluşturan Savunma Bakanları toplantısı nedir? Yolun karşı tarafındaki Yunanistan bu işleri nasıl görür? Ermenistan geçtiğimiz hafta içinde, “yarın sabah kalktığımızda Türkiye-Ermenistan kapısının açılmış olduğunu görebiliriz” dedi. Madem öyle, Rusya bu işe nasıl bakar? İki hafta önce de Moskova, Batı’yla yakın ilişkileri nedeniyle Erivan’a, “Ukrayna’yı görmüyorsun herhalde” demedi mi?..
Bu coğrafyalarda aniden ortaya çıkan krizleri, küsmeleri, taraf değiştirmeleri, gönül koymaları, uzlaşıları hatta savaşları, bunları besleyen bölge dışı ülkelerin hamlelerini hangi gözle anlamlandırmayı tercih edersiniz?
Açının, gözlüklerin, eski alet çantalarının kadük/işlevsiz kaldığı eski dünya klişeleri ile mi, yoksa “yeni bir göz”le mi?
***
Hazar ve etrafı, Ortadoğu’yla birlikte Doğu’yla bağlanan yolların ilk ayağı. Batı’ya gidip-gelen yolların ilk ayağına da ‘yeni göz’le bakalım…
Öyle Yunanistan-Rum Kesimi-İsrail üzerinden değil. Ya da Karadeniz’in NATO denizine çevrilmesi yolunda Romanya-Bulgaristan virajları ile de değil. Her iki kümenin istikrarı bizim için hayatîdir ama bir de Avrupa’nın kendisi var. Da, kim o acaba?
Hem ABD hem Rusya tarafından terk edilmiş bir Avrupa var ortada. Hoş, kendi başına bırakılsa da sokağın başına gidemeyecek kadar iğreti duruyor artık. Olmayan paraları oluk oluk silaha ve savunma sanayini kurmaya harcıyor. Oysa geç artık. ABD’den sıyrılmayı çok önce düşünmeliydiler. Siyasi istikrarsızlık boğaza kadar. ‘Aşırı sağ’ eğilimlerin önü kesilemeyor. En az altı ülkede sosyal huzursuzluk ve protesto gösterileri yaşanıyor; Fransa’dan Yunanistan’a, Arnavutluk’tan İngiltere’ye kadar…
Ve önümüzdeki bir yıl daha kötü olacak. İspanya da erken seçim kararı aldığından, 8 ülkede sandık var. Hemen hepsinde Almanya’daki AfD benzeri siyasi partiler/liderler öne çıkıyor. Avrupa Birliği ise hâlâ burnunu düşürmeme derdinde. Yukarıdan konuşmalar, ayar vermeler, sağa-sola yaptırım yağdırmalar vs. Saçlarını tarıyorlar.
Ve bunlar olurken…
ABD, Rus füzelerinin Ukrayna’ya doğru gelmekte olduğunu artık Kiev’e ve ortaklarına haber vermiyor. Moskova ile enerji anlaşmaları imzalıyor. Londra ve Berlin ise kudurmuş gibi “yolumuzdan dönmek yok” diye bayrak açmaya devam ediyorlar. İngiltere’de, “ülkeni korumak için savaşa gider misin” anket sorusuna verilen “hayır” yanıtı yüzde 50’yi aşıyor. Postal var, içinde ayak yok…
***
12 Ekim’de David İgnatius,-kendisi ‘One Minute’ vakasının yaşandığı oturumun meşhur moderatörüdür. Bağlantıları güçlü bir gazetecidir-Washington Post’ta, “Sorunu ve çözümü büyüt: Ukrayna Savaşı’nı sona erdirme planı” başlıklı bir yazı kaleme aldı… (“Make the problem and the solution bigger: The Plan to end of Ukraine War”.)
Çok özeti; ABD, Ukrayna savaşını bitirme pazarlığını Rusya-Avrupa güvenlik ve ekonomik ilişkilerini de yeniden düzenleyecek daha geniş bir anlaşmaya taşımaya çalışıyor…
Vay ki vay…
Avrupa ve Rusya’nın buna ne dediği yok ortada. Olur-olmaz bilinmez.
Olursa yollar nasıl olur?

