Gündem O gece tarihin akışı değişti

O gece tarihin akışı değişti

15 Temmuz darbe ve işgal girişimi üzerinden tam 5 yıl geçti. Beş yıldır bu ihaneti ve arkasındaki hainleri konuşuyoruz. Daha da konuşacağız. Aradan geçen 5 yıla rağmen, bu ihanet şebekesinin ne olduğunu, nasıl örgütlendiğini, arkasında tam olarak hangi güçlerin olduğunu bütün çıplaklığı ile ortaya koyabilmiş değiliz.

Abone Ol Google News
Hüseyin Likoğlu Yeni Şafak
​O gece tarihin akışı değişti
Fotoğraf: Arşiv

15 Temmuz darbe ve işgal girişimi üzerinden tam 5 yıl geçti. Beş yıldır bu ihaneti ve arkasındaki hainleri konuşuyoruz. Daha da konuşacağız. Aradan geçen 5 yıla rağmen, bu ihanet şebekesinin ne olduğunu, nasıl örgütlendiğini, arkasında tam olarak hangi güçlerin olduğunu bütün çıplaklığı ile ortaya koyabilmiş değiliz.

Hüseyin LikoğlunYeni Şafak Gazetesi-Genel Yayın Yönetmeni
Hüseyin LikoğlunYeni Şafak Gazetesi-Genel Yayın Yönetmeni
  • Yarım asırda oluşturulan pazılın birçok parçasını bir araya getirdik fakat henüz resmin tamamını görmekten çok uzaktayız. Ancak sonuca çok yakın olduğumuzu da bilmemiz gerekir. Olayları, kişileri tek tek tanımaya başladık. Sadece parçaları bir araya getirmek için biraz daha gayrete ihtiyacımız var.

15 Temmuz tarihinde evet bir darbe ve işgal girişimine kalkışıldı, doğru. Ama 15 Temmuz aynı zamanda bir direniş destanıdır. O gece tarihin akışı değişti. 15 Temmuz gecesinin nasıl bir destan olduğunu o geceden sonra nelerin yaşandığını görmeden, o destanı anlayamayız.

Şöyle bir düşünün: Sıcak bir yaz akşamı ve haftanın son günü. Kimi yorgun argın işten çıkmış evine gidiyor, kimi tatil hesabı yapıyor, kimi eğlenmeye, kimi eş dost ziyaretine gidiyor, kimi de evinde akşam yemeğini yemiş, yorgunluk kahvesini içiyor.

Böyle bir ortamda geldi darbe ve ihanet girişimi haberi. Milyonlar, sonunu düşünmeden, ölümden korkmadan, sağında solunda kim var bakmadan direnişe geçti. Üstelik ellerinde hiçbir karşı koyma materyali yoktu. Bırakın silahı, kimsenin elinde taş veya sopa bile yoktu. Tamamen çıplak elleriyle direndiler. Bu yüzden direniş şekli bile başlı başına bir destandır.

  • 15 Temmuz darbe ve ihanet girişimine karşı kazanılan zafer, Türkiye’nin bölgesel ve küresel duruşunda son 5 yılda büyük değişimlere yol açtı. Yarım asırlık Fetullahçı terörist yapılanma deşifre oldukça, Türkiye gücüne güç kattı.

İhanet girişiminin üzerinden yalnızca bir ay geçmeden Türkiye, bölgesinde tarihinin en büyük harekâtını yaptı. İçerideki terörist unsurların üst aklının yönettiği dışardaki terör örgütü DEAŞ’a karşı Fırat Kalkanı Harekâtını gerçekleştirildi.

15 Temmuz’dan sonra sınırlarına ve milli birliğine yönelik tehditleri sınırlarının ötesinde göğüslemeye karar veren Türkiye, ardı ardına Suriye’deki terör örgütlerine operasyonlara devam etti. Zeytin Dalı Harekâtı ile PKK’nın beli kırıldı, Barış Pınarı Harekâtıyla terör örgütü Türkiye’nin sınırlarından uzaklaştırılarak, PKK’ya büyük darbe indirildi.

  • Bütün bu harekâtların ABD, Avrupa ve kısmen Rusya’nın itirazlarına, karşı çıkmalarına rağmen yapıldığını unutmamak lazım. Libya ve Doğu Akdeniz, 15 Temmuz direnişinin neticesidir. 28 yıllık Karabağ işgalinin sona erdirilmesi de 15 Temmuz zaferinin neticesidir.

Bütün bunlar bir tarafa, 15 Temmuz direnişinin zaferle sonuçlanmasının imzası Ayasofya, mührü de Taksim Camii’dir. Eğer 15 Temmuz zaferle neticelenmeseydi, bırakın Ayasofya’yı ibadete açmak, aklımızdan bile geçiremezdik. 200 yıl sonra Taksim’e cami yapabilmişsek, bunu 251 şehidimize iki binden fazla gazimize ve o gece ölümü korkutarak meydanlara inen milyonlarca insanımıza borçluyuz.

Evet, o gece tarihin akışı değişti. Şimdi biz, akışı değişen tarihi yaşıyoruz. Bu günleri yaşamamıza ve görmemize sebep olan arkadaşım, dostum, meslektaşım şehit Mustafa Cambaz başta olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnetle yâd ediyoruz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.