
İsrail’in 7 Ekim sonrası Gazze’deki sivillere ilişkin soykırıma varan saldırıları uluslararası kamuoyunun büyük tepkisine neden olmuş, Netanyahu hükümeti ise sivillerin zarar görmemesi (!) için Mısır’ın Sina çölüne sürülmesine ilişkin planlarını pervasızca dile getirmişti. Netanyahu’nun Beyaz Saray ziyaretinde de aynı konu beklenmedik bir şekilde uluslararası kamuoyuyla paylaşıldı. Trump’ın, Filistin ve İsrail arasındaki ateşkes anlaşmasını hayata geçmesine önayak olması bölgesel ve uluslararası düzeyde bazı analistlerce savaşın sonlanacağına dair umutları artırıcı bir hamle olarak değerlendirilmekle birlikte Trump’ın ilk döneminde İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıması ateşkes gerçeğinin aslında bambaşka bir düzleme evirileceği de malumun ilanıydı.
PERVASIZ PLANLAR
Trump’ın, Gazze’de meydana gelen yıkımla birlikte 1.8 milyon sivilin buraya yeniden dönmelerinin tehlikeli ve imkansız olduğu dolayısıyla Mısır, Ürdün gibi ülkelere gönderilmeleri gerektiğine yönelik söylemleri bölge devletleri, yakın ABD müttefiklerinin yanı sıra BM tarafından da kınandı. Ancak, Gazze sakinlerinin yokluğunda, Amerika’ya ait pastoral bir “Orta Doğu Rivierası”nın küllerinden yeniden doğacağına, binlerce iş, yatırım fırsatı ve nihayetinde «dünya insanlarının yaşayacağı bir yer» sağlayacağına yönelik açıklamalarına ek olarak Trump’ın Orta Doğu temsilcisi Steve Witkoff, bunun yıllar alabileceğini ve bu süre zarfında Filistinlilerin başka yerlere gitmesi gerekeceğini de ekledi. Trump ve ekibinin akıl dışı açıklamaları İsrailli yetkilileri bile şaşırttı.
Filistinlilerin olmadığı Gazze hayalinin gelişimine bakıldığında bunun plansız bir söylem olmadığı söylenebilir. Öyle ki Trump’ın, Gazze’deki halkının başka ülkelere göç etmelerine ilişkin sözde “insani” söyleminin Netanyahu hükümeti tarafından defalarca dile getirilmesi, Trump’ın bu planı yazılı bir kağıttan okuması, Beyaz Saray’ın bu olasılık üzerinde uzun dönemdir çalıştığına da bir işaret. Hedef olarak söylemlerinde her ne kadar Gazze olsa da Trump’ın eli yüksekten açıp bölge ülkeleri ve uluslararası kamuoyunun Gazze’deki zorunlu göç yerine Batı Şeria’nın ilhakına razı edilmesi planı da Trump’ın ajandasında olabilir.
BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİ MÜMKÜN MÜ?
Trump’ın açıklamaları Netanyahu tarafından “devrimci vizyon” olarak tanımlansa da bölge ülkelerinin sert açıklamaları da art arda geldi. Bu bağlamda da kesin çizgilerle belirtmek gerekir ki Trump’ın akıl dışı önermelerine karşı yapılması gereken en önemli adım bölgesel iş birliğinde yatıyor. Türkiye’nin Gazze’deki sivillerin Gazze dışında herhangi bir yere gönderilmelerine karşı haklı tepkisinin yalnızlaştırılmaması da bu bağlamda önemli. Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Es-Safedi’nin “Kral Abdullah şunu defalarca söyledi: Ürdün Ürdünlülerin, Filistin ise Filistinlilerindir. Filistin sorununun çözümü Filistin topraklarındadır. Nitekim alternatif vatan söylemini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Bütün gücümüzle buna karşı koymaya devam edeceğiz.” ifadelerine ek olarak Trump’ın Gazze’deki sivilleri Ürdün’e göndermesinin bölgesel istikrarı bozacak ve hatta bir savaşı tetikleyecek hamle olarak değerlendirilmesi dikkat çekiciydi. Ancak, Ürdün Kralı Abdullah’ın Beyaz Saray ziyaretinde Trump’a yönelik övgü dolu sözleri, Gazze’deki siviller arasından 2000’e yakın hasta ve çocukları ülkesine alacağı, Gazze’deki tüm sivillerin geleceğinin ise Arap devletleriyle görüşülmesi gerektiğine yönelik “çekingen” tavırları endişe vericiydi.
Mısır’dan ise Trump’ın açıklamalarının ardından 27 Şubat’ta Kahire’de Gazze’nin mevcut durumu için acil bir toplantı düzenleneceği duyuruldu. Trump’ın ise bölgedeki diğer ülkelerin zafiyetleri ve ABD’ye olan bağımlılıkları üzerinden elindeki finansal kozları iyi kullanmasına ilişkin açıklamaları bölgedeki devletlerin bir takım geri adımlarını da beraberinde getiriyor.
KÜRESEL İSTİKRAR İÇİN İTTİFAK ŞART
Halihazırda da gelinen noktada Mısır, Ürdün başta olmak üzere bölge ülkelerinin Trump’ın akıl dışı planlarının hayata geçmemesi adına strateji teorilerinde sıklıkla kullanılan “olası olmayan ittifaklar”ı hayata geçirmesi gerekiyor. Normal şartlarda bir araya gelmeyen, gelemeyen devletlerin Trump, Netanyahu gibi narsist kişiliğe sahip kişilerin neden olduğu bölgedeki ve dünyadaki kaosların devre dışı kalması adına birlikte hareket etmesinin bölgesel ve küresel istikrarda önemini de vurgulamak gerekir.








