Gündem Düğüne gider gibi gittiler

Düğüne gider gibi gittiler

Ankara'nın Kazan ilçesindekiler, 15 Temmuz'da darbecilerin püskürtülmesinde önemli rol oynadı. FETÖ üyelerinin karargah olarak kullandığı Akıncılar Üssü'ne giden Kazanlılar, jetlerin kalkışını önlemek için tarlalarını, saman balyalarını ve bulabildikleri lastikleri yaktı. Olmadı, pistin ortasına yatarak uçaklara bedenleriyle siper olmaya çalıştı. Hepsi de o gece oraya düğüne gider gibi, konvoylar halinde gitti.

Abone Ol Google News
Yasemin Asan Yeni Şafak
Düğüne gider gibi gittiler
Üs yakınlarında şehit olanlardan biri, Ahi Mahallesi Muhtarı Ali Anar'dı. Millete bomba atan F-16'ların üsten kalkışını engellemeye çalışırken şehit düşen Ali Anar'ın eşi Nuray Anar o geceyi şöyle anlattı:

'ALİ KALK, DARBE OLUYOR'

“O gün eşim beyaz gömleğini giydi. Azası Mahmut Bey'i aradı, 'Abi bugün güzel bir cuma namazı kılalım' dedi. Cuma namazına gittiler. Akşam misafirimiz vardı, yemek yedik, 2 bardak çay içti. Normalde eşim, misafir varken onları bırakmazdı, o gün uykusu geldiğini söyledi sonra uyudu. Daha sonra misafirimiz gitti, oğlumla oturuyorduk. TV'de ve sosyal medyada darbeye ilişkin haberleri gördük. Sonra 'Ali kalk, darbe oluyor' dedim. Uyandıktan sonra da telefonla konuştu, 'ülke elden gidiyor, hainler ülkeyi ne hale getirdiler' diyerek oğlumuza 'gidelim' dedi. Ben de' tabi gideceksiniz' diyerek yolladım. Giderken de komşu sordu, 'nereye gidiyorsunuz' diye... Eşim de 'ülkeyi savunmaya gidiyoruz' diye cevap verdi."

Ahi Mahallesi Muhtarı Ali Anar, Akıncılar'da 'Biz buraya şehit olmaya geldik' diyerek darbecilere göğsünü siper etti. Hainlerin kurşunlarıyla şehit olan Anar, ruhunu teslim ettiğinde gülümsüyordu.
Ahi Mahallesi Muhtarı Ali Anar, Akıncılar'da 'Biz buraya şehit olmaya geldik' diyerek darbecilere göğsünü siper etti. Hainlerin kurşunlarıyla şehit olan Anar, ruhunu teslim ettiğinde gülümsüyordu.


KOL KOLA YÜRÜDÜLER


“Kazan'a giderken 'bugün gitmeyeceğiz de ne zaman gideceğiz' demiş. 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'na düğüne gider gibi konvoylar halinde gitmişler. En son konuştuğumda 'Akıncılar'a gidiyorum' dedi. Bir daha Alime ulaşamadım. Daha sonra oğlumu aradım, 'Anne, babam önlerde ben de arkalardayım' dedi. Ali, arkadaşlarına 'oğlum Hüseyin size emanet' diyor. En önde kol kola girdiği kişilere 'biz buraya şehit olmaya geldik. Bu uğurda şehit olunacaksa şehit olalım' derken o sırada hainler halkı taramış. Kurşun boynundan girip beynine zarar vermiş. Oranın hainlerin merkez üssü olduğunu bilmiyorduk. Şehit olduğunu sabah öğrendim. Yine olsa yine uyandırır, yine gönderirdim. Şehidimin yüzünde tebessüm vardı. 'Türkiye Erdoğan gibi bir lideri bir daha nerede bulacak. Neden kıymeti bilinmiyor' derdi. Tarih onları her zaman hatırlatacak. Eşim şehit oldu diye kıskanıyorum. Şehit eşi olmaktan gurur duyuyorum."

Ümit Güder
Ümit Güder


Işıklar kararınca

Kazanlı Güder ailesi de o gece ihanetin merkez üssü Akıncılar'ın önündeydi. Ailenin reisi Ümit Güder şehit oldu; eşi Türkan Güder, “Eşim şehit, oğlum ve ben de gazi olduk" diyerek o gece yaşananları anlattı: “Eşim darbe yayınını izleyince beni uyandırdı 'ben gidiyorum' diyerek çıktı. Üzerinden zaman geçti, eşim gelmeyince oğlum babasının arkasından çıktı. Daha sonra oğlumu aradım, ona da ulaşamayınca ben çıktım. O esnada selalar okunuyordu. Akıncı'ya gittiğimde tanıdığım herkes oradaydı. Eşim ve oğlum en öndeydi. Oğlumun yanına gittim. Uçakların Suriye sınırına gittiğini söleyen subaya oğlumun, 'bize söz verin uçaklar kalkmayacak' demesini istedim. Sonra, 'eylemimizi oturarak sabaha kadar devam ettirelim' dedim. Sonra siyah kıyafetli, siyah maskeli biri motosikletle içeri girdi. Aradan çok zaman geçmeden sonra elektrikler kesildi. Sonra bizi taradılar."

YARAMI FARK ETMEDİM

“Oğlum yaralanınca kenara çekildik. Eşimin yerde yattığını gördüm, korunuyor zannettim ama vurulduğu için yere yıkılmış, oğlumun ayağında kanaması çoktu. 3 ambulans geldi ama oraya uzun süre alınmadı. Hainler, sağlık görevlilerin alana girmesi halinde vuracaklarını söylediler. Ben yaramı hiç fark etmedim. Ankara'ya gelirken yolda büyük oğlumu aradım yaşananları anlattım. Eşimi 1 gün sonra bulduk. Ben, eşim ve oğlum ayrı ayrı hastanelerde tedavi gördük. Eşim 5 gün hastanede yattı, sonra şehit oldu. Oğlum 10 gün yoğun bakımda kaldı. 3 yerimden yara almıştım ama yaşananların acısı daha ağır bastığı için fark etmemişim. Eşimin cenazesine gidemedik. Eşim şehit oldu, oğlum gazi oldu, ben de gazi oldum. Mutluyum, gururluyum."

Ömer Takdemir
Ömer Takdemir


Müslümanların zaferi

Ömer Takdemir, askere gitmeye hazırlanırken Akıncılar'da darbecilerin kurşunuyla şehit düştü. İşte, babası Nihat Takdemir'in ağzından o gece: “Cuma akşamı takım elbisesini giyerek düğüne gitti. 22.00 sularında eve geldi. Derken, 'baba darbe oluyormuş, Ankara'yı bombalıyorlar, ne duruyoruz! Ben duramam, bu gece gitmezsek vatan, millet elden gidecek' deyip koşarak şehit olmaya gitti. Akıncılar'da hainler ışıkları kapatıp, vatandaşı taramış. Sırtından tek kurşun ile şehit olmuş. 1.80 boy, 80 kilosu Cenab-ı Hak onu kendine yetiştirmişti. Askere gidecekti. Şehitlerimiz kurşuna karşı 'Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber' diyerek durdular. Bu şehitler sadece 78 milyon Türkiye'yi kurtarmadı, 1,5 milyar Müslümanlığı kurtardı."

Hasan Yılmaz
Hasan Yılmaz


Bayramlığını giydi

Akıncı'da şehit olan kahramanlardan Hasan Yılmaz'ı, eşi Dilek Yılmaz anlattı: “O gün işte çok yorulmuştum, eve gelip hemen uyudum. Kızım ve eşim TV izliyormuş, darbe olduğunu görünce eşim 'ben gidiyorum' diyor, kızım da 'baba ben de gelmek istiyorum' demiş. Sonra beni uyandırdılar 'biz gidiyoruz' dediler, soru bile soramadan hızlıca evden çıktılar. Bayram için aldığım beyaz gömleğini giyerek şehit olmaya gitti. Akıncı'ya gittiklerini söyledi ve 'Bizi bekleme, ne zaman geliriz bilmiyoruz, hakkını helal et' dedi. Akıncılar'da bazı askerler vatandaşa 'bir daha namaz kılamayacaksınız, sabah cenaze namazınız kılacak' diye dalga geçiyorlarmış. Vatandaşlar 5 adım, 10 adım öne gide gide askerleri nizamiye içine kadar götürmüşler. Kızım babasının arkasında duruyormuş bir anda elektrik gitmiş ve insanları 1 saat boyunca taramışlar. Eşim ensesinden vurulmuş ve beyni parçalanmış; eşimden çıkan parçalar kızıma isabet etmiş. Babasının vurulduğunu gördüğü halde babası olduğunu kabul etmemiş kızım, o an şoka girip babasını aramaya başlamış. Gözleri mosmor olmuştu. Sabah 05.00 civarında kızım babasını bütün hastanelerde aradığını ama bulamadığını söyledi. Ben hastaneye gittiğimde eşimin şehit olduğunu öğrendim. Eşim vatanını çok seven bir insandı, gözünü kırpmadan kendisi ile kızını vatan için savaşmaya götürdü. Vatan, millet sağ olsun."


Samet Cantürk
Samet Cantürk



Allah yardım etti

Akıncılar'da şehit olanlar arasında Samet Cantürk de vardı. Babaannesi Refika Cantürk torununun o gece yaşadıklarını şöyle anlattı: “Samet, annesini 3, babasını ise 13 yaşında kaybetti. Onu ben büyüttüm. Kazan Belediyesi'nde çalışıyordu. Darbe olduğunda işteydi. Anons edilmiş, eve geldi, motorunu bıraktı, arabasını alarak kendisiyle gelmek isteyen kardeşi Kazım'a, 'Sen ninemle kal. Ona göz kulak ol' diyerek vatanı kurtarmaya gitti ve vücuduna isabet eden hain kurşunla şehit düştü. Akıncılar'da düşmanlar ateş edince yaralanmış, ambulansın yaralıları almasına hemen izin vermemişler. Orada kan kaybederek şehit olmuş. Her zaman torunum 'askerde şehit olacağım' derdi. Bu yıl askere gidecekti, askere gitmeden şehit oldu. Allah bu işte yardım etti, gavurlar, Türkiye'nin topsuz, tüfeksiz kurutulduğuna hayret ediyor. Şehit verdik ama memleketimiz kurtuldu."


Emrah Sapa
Emrah Sapa


Maskelinin emriyle kurşunlandı

Akıncılar şehitlerinden Emrah Sapa'nın babası İsmail Sapa, o geceyi şöyle anlattı: “Gelinim memleketteymiş, oğlum evde tekmiş. Darbe haberini duyunca çıkıp gitmiş. Önce Külliye'ye, birkaç saat sonra da Akıncılar'a gitmiş. Önce helikopterden taramışlar. Daha sonra maskeli, motosikletli biri Akıncılar'a gelmiş, hain askerlerin kulağına bir şeyler fısıldamış, ardından halkı taramaya başlamışlar. Alnından tek kurşun ile şehit olmuş. Biz haberi sabah öğrendik. Eşim, oğlumuzun meydana gittiğinden haberi yok iken o gece sabaha kadar ağlamış. Gelinimizle saat 03.00 sularına kadar konuşmuşlar. Gelinimiz eve gitmesini söylemiş ancak Emrah, 'Allah korur' demiş, gitmemiş. Ateş düştüğü yeri yakar ama vatan sağ olsun. Şuan herkes onlar sayesinde bulundukları yerde."

Lokman Biçinci
Lokman Biçinci


2 günde 2 evlat

Lokman Biçinci'nin ailesi, Erzurum'dan kızlarının cenazesini beklerken oğullarını şehit verdi. 2 günde 2 evladını toprağa veren Güldali Biçinci, oğlunun nasıl şehadete yürüdüğünü anlattı: “Erzurum'dan ablasının cenazesi gelecekti. Lokman, 'televizyon açalım' deyince bende 'oğlum cenazemiz var, olur mu' dedim ama yine de açtı. Sonra bana sarıldı, yanaklarımı öptü 'annemi üzmeyin, ben gidiyorum' diyerek çıktı. Akıncılar'da o hainlere yanlış yolda olduklarını anlatmaya çalışmış. Sonra 3 kurşun ile yavrumu şehit etmişler. O gün beyaz gömlek giymiş, o gömleği al kanlara boyanmıştı. Çıktıktan sonra ulaşamadık. Sabah 06.00 sularında 'cenazeniz var' denilerek hastaneye çağırdılar. Oğlumun şehit olduğundan haberimiz olmadığı için aklımıza kızımın cenazesi geldi. Morga gittik orada oğlumun o güzel yüzünü gördüm. İki kuzumu birden toprağa verdim. Hangisine üzüleceğimi bilemiyorum. Darbe olaylarından dolayı kızım Erzurum'da toprağa verildi. Lokman oğlumu da Kazan'da toprağa verdik. Evlendirecektik ama nasip olmadı. Onlar olmasaydı biz de bugün olmazdık. Vatan olmazsa biz de olmayız. 4 oğlum daha var onları da vatana kurban etmeye hazırım."

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.