Herkes büyük İstanbul depremini beklerken Şener Üşümezsoy haritayı sildi attı: Ölü fayı canlı sanıyorlar
17:37, 25/08/2026, Salı
Yeni Şafak

İstanbul’da olası büyük Marmara depremine yönelik endişeli bekleyiş sürerken, yıllardır felaket senaryolarının başrolünde yer alan Adalar Fayı hakkında bilim dünyasını sarsacak ezber bozan bir çıkış geldi. Kamuoyunda 7’nin üzerinde yıkıcı bir deprem üretmesi beklenen ve aktif olarak bilinen fay hattının aslında tamamen "ölü" olduğunu savunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Ölü fayı canlı sanıyorlar" diyerek diğer uzmanlara meydan okudu. Kuzey Marmara'da stresini boşaltmamış, kırılmayı bekleyen büyük bir fay kalmadığını iddia eden uzman ismin, yıllardır tekrarlanan sarsıntı senaryolarını adeta çöpe atan bu çarpıcı açıklamaları deprem tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı.
İstanbul’da yıllardır olası büyük deprem senaryolarının merkezinde yer alan Adalar Fayı ile ilgili Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan ezber bozan bir değerlendirme geldi. Kendi YouTube kanalında ‘Adalar Fayı Uçurumu’ başlıklı bir video yayımlayan Üşümezsoy, kamuoyunda aktif ve yıkıcı bir fay olarak bilinen Adalar çevresindeki fay sisteminin aslında tek ve canlı bir hat olmadığını savundu.

Ölü fayı canlı sanmak büyük bir hata
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar çevresinde yer alan ve jeolojik olarak "Adalar uçurumu" ya da "eskarpman" şeklinde tanımlanan yapının, geçmiş jeolojik dönemlerde gelişmiş yaşlı bir normal fay düzlemi olduğunu belirtiyor. Bu yapının daha sonra bölgede etkili olan farklı tektonik kuvvetlerin etkisiyle parçalandığına dikkat çeken Üşümezsoy, alanın tek bir fay hattı gibi değerlendirilmesine kesin bir dille karşı çıkıyor. Büyükçekmece’den Yeşilköy ve Tuzla’ya kadar uzandığı öne sürülen fayın aktif ve büyük deprem üretecek bir sistem olarak gösterilmesini jeolojik açıdan büyük bir yanlış olarak nitelendiren Üşümezsoy, bu yapının ölü bir fay düzlemi olduğunun altını çiziyor.

Tuzla ve Büyükada çevresindeki fay sistemleri farklı işliyor
Bölgedeki tektonik yapıyı detaylandıran Üşümezsoy, Adalar çevresinde tek bir ana fay hattı yerine farklı yönlerde gelişmiş parçalı fayların bulunduğunu ifade ediyor. Özellikle Tuzla kuşağındaki yırtılma faylarının bölgenin güncel yapısını şekillendirdiğini belirten uzman isim, Büyükada’nın doğusundan geçerek kıyıya doğru ilerleyen sistemin önemine vurgu yapıyor. Son dönemde Marmara’da meydana gelen sismik hareketlerin bu genç ve geniş bir alana yayılan parçalı fay sistemleri üzerinde gerçekleştiğini savunan Üşümezsoy, Silivri ve Kumburgaz çevresindeki depremlerin de bütünüyle farklı bir tektonik sistem içinde değerlendirilmesi gerektiğini dile getiriyor.

Kuzey Marmara’da kırılmamış büyük fay kalmadı iddiası
Bölgede 1912 depreminden sonra stres biriktiren fayların daha sonraki sismik hareketlerle kırıldığını belirten Üşümezsoy, Kuzey Marmara’da artık kırılmamış büyük bir fay kalmadığını savunuyor. Yıllardır tekrarlanan ve Adalar Fayı’nın 7,2 ila 7,3 büyüklüğünde bir deprem üreteceğine dair tahminlerin kendi çalışmalarıyla uyuşmadığını belirten Üşümezsoy, Marmara’da meydana gelen son sismik hareketlerin de kendi ortaya koyduğu tektonik modeli desteklediğini ifade ediyor.
Prof. Dr. Üşümezsoy'un ezber bozan açıklamaları
Marmara Denizi’nde beklenen depreme dair yerleşik bilimsel kabullere itiraz eden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, fayın yapısına ve geçmiş depremlerle olan ilişkisine dair kendi tespitlerini şu çarpıcı sözlerle detaylandırıyor:
"Bu yaşlı, ölü fay eskarpıntısı, bu makaslama zonlarıyla fay düzlemi paramparça edilmiştir. Normal bir fay olarak tek bir düzlem halinde kayarak Adalar Platformu yükselirken önünde Çınarcık Çukuru çöktüğü jeolojik zaman sonrası, Kuzeydoğu fay rejiminin bölgede egemen olması sürecinde, bölgede etkili olan kuzeybatı-güneydoğu, güneybatı-kuzeydoğu kuvvet çifti bu alanı ve eskarpıntıyı parçalamıştır. Ancak bu eskarpıntı Kuzey Anadolu Fayı olarak kabul edildiğinde, bu eskarpıntının uzanımı Sigma 1, kuzeybatı-güneydoğu Sigma 1 ile paralel olduğu için onun üzerinde hiçbir aktivite söz konusu olamaz bu yeni tektonik rejim döneminde."

"Ve 99'dan 30 yıl geçtiği halde herkes Adalar Fayı üzerinde deprem beklerken, ilk depremler Silivri Çukuru'nda olduğunda bunu 17 Ağustos depremine bağlama gibi bir yanlışa yönelmiştir. Diğer ikinci deprem ise 23 Nisan depremi, Silivri-Kumburgaz depremidir. O da Adalar Fayı'nın 60 kilometrelik ve Yeşilköy-Büyükçekmece arasındaki devamını atlayarak Silivri Çukuru ve Kumburgaz Çukuru'ndaki depremlerdir. Bunlar da 1912 depremi sonrası bölgede stres yüklenmiş, kırılmayan fay hattıdır ve bunun kırılması sonrası artık Marmara'da, Kuzey Marmara'da kırılmamış fay yoktur tezi ortaya konmuştur."
"Ama buna karşılık Büyükçekmece'den Yeşilköy'den Tuzla'ya kadar giden fayı, ölü fayı kırılmamış fay olarak yorumlamak aslında jeolojinin en büyük hatalarından biridir. Dogmatist bir yaklaşım içindedir. Bu konuda çok net itirazlar EMSC'den geldiği halde hâlâ o fayın varlığını, Adana'dan Doğu Anadolu Fayı olarak Türkiye'de düz içi Osmaniye-Yumurtalık fay hattını Doğu Anadolu Fayının devamı olarak Adana'yı biçtiği şeklinde sürdüren tezdir. 6 Şubat depremi bu tezi çöpe atmıştır. Ve tüm MTA, TPAO, AFAD haritalarını değiştirmiştir. Bir gün de bu Ada Fayı hakkındaki haritalar değişecektir."

"Çınarcık Çukuru'nun kuzey kenarındaki bu fay Kuzey Anadolu Fayı sanılmaktadır. Başlangıçta hem Çınarcık Çukuru'nun kuzey kenarı hem Orta Marmara Çukuru'nun kuzey kenarı hem de Tekirdağ Çukuru'nun kuzey kenarı Kuzey Anadolu Fayı olarak sayılmış ve 30 yıl içinde 160 yıl içinde üç tane 7.0'lık deprem olacak veya iki tane 7.4'lük deprem olacak. Bunların biri Adalar Fayı dediğimiz Çınarcık Çukuru kuzey kenarı fayı da olacak, diğeriyse Tekirdağ Fayı dediğimiz fay üzerinde olacaktır diye çıkan makaleler mutlak kabul edilmiş ve 30 yıl boyunca sürekli bu sakız çiğnenmiştir. Makale ne kadar çok çıkarsa çıksın, değersizse değersizdir."


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.