Üç ülke birbirini tamamlıyor: Pakistan cephesinden Mekke Anlaşması
04:00, 24/08/2026, PazartesiG: Güncelleme: 04:17, 24/08/2026, Pazartesi
Yeni Şafak

Recep Tayyip Erdoğan, Muhammed bin Selman, Şahbaz Şerif.
Mekke Anlaşması Pakistan’da bayram havasıyla karşılandı. Büyük şehirlerde ışıklandırmalar, havai fişek gösterileri yapıldı ve konvoylar düzenlendi. Pakistanlı emekli Tümgeneral İjaz Malik; Türkiye, Pakistan ve S.Arabistan’ın birbirlerinin potansiyellerini tamamlayacağını söyledi. Eski bakan ve senatör Mushahid Hussain Sayed de anlaşmanın Pakistan’a sağlayacağı üç avantaja dikkat çekti.
7 Ağustos Cuma günü kutsal Mekke şehrinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması (MOSA) bölgede ve dünyada “mini bir deprem” etkisi oluşturdu. Biz bu analizimiz de anlaşma Pakistan'dan nasıl görünüyor, Pakistan ne katkı sunabilir ne beklentileri olabilir üzerinde durmak istiyoruz. Kaynaklarımız daha çok Pakistanlı.
NÜKLEER GÜÇ
Pakistan Müslüman dünyadaki tek nükleer güç olma özelliği taşıyor. Nükleer bombalarını taşıtacak kısa ve orta menzilli füzelere, nükleer saldırıya uğradıktan sonra cevap verebilme kabiliyetine de sahip. Bu caydırıcılık yüzünden kendisinden birçok alanda büyük olan Hindistan’ı dizginleyebiliyor.
GÜÇLÜ VE TECRÜBELİ ORDU
Pakistan, ülkedeki istikrarsızlaştırma unsurları ile yıllardır savaştığı için, sahada deneyimli güçlü bir orduya da sahip. Ayrıca, BM barış gücü misyonlarına da uzun yıllardır asker veriyor. Hindistan ile sürekli bir kapışma halinde bulunduğu içinde sürekli teyakkuz halinde bir ordu.
Pakistan gelişmiş bir savunma sanayisine de sahip ve Çin ile birlikte ortak savaş uçakları üretiyorlar.
GÜÇLÜ İNSAN KAYNAĞI
2023 resmi verilerine göre 241,5 milyon nüfusa sahiptir ve 20,8 yaş ortalamasıyla genç bir nüfus barındırmaktadır. Güçlü bir insan kaynağı vardır. Her ne kadar okuryazarlık oranı %60’lar civarında olsa da okuryazar kesim İngilizceyi iyi bilmekte ve iyi kullanmaktadır.
EKONOMİ VE TİCARET İSTENEN SEVİYEDE DEĞİL
Gelişmekte olan bir ekonomisi olan Pakistan ihracatta da gerekli atılımı henüz yapamamıştır. Yıllık 30 milyar dolarlık bir ihracat Pakistan gibi dev bir nüfusa sahip ülke için çok düşüktür.
DIŞ VE İÇ TEHDİTLER
Pakistan kendisine asıl tehdidi doğu komşusu Hindistan’dan görmektedir. Keşmir meselesine son yıllarda su sorunu da eklenmiştir. Ülkenin Afganistan ile ilişkileri Taliban 2021’de iş başına geldikten sonra bozulmuştur. Pakistan, Afganistan’ı, terör örgütü olarak nitelediği Pakistan Taliban Hareketini desteklemek ve topraklarında barındırmakla suçlamaktadır. Pakistan’ın bir diğer iç sorunu Beluçistan eyaletindeki aşırı solcu Beluç ayrılıkçı hareketidir. Şimdi bir de Pakistan-Suudi Arabistan ilişkilerine bakalım.
UZUN YILLARA SÂRİ EKONOMİK VE ASKERİ İLİŞKİLER
İki ülke arasındaki, özellikle de askeri ilişkiler çok eski ve sağlamdır. Ve hatta elindeki mali ve enerji kaldıraçlarından dolayı Suudi Arabistan’ın siyaset üzerinde nüfuz sahibi olduğunu belirtmek gerekir.
STRATEJİK KARŞILIKLI SAVUNMA ANLAŞMASI
Uzun yılların bu güçlü ilişkileri, İsrail’in Katar’a saldırısı sonrasında, 17 Eylül 2025’de Riyad’da taçlandırılmış ve ikili Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması imzalanmıştır. İki ülke arasında bir başka önemli faktör de Suudi Arabistan’daki yaklaşık 3 milyon gurbetçidir. Suudun Pakistan'da hatırı sayılır bir yatırımı da vardır.
MOSA PAKİSTAN'DAN NASIL GÖRÜLÜYOR?
Mekke Anlaşması Pakistan'da bir bayram havası oluşturdu desek abatmış olmayız. Büyük şehirlerde ışıklandırmalar yapıldı, caddeler, binalar üç ülkenin bayrakları ile donatıldı, havai fişek gösterileri yapıldı, şehirlerde kutlama konvoyları da oluşturuldu. Suudi Arabistan’da yaşayan bir dostum benzer manzaraların Suudi Arabistan’da da yaşandığını aktardı.
PAKİSTAN’IN ANLAŞMAYA KATKISI
En önemli katkısı nükleer şemsiye ile olacaktır. Böylece, Orta Doğu’da “Nükleer Müphemlik” politikası gütmekle birlikte nükleer silahlara sahip olduğu bilinen bir ‘sır’ olan İsrail dengelenmiş ve caydırıcılık sağlanmıştır. İstihbarat paylaşımında Pakistan istihbaratı ISI ortak istihbarata derinlik sağlayacaktır. Müşterek savunma endüstrisi oluşturulmasında kalifiye iş gücü ve mühendis sağlayacaktır. Pakistanlı beyinlerin İngilizceye derin vukufiyetini hafife almamak gerekir. Sivil ve askeri Pakistanlı bürokratlar kurumsallaşmada büyük rol oynayacaklardır. Pakistan ordusu tüm unsurları ile birlikte, gerektiğinde istenilen yerde konuşlandırıla-bileceklerdir.
PAKİSTAN’IN BEKLENTİLERİ
Pakistan çevresindeki ülkelere özellikle doğu komşusu Hindistan'a karşı psikolojik üstünlük kurmak istiyor. Geçen yıl Hindistan’la yaşanan çatışmalarda, Pakistan Hindistan’ın gelişmiş uçaklarını düşürerek psikolojik üstünlük sağlamıştır. Bu anlaşma bu psikolojik üstünlüğü daha da artıracaktır. Zaten gelişmelerden endişelenen Hindistan İsrail ile en üst düzeyden irtibata girmekte gecikmemiştir. Pakistan Mekke Anlaşması ile birlikte büyük bir stratejik atılım da yapmıştır. Pozisyonunu komşularına karşı güçlendirirken, Orta Doğu’da, özellikle Körfez’de, bir oyuncu olma yolunda önemli bir adım atmıştır. Pakistan askeri noktada, güvenlik açısından taraflarla daha derin bir iş birliği umarken, ekonomik açıdan Suudi Arabistan yatırımlarına daha fazla erişim ummaktadır. Anlaşma, özellikle Suudi Arabistan ve de Türkiye’de Pakistanlı gurbetçi sayısını artırmaya adaydır.
RİSKLER
Pakistanlı yorumcular anlaşmanın avantajları ile birlikte riskleri de gündeme taşıyorlar.
Silahlı kuvvetlerin ülkenin tarihsel olarak tarafsız kaldığı çatışmalara çekebileceği, bu tür taahhütlerin askeri kaynakları zorlayabileceği, yorgunluğa yol açabileceği, Hindistan veya Afganistan'ın fırsatçılığına ve maceracılığına karşı savunmasızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyorlar. Mekke Ortak Savunma Anlaşması bağlamında Pakistan’dan görüşler aşağı yukarı bu şekilde. Anlaşmanın tarafı diğer ülkelerde de tartışmalar sürüyor, sürecek de.
Ortak arzumuz barış içinde yaşamak
İjaz Malik / Emekli Hava Tümgeneral
- Orta Doğu'nun karmaşık durumu ve Müslüman ülkelerin karşı karşıya olduğu tehditler ve zorluklar nedeniyle, aynı düşünceleri paylaşan kardeş Müslüman ülkeler arasında bir iş birliği geliştirilmesine ihtiyaç vardı.Pakistan'ın Türkiye ile hükümetler arası, halklar arası ve ordular arası çok köklü ve uzun bir kardeşlik ilişkisi bulunuyor. Suudi Arabistan'la da neredeyse aynı şekilde güçlü ilişkilerimiz var. Bu anlaşma barış ve istikrar içindir. Bu ülkelerin hiçbirinin herhangi bir ülkeye karşı saldırgan veya tehditkâr bir amacı yoktur. Ortak arzumuz barış içinde yaşamak ve bu bölgede saygın bir konuma sahip olmaktır.

İjaz Malik/Emekli Hava Tümgeneral
ÜÇ ÜLKE BİRBİRLERİNİN POTANSİYELLERİNİ TAMAMLAYACAK
- Bu üç ülkenin her biri birbirlerinin potansiyellerini tamamlayacak unsurları masaya getiriyor. Pakistan açısından bakıldığında, Pakistan Müslüman dünyasındaki tek nükleer güçtür. En iyi ve en büyük askeri teşkilatlardan birine ve savaş tecrübesi yüksek silahlı kuvvetlere sahibiz. Bu kuvvetler yalnızca konvansiyonel savaşlarda değil, terörizme karşı mücadelede de görev almış ve başarılı olmuştur. Dolayısıyla artık potansiyel tehditlere karşı birbirlerinin kapasitelerini tamamlayacak şekilde bir araya gelen bu üç ülke, bence modern tarihte gerçekten olağanüstü bir düzenleme oluşturuyor.
TÜRKİYE'YLE TEKNOLOJİ ALIŞVERİŞİ
- Bence Pakistan öncelikle Türkiye ile teknoloji alışverişi yapılması beklentisinde olacaktır. Bazı ortak üretim tesisleri de kurulabilir. Bunun yanı sıra, pazar erişimi ve gelecekte muhtemelen diğer Müslüman ülkelerle kurulacak daha geniş kapsamlı iş birliği sayesinde birçok yan sanayi de gelişecektir. Her şeyden önce Pakistan; stratejiler, operasyonel eğitimler ve benzeri alanlarda yapıların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
- Aynı zamanda Pakistan'ın, siber alan, uçak üretimi ve ileri teknoloji gibi son derece modern ve güncel teknolojilerde uzmanlaşmış, çok yetenekli bir insan kaynağı ve uzman havuzu bulunuyor. Dolayısıyla Pakistan, klasik anlamda yeni olmayan iki yeni ortağına değer katıyor.
Pakistan, Mekke Anlaşması'nda üç somut avantaj görüyor
Mushahid Hussain Sayed / Gazeteci, jeopolitik analizci, eski bakan ve senatör
Suudi Arabistan ve Türkiye ile imzalanan ortak savunma anlaşmasının Pakistan kendisi açısından üç somut avantaj sağlayacağını düşünüyor.
- Birincisi, iki kilit Müslüman ülkeyle birlikte üstlenilecek daha geniş Orta Doğu güvenlik rolünün Pakistan’a Orta Doğu ve Körfez bölgesinde ekonomik kazanımlar sağlayacağı düşünülüyor. Çünkü bu rol, Pakistan’ın net bir güvenlik istikrar sağlayıcısı ve net bir güvenlik sağlayıcısı olarak nüfuzunu, prestijini ve imajını güçlendirecektir.
- İkinci unsur, anlaşmanın savunma üretimi ve savunma iş birliğinde ortaklık kurulmasına, Pakistan askerî teknolojisinin satışlarının artırılmasına, Pakistan ile Türkiye arasında savunma teknolojileri alanında ortak askerî üretimin geliştirilmesine yol açacak olmasıdır.
Bu nedenle üç Müslüman ülke arasında yerli savunma üretimi, teknolojik iş birliği ve bilimsel inovasyon açısından büyük bir avantaj söz konusudur. Çünkü bu üç ülkenin her biri masaya farklı güçlü yönlerini getirmektedir.

Mushahid Hussain Sayed
HİNDİSTAN-İSRAİL EKSENİNE KARŞI YENİ DENGE
- Üçüncü ve Pakistan açısından önemli bir faktör ise, bu anlaşmanın ortaya çıkmakta olan Hindistan-İsrail eksenine karşı koyma potansiyeline sahip olmasıdır. Hindistan ile İsrail arasındaki yakın ortaklığın Pakistan karşıtı güçlü bir ortak bileşeni bulunmaktadır. Bu açıdan Pakistan, anlaşmanın kendi güvenlik çıkarlarına da hizmet edeceğini düşünmektedir. Bununla birlikte Pakistan’da, anlaşmanın olumlu olduğunu düşünen ancak ülke içindeki zorluklar göz önüne alındığında -özellikle ekonomi, siyasi kutuplaşma ve terörle mücadele alanlarında- Pakistan’ın önce kendi içine dönük bir yaklaşım benimsemesi ve Orta Doğu güvenliği ile Orta Doğu diplomasisinde bu tür proaktif bir rol üstlenmeden önce “kendi evimizi düzene koymamız” gerektiğini savunan kesimler de vardır. Tüm çekincelere rağmen Pakistan’ın bu rolü, Pakistan’ın kurucusunun öngördüğü rolün devamı niteliğindedir. Bu rol, Muhammed Ali Cinnah’ın 19 Aralık 1946’da Kahire’de düzenlediği tarihî basın toplantısında son derece açık ve etkili biçimde ortaya koyduğu anlayışa dayanmaktadır. Aynı zamanda bu, Pakistan’ın on yıllar boyunca zaten üstlendiği ve ABD gibi büyük süper güçlerin Orta Doğu bölgesindeki nüfuzlarını, güvenilirliklerini ve imajlarını hızla kaybettiği değişen dünyada daha da güçlendirmek ve genişletmek istediği bir roldür. Dolayısıyla Orta Doğu’daki yeni gerçeklikler, Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin ortaya çıkan rollerini de şekillendirmektedir.

Gündem
İsrail basınından itiraf gibi analiz: 'Türkiye İran’a benzemez!'

Dünya
Mekke Anlaşması'na katılmayı değerlendiriyoruz

Gündem
Suriye’den Pakistan’a kritik ziyaret